Eskiden çocukları 7.45de okula yollayıp 3te alıyodum... Böyle bi dünya vardı...
Nasıl bir lüks. Nasıl bir hayat be! Vay anasını...
Bu lüksüme iç geçirirken aklıma okuduğum dünya klasikleri geldi. Hemen bakalım, 18-19. Yüzyıllar falan...
Öyle arşidük hanımı, kontes ne bileyim piremses olmaya da gerek yok. Hali vakti yerindecene bir tüccarın kızısınız diyelim. Yer: bir avrupa şehri, hatta istanbul da olur.
Neler okuyorduk o kitaplarda? Her evde aşağı yukarı şöyle bir kadro vardı: aşcı, arabacı (araba at arabası tabi de işte atların bakımından falan sorumlu bi dayı ajsjdjdj) oda hizmetçileri, bakkala pazara yollamalık kalfa, dadı, süt anne...
Yani ortalama bir tüccarın gızının hayatı da şöyle geçiyordu:
-nakış işlemek, kitap okumak, hobiler
-gezintiye yürüyüşe çıkmak, at binmek
-özel mürebbiyelerden ders almak (yabancı dil, piyano)
-5 çayları, kadın kadına buluşmalar, ev oturmaları
-balolar, davetler, bazen tiyatro-opera-bale
-terzi gelir ölçü alır, sarraf gelir yeni model kolye gösterir, saçını taramaya sırtını keselemeye yancın var.. hayat bu şekil.
![]() |
| outdoor kiyafetimi Dechatlondan aldim, cok rahat. Nasil buldun Marie Ann Louise? |
Bu hayata şimdi diyoruz ki vay amk!!
(Tabi o karakterlerin de elbet varoluşsal sancıları, sistem eleştirileri, kendi içinde dertleri falan oluyordu ahshdhd konumuz bu değil)
Konumuz şu: insan emeği 3 kuruş paraydı. O hizmetçi tayfa boğaz tokluğuna çalışır (boğaz tokluğu= ekmek&patates falan amk az biraz da evin sofrasından artanlar) iş verenlerine saygıda kusur etmez; hatta evin yetişkinlerine hayranlık ve minnet, evin çocuklarına sevgi ve şefkat duyardı...
Herkes için win-windi! Kimsenin garipsemediği, sorgulamadığı, herkesin adil bulduğu bir düzendi...
Sanayi devrimi ve bir takım diğer kanlı devrimler gerçekleştikten sonra bu düzen değişti.
Aradan geçen yüzyıllardan sonra geldiğimiz nokta şu oldu: ortalama bir tüccarın (günümüz uyarlaması iyi kazanan beyaz yaka olsun) evinde bir hizmetçi ordusu yok artık.
Hayatına biraz lüks katmak istersen haftada bir temizliğe yardımcı almaya, maaşının yarısını verirsen de çocuğuna bakıcı tutmaya gücün yetiyor maksimum!
Sanayi devrimiyle yeni iş kolları gelişti insanların millletin evinde/çiftliğine yancılık yapmaya gerek kalmadan çalışabilecekleri yepyeni alanlar açıldı.
Arabacı dayı dedi ki; “Ya hafız, ben niye bütün gün Bay Andrei Anton Mihayleviç’in at bokunu temizliom ki boş boş? Gidem de buharlı makinelerle çalışan lastik fabrikasında işe girem, burda aldığımın da 3 katını kazanam” dedi.
Hizmetçi Cemile de arkasından yardırdı tabi “Sikerim Küçük Bayan Rosalinda Teresiyana Hernandez Sançez’in aşkının ızdırabını! Çorabını da kendi giyiversin bi zahmet amk kızı, ben tekstil sanayiinde son ütücü olucam. Adios amigosss” dedi.
Evet işte, bütün bunlar aynen böyle oldu tatlıqısslar...
Peki bize ne olacak?
Artık 2020lere geldik ve 100 yılı aşkındır da meslek gruplarını kökten değiştirecek bir devrim olmadı.
Hala oluk oluk insan istihdam edilen meslekler aynen dewamke.
Mesela bu romanlardaki “ev yancısı” kadrosu dev bir meslekti. Ve artık yok. (Yani bu meslekleri yapanlar ciddi maaşlı, sigortalı yapıyor. Boğaz tokluğuna yancılık şeklinde yapmıyor. Öyle şehirli doktor, emekli binbaşı, tarla-emlak geliri olan tayfanın evinde değil; fox tv de 8.tekrarını izlediğimiz Adnan Ziyagil'in yalısında yapıyor. Baqın sayıyorum: Beşir-Cemile-Süleyman-şaheste-Nesrin-Katya-Matmazel= 7 kişi! Diğer zenginli dizilerde bu sayı max. 2-3tür asdjdjdjdn)
Oymacı, kakmacı, bakırcı, kalaycı zanaatkarlar vardı artık yok.
Otomasyon bir çok mesleği bitirdi. Bilişimden de böyle bir dalga beklenmekteydi.
Yani yeni dünya düzeninin trendi de yazılım olacak, çeşitli bilgisayar prgramlarıyla 100 kişinin yaptığı işi 1 kişi yapabilir hale gelecek diye ön görüyorduk.
Peki 100 kişinin işini 1 kişi yapınca, geri kalan 99 kişi ne yapacak? Daş mı yiyecek?
Bu elbette bugünden yarına olan bişey değil.
Ne demiştik tüccarın gızı örneğinde? Evde 10 kişi istihdam ediliyordu. Kişi başı mayış boğaz tokluğu+1 dolardı.
Bugünden yarına olmasa da 1 kuşak sonra şu hale geldi: 1 kişinin maaşı 10 dolar! Kuşaklar boyunca evde 10 yerine 5 yardımcı, derken 2 yardımcı son olarak da “sıfır yardımcı”ya düştük.
Aslında olan şey temelde hep aynı “biri senin “beslenme, giyinme, barınma ihtiyacını karşılıyor, sen de karşılığında ona hizmet ediyorsun”
Eskiden bu boğaz tokluğuydu (yani biri sana evinde bir yatak veriyor, sofrasından yemek veriyor, eski kıyafetlerinden veriyor)
Güçlenen ekonomi, nüfus artışı, üretim hacmi artışı ve arz-talep artışıyla: bu ihtiyaçları karşılamak için gereken maaş zamanla boğaz tokluğundan, aylık 10 dolara, 100 dolara ve 1000 dolara çıktı!
Peki şimdi şöyle bir şey olabilir mi?
Nasıl ki eskiden herkesin çocuğuna bakıcılar, dadılar bakıyordu ve zamanla “kendiniz bakın ve ya dadıya kallavi ücret ödeyin” e dönüştü; aynı şey okullar ve öğretmenler için gerçekleşebilir mi?
Yani online eğitim falan filan zilyon tane yeni yöntem ve yazılım çıkacak. Okul ücretleri ve öğretmen maaşları ulaşılamaz düzeye fırlayacak :)
Çocuğunun okul eğitimini kendin vereceksin! Buna zamanın da olacak çünkü... Bütün gününü yollarda, ofiste harcamayacaksın. Çocuk eğitmeye günde 4-5 saat ayırabileceksin...
Ha bu arada malesef tabi öğretmenler trilyoner olmıycak :)) dadılar, hizmetçiler olmadı...
(Kız öğretmenle hizmetçiyi karşılaştırmıyom haa, alakasız meslek örneği olarak verdim)
Veee 100 yıl sonra bizim dönem anlatılırken şu denecek “çocuğunu yolluyomuşun okula, beden öğretmeni sporunu yaptırıyo, resim öğretmeni aktivitesini yaptırıyo, çocuk okulda on numara takılıyo... akşam alıyon çocuğu... lükse gel, şatafata gel amk!” Ajsjdjjdjdjfjfj
Olur mu, olur!
Farazi yeni dünya düzeninin ütopya mı distopya olduğu nereden baktığına bağlı. Tüccar gızı için hizmetçilerinin ve boş beleş zamanlı günlerinin yokluğu, kendi çamaşırını yıkamak zorunda kaldığı dünya bir distopya evreniyken; ev çalışanının kimsenin ağzı kokusunu çekmeden kendi evine sahip olması fikri ütopyaydı...
Öğretmenler mesleğini seviyor. Okulda ve çocuklarla olmaktan mutlular. Ama ya “bu paraya bu çile çekilmez amk” denilen gün gelir ve öğretmenlere de başka alanlar açılırsa yine öğretmenliği tercih ederler mi? (Öğretmenleri bezdiren çileler çocuğun kendisi değil; velisi, müdürü, müfettişi, meslektaşı, sistemi, kitabı, ekipmansızlığı, milli eğitimi falan zaten...)
Son olarak bir de çocuk yetiştirme trendini karşılaştırayım.
Bebeği süt anne emziriyor, bebekler şımarmasın diye pışpışlanmıyor beşiğe bağlanıp ağlatılıyor, çocuklar ziklenmiyor cezayla eğitiyor falan filan..
Sonra laaaaps laaaps diye tokat gibi teoriler vuruldu masaya:
Anne-bebek ilişkisi, güvenli bağlanma
Çocuğun birey kabul edilmesi, ihtiyaçlarının giderilmesi, sevgi-ilgi gösterilmesi! Tüm bunların hayati önemi ve güvenli bağlanamamış, ana babasından ilgi sevgi görmemiş çocukların yetişkinliklerinde hayatının zikilmesi!
Peki hiç düşündük mü, okul ve öğretmen kavramları da aynı akıbete uğrayabilir?
Şöyle teorilere ne dersiniz:
Okulda mobbing var, akran zorbalığı var, performans anksiyetesi var, öğretmen kaynaklı travmalar var, devcileyin dertler var! Okul hayatında travmaya uğramamış çocuk yok! Ve bu okul travmaları da hayat sikiyor??
Okul ve öğretmen zaten bugünlere birçok revizyon geçirerek gelmiş. Sıkı kurallar, kısıtlanan özgürlük, manasız disiplin, psikopat hocalar, dayak-kötek olayları değişmiş, dönüşmüş... ama ya totalde “ne yaparsan yap okul travmadır” a çıkarsa tünel?
Önemli not: Cahillique akan bu yazımda bir çok mantık hatası bulacaksınız :D
Devrimler ve ekonomi, sınıf farkları, meslekler konularında yaptığım yorumlar elbette “orta 2 terk” tarih ve iktisat bilgisiyle yazıldı ahsjdjjdjdjd
Sadece yeni dünya düzenine dair çılgın bir öngörü patlatayım dedim :))
şu sıkıcı günlerde nasıl olsa beyin bedava değil mi tatlıqısslar?






tespit gibi tespit valla. cok olası. Zaten gelecekte online eğitim olacak, hologramlari olacak öğretmenlerin onlar ders anlatacak diyorlardı. Düsünsene koca almanyanin birinci siniflarina tek örtmen yeter bu durumda. Evde biz eğiteceksek biz o günleri görmeyiz Vera, Eda ve Maya düsünsün evde kızan Nasil egitiriz diye ama bu ekolar bize cakarlar kesin bak
YanıtlaSilAy öyle bişey olsa da bu avusturya hayatta geçemez zaten shdjdjnd. Hala kredi kartına geçemediler. Onu geçtim sadece nakit ödenen restorantlar var hala eheuhe yozgattaki köy kıraathanesinde bile vardır bence pos makinesi.
SilDoğru dedin kuşum ilerisi için belki ama 2 kuşak sonra anca :D (torun işinden de yırtarız bence)
Futuristik yorumlara bir diyeceğim yok, hepsi mümkün. Fakat şu 18. yy hayatı benim hayalimdir. Sabah verandada veya bahçede sütlü çaylı sohbetli güzel bir kahvaltı, sonrasında pencere önündeki sekreter tipi masada mektup yazış, akabinde çayırda yürüyüş ve bir ağaç altında oturup ''pondering about life and relationships'', sonra biraz piyano, keman (günümüzde ukulele, gitar, hang olabilir tabii) falan, akşam hava kararınca da pofuduk yastıklar içine cumburlop ve uyku.
YanıtlaSilÇok şey mi istiyorum?
Offf perihan savaş’ın sezerciğin karşısında taze fasülye yeme sahnesi gibi anlattınız şu sahneyi! O derece canım çekti
SilAshshhdhhd
Ben de istiyorum <3
Çok olası geliyor bana da ve sanırım hollanda buna en hızlı adapte olan ülkelerden biri olabilir çünkü zaten yetersiz öğretmen sorunuyla boğuşuyor ve şu dönemde çoğu okul mükemmel şekilde online eğitime geçti tıkır tıkır işliyor. Okulun sosyalleşme kısmını göz ardı edersek akademik anlamdaki herşeyin evden online yapılabileceğini düşünüyorum, ama o sosyalleşme, arkadaşlık paylaşımlar falan akademik gelişimden de önemli.
YanıtlaSilBurda para ile alışveriş yasak bu süreçte hep kart ödeme hatta eve sipariş getiren bir türk kasabı telefonumuza bir link atıyor (tikkie diyoruz buna) adımları takip edip tam tutarı bankadan ona atmış oluyoruz😅
Bizde online eğitim yok. Gayet ilkel metodlarla yürütüyoruz süreci. Öğretmen çocuklara 2-3 haftalık fasiküller hazırlıyor (fotokopiler, çalışma planı, hangi gün hangi kitaptan hangi sayfalar işlenecek vs)
SilVeli temsilcimiz (sınıf annesi) gidip öğretmenin evinden bunları teslim alıyor.
Evinin bahçesine bir masa çıkarmış; dosyaları sıra sıra diziyor ansnsjndj
Biz veliler de gidip sınıf annesinin bahçesinden alıyoruz. (Hepimiz aynı anda gitmemeye dikkat ediyoruz)
Yerine de eskileri (çocuğun yapmış olduğu ödevler) bırakıyoruz. Sınıf annesi bir sonraki turunda bunları öğretmene teslim ediyor.
Aksiyon planı bu= drug dealer gibi gizli saklı dosya değiş tokuşu ajdjfjjfjf
Başlarda online ders olmamasına seviniyordum. Malum, inkar evresi ;))
“Okullar açılacak, herşey normale dönecek. Online monlayn yeni icatlara gerek yok, kafa karıştırmaya gerek yok” diyordum ehehhee bu sistemin denenmesi, beğenilmesi, onaylanması ihtimali huzursuz ediyordu beni :(
Ama 6 haftadır ödev yaptırmaktan ciğerim soldu. Şimdi, aslında olsa iyi olurmuş diyorum :) çünkü çocuğu masa başına oturtmak, ödevi yaptırmak, dosyaları konuları takip etmek (bu kısım gerçekten karışık) illallah dedirtti :(((
Marketlerde para kullanımı yasak bu süreçte bizim de. Kartla ödeniyor. Burada (coronadan bağımsız) kart kullanımı= içinde nakit paran olan banka kartları. Yani kredi kartı, taksit vs olayları yok. Amex, diners club falan tarzı international kartlar bile birçok yerde geçmiyor mesela :)
Bizde de kredi kartı değil banka kartı yaygın
Silay ben çok beğendim bu yazıyı :) online eğitim şu an güvensiz yazılımlarla, zaman kısıtlamasıyla ve kaynak kitaplara/testlere odaklanarak gidiyor, zamanla tabii ki mükemmelleştirilebilir ama ailelerin ve devletlerin okul kurumundan kolay kolay vazgeçeceklerini sanmıyorum, çünkü
YanıtlaSil- okul sadece bilgi öğrenilen bir yer değil, toplum dinamiklerini ve toplumun bir parçası olmayı da öğreniyorlar. çoğu toplum hala tek bir "normal" anlayışına sahip olduğu için bullying (akranlar arasında ya da öğretmenlerin de dahil olduğu) bunun bir yan etkisi olarak ortaya çıkıyor.
- okulların bu yönde değismesi için bu kapitalist sistemin neredeyse kökten degismesi lazım ki çocukların 8-3 hatta 9-5 okulda kalması gerekmesin. özel okullara dönemlik 30bin akıtan aileler için bile okul isteyken çocukları bırakabilecekleri bir yer sadece.
- okullar ne yazık ki bir cok devlet için hala bir propaganda aracı. en uygar toplumlardan biri sayılan danimarka bile göcmen çocukları asimile etmekle suçlanıyor. türkiye'ye girmiyorum bile.
olamaz demeyeceğim ki farklı bir bicimde (hologram öğretmen, video ders vb) muhtemelen olacak, umarım ki asgari ücrete öğretmenlik bitecek. sadece su anki gibi kimsenin evinden çıkmadığı b*ktan bir düzen olmasın yav :(
Tabi ki mevcut düzende sadece okul değişemez. Hepsi kökten değişirse okul da nasibini alır ancak dediğin gibi. Ben de onu diyorum.
SilYoksa açıköğretim ve liseyi dışardan bitirme gibi sistemler zaten yıllardır var. Ve diploması örgün eğitime denk. Bizde var mı bilmiyorum ama bir çok ülkede home schooling alternatifi var.. Yani işin teknik kısmı okey. Çünkü evet, çocuk/genç okula gitmeden kendi çalışarak aynı kitabî bilgiyi edinebiliyor.
Diğer konular için de (okul olmazsa çalışan ebeyenlerin çocukları nereye zıçacak? Propoganda ve sisteme fit birey yetiştirme, sosyal-kültürel uyumlandırma için okul vs vs) sistem değişirse okul ıskartaya çıkar (çıkartılır)
Biz görmeyiz tabi o günleri ashdhdhhd o yüzden bizlik bişey yok :D
türkiye'de ilk 8 sene çocuk okula gitmek zorunda diye biliyorum, 4+4+4 yasasıyla bu 4 seneye indirildi sanırım. sonrasında istiyorsan evde egit istiyosan sanayiye çırak ver, hoş türkiye gibi ailelerin çocuklara cehennem ettigi bir ülkede ilk 12 sene zorunlu olmalı da neyse
Sil