26 Haziran 2018 Salı

Unutursak kalbimiz kurusun


memento!


Son yazımın üstünden neredeyse 1 ay geçmiş. Son 1 ayda oldukça hareketli bir gündem vardı. Hem kendi gündemim, hem malumunuz, ülkenin gündemi... 

Kendi gündemimden başlayacak olursam haziran başında 2 günlük bir istanbul kaçamağı yabdım. 

Kocasız, çocuksuz; kankito düğünü! Bütün orta okul-lise argadaşlarım, kardeşim, en sevdiklerim, hep birlikte goygoyun, makaranın, göbek atmanın dibine vurduk. 

O kadar iyi geldi ki...İki çocuk anası olmanın verdiği yüzsüzlük ve kocasız gidip şen dul kahkahaları atmanın verdiği arsızlıkla ortamda en çok eğlenen insan ben olmuş olabilirim asmsmskkd


Döndükten sonra kül kedisine dönüşmem ve çocuklu ev analığına adapte olmam 1 haftamı aldı. Resmen kendime gelemedim. 

Bir taraftan kreş cephesinde ortalık karıştıkça karışıyordu. 

Kreş müdiremiz önümüzdeki dönemde emekliliğini açıklamış (yerine gelecek müdire, mobbing skandalına karışıp başka semtteki bir kreşten dehlenmiş olan bir isim üstelik) öğretmenimiz istifa etmiş, sınıf yardımcımızın akıbeti belirsiz; kreş anaları watzapta megabaytlarca “nereye sıçacaklar??” diye ağlanır olmuştu. 

Son haftaya zaten girmiyorum. Seçim stresi sarmış ve yazı yazmaya zinhar konsantre olamaz haldeydim. Neyse durumu ve genel modumu özetlediğime göre asıl anlatmak istediğim mevzulara geçeyim. 

Konu: unutkanlık. ve ya başka bir deyişle alzheimer başlangıcı? O da olmadı kafasızlık! 

Genel olarak unutkan bir insan değilim. 

-evden çıktıktan sonra, fişi çekmiş miydim, ocağı kapatmış mıydım vs. evhamları yaşamam. Anlık yaşasam bile, eve geri dönmem. Çünkü azıcık hafızamı zorlayınca herşeyi tastamam yaptığıma emin olurum. İçim rahattır. 

-bir yere gidileceği vakit çok güzel organize olurum. Götürülecek hiçbir şeyi atlamam. Gittiğim yerde de kolay kolay bir eşyamı unutmam. 

-telefon, cüzdan, kredi kartları, anahtar gibi elzem şeyleri unuttuğum/kaybettiğim görülmemiştir. (Telefon görüldü kıhıhı)

-evde her şeyin yeri bellidir. “Onu nereye koyduydum, unuttum” sık olmaz.

Şimdi buraya kadar unutkanlık-sorumsuzluk-laylaylomluk sıkıntısı yaşamıyorum. Ama unutmamam gereken durum, böyle otomatikleşmiş mevzular değil de yeni bir durumsa; orada akıllara zarar unutkanlıklar sergiliyorum. 

Yeni duruma dair bilgiyi işleyene kadar kadar başıma en az 3 musibet gelmesi şart! Yani benim bir hatadan ders almam imkansız. O hatayı en az 3 kere tekrarlayınca öğreniyorum asjsjjddj.

Bir örnekle açıklayayım. Arabam biraz külüstür. Biz de nerde trak orda bırak mantığıyla hareket ettiğimizden bir türlü yenilemiyoruz.

Arabadaki ufak tefek arızaları da, yaptırmıyoruz haliyle. Mesela şöför yanı-ön kapı dışardan açılmıyo ahshsjdj, klimalar randımanlı değil, kapı bazen kitlenmiyo vs vs.. bunlara yatırım yapmak istemiyoruz, o haliyle idare ediveriyoruz. Motor, fren, lastikler gibi hayati önem taşıyan mevzular yıllık bakımdan geçsin yeter. 

Kapıyı anahtarla basarak kitleyince bazen kitlenmiyo. (Bazen de kitleniyo, kafasına göre) kitlenmediği vakit iç ışıkları sönmüyo ve akü bitiyo!

Burda yapmam gereken kitledikten sonra, elimle kapıyı açmaya çalışarak kitlenmiş mi diye kontrol etmek. Ve iç ışığın söndüğünü görene kadar 3-5 saniye beklemek. Oldukça basit değil mi? 

Ben arabanın bu huyunu bildiğim halde kontrol etmeyi unutup giderek tamı tamına 3 kez aküyü bitirdim asksksmsndn. Beyim her seferinde kafasızlığıma inanamayarak cinnet geçirdi ajsjdjdjjd (bi de bizde yazık, akılsız başın cezasını %90 beyim çekiyo :))

Neyse ama artık öğrendim mesela, bunu asla unutmam eheueheu. 

Yer yön bulmada defalarca aynı sapakları kaçırmak, dolap beygiri gibi dönüp durmak, bir türlü öğrenememek de konuya başka örnekler. 

Ancak unutkanlık olayına birer hafta aralı 2 vukuatla bambaşka bir açılım getirdim ki, hala kendim de inanmakta zorlanıyorum. 

Vaka 1


Çocukların çiftlik gezisi vardı. Aylar önceden planlanmış, ajandaya kaydedilmiş. 

Kreşte koridordaki panoya hareket yeri ve zamanı günler öncesinden at nalı gibi harflerle yazılmış. 

Benim aklım nerdeydi, onu okudum ve unuttum mu, yoksa nasılsa “tarihi-günü” biliyorum diye hiç dikkat etmedim mi çözemiyorum ama şöyle oldu: 

O sabah çocukları darlaya-acele ettire tam 8de kreşte olacak şekilde evden çıktık. 

Sırt çantaları, yiyecek-içecekleri tam takım hazırlandı. Kapıda güneş kremleri sürüldü, şapkalar takıldı, yedek montlar alındı. Her şey layıkıyla hazırdı.

Kreşe bir gideriz ki, sınıfta sandalyeler  ters çevrilmiş. Tükkan kapalı! Sınıf değil adeta sabaha karşı 4 suları pavyon görüntüsü.

Panoda yazan şeyi okumamla başımdan aşağı kaynar sular döküldü. (Muazzam bir deyim! hakkaten o kaynar su dökülme hissiyatı birebir oluşmuyo mu milisaniyelik de olsa?)

Hareket saati:8 yer: itfaiyenin önü diyor. Canhıraş bir şekilde bebelerimi önüme katıp, kafası kesik tavuk gibi koşturmaya başladım. Maya koşarken düştü, dizi kanadı:( attım bunları arabaya yallah itfaiyeye. 8.06 da ordaydık ve tabi ki otobüs kalkmıştı. 

Velilerden birkaçı hala oradaydı. Bir veli "Sizi bekledik ama gelmeyince gittiler" dedi. (Evet 3dk beklemişler allah razı olsun anansndndj bir kişi de çıkıp aramıyor “nerdesiniz” diye) 

Neyse hemen aldım adresi yazdım navigasyona, yetiştiririm ben bunları dedim. Yarım saatlik yol... 

Çok üzüldüm, tutmasalar ağlıycam. Nası böyle bi salaklık yaparım diye içim içimi yiyor. (Bugüne kadar olan bütün geziler kreşten hareketle oldu. Biz çocukları 8 civarı kreşe bırakır giderdik, onlar 8.30 a doğru yola çıkarlardı. Yine öyle olur diye düşündüm ben de heralde ne bilem. Ama o yazıyı okumamaya, okuyup unutmaya, dikkat etmemeye mazeret değil tabi ki. Düpe düz salaklık) 

Çocukları korkuttum (kendi paniğim ve ciğer solmam yansıdı haliyle), acele ettirdim it gibi koşturdum, otobüs deneyimlerini çaldım, morallerini bozdum, “gidemiycez mi, nasıl gidicez” endişesi yaşattım diye kahroldum hep giderken. 

Tabi ki 3. Sınıf leş komedi filmi klişeleri de yaşanmadan olmazdı bu senaryoda. Bütün kırmızı ışıklara yakalanmamız, tek yön sokakta çöp kamyonunun arkasına denk gelmemiz, yokuş ortasında iş makinesi tarafından bloklanmamız, yol çalışmaları yüzünden navigasyonun sapıtması gibi bir sürü aksilik de başımıza geldi elbet, yetişmeye çalışırken. 45 dakikada anca gittik.

Biz gittiğimizde çocuklar elma toplamayı bitirmiş ineklere saman yediriyolardı asksjjdjd

Geziye katılan analar göz devirip baktı, kreş elemanları ağız büküp kınım kınım kınadı ben de çocukları kakışladığım gibi kaçtım :)) 

Geziye görevli ana kadrosunda gitmemek için götümden bir mazeret uydurmuş (o gün filanca resmi dairede işim var) "gelmişken kal bari" havası estirilemeyecek kadar da sütyensiz, pijamalı ve terlikliydim üstelik askkskdjd ay rezillik vallahi yazarken darlandım... 

Vaka 2: 

Bu olayın travmasını hala atlatamamıştım ki aynı gerizekalılıktan 1 adet daha yaptım. 

Bu kez mevzu bir doğumgünü partisi. Watzap grubundan şöyle bir davetiye aldım. 


Mayanın ekürisi kreşten bir gızın doğum günü zımbırtısı. Okeyler verildi, geliyoruz dendi. Davet ettiğiniz için tşk’ler, ne hediye getirelimler, konuyla ilgili tüm detaylar grupta konuşuldu. 

Evlilique yıldönümümüz (8 Yıl, as bayrakları asas) pazartesiye geliyor üstelik, sırf bu parti var diye pazardan kutlamıştık bir de düşünün partinin önemini akskdkdkkf 

Maya hanımın iştirak edeceği sidikli bebe doğumgünü partisini kendi beşbinellisekiz yıllık evliliğimizin önüne geçirdim, ordan oraya koşturma olmasın stres olmasın dedim düşünün. 

Çocukları kreşten aldım. Edoyu harise devir teslim ettim. Mayayı giydirdim süsledim. Kendim ütülü beyaz göynek olsun, rugan ayakkap olsun, toprak rengi ruj olsun tam bir kreş anası, velinin ham maddesi stayla giyindim ansnsjdjdjjdjfjf 

Yine geç kalıcaz ayıb olacak stresleri ve yollarda kaybolmalar eşliğinde parti mekanına aktım. 

Kapıda parti çocuğunun adını söylüyorum. Sanki loca ayırtmışım da kotramdan inip reina’ya giriyorum ama, öyle bir godamanlık. Kız diyor öyle bir doğum günü çocuğu yok! 

-Ayy yanlış gelmiş olmayayım başka yerde şubeniz var mı sizin? Diye panikliyorum. 
-yooo diyor kız. Davetiye yanınızdaysa bakın isterseniz. 

Bir bakayım ki, pazartesi falan değil cumaymış! 29uymuş...

Bu kez kaynar su falan dökülmedi ama götümle güldüm halime askjskdjdjdj 

Ve bu kez tek sorunum olayı mayaya nasıl açıklayacağımdı ashhsjdjdjjd 

Doğumgünü bugün değilmiş beybi ya sori! Şimdi gidelim cuma yine geliriz. 4 tane yatcaz kalkcaz... falan diye açıklıyorum işte kendimce minnoşluklar yaparak. 

Tabi çocuk bozuldu, afalladı falan. "Neyse istersen biraz girelim içeri hazır gelmişken oyna sen" dedim ne diyim. "Tamam" dedi atladı hemen, üstünde durmadı zaten mevzunun. Yaş=3,5 ehehehe 

Kapıdaki kız da yaptığım salaklığa inanamayan bakışlarla ben “ehe mehe giriş ücreti ne kadar girelim bari biraz” derken "çok kalmıycaksanız geçin hadi para vermeyin" dedi. 

Beleşe girdik yarım saat oynadık. Sonra götün götün eve döndük. Haris bu olaya yorum dahi yapmadı ansjsjdjdjjdjf 

Ama gerçekten inanamıyorum. 29unun pazartesiye geldiğini nasıl düşünebildim? Ulan pazartesi 25i işte, evlilik yıldönümü... hadi onu geç 24ü pazar, seçim günü... 1 aydır bangır bangır bu tarihle yatıp kalkıyoruz... 

Nasıl bir akıl tutulması, hiç bir açıklamam yok. 29 rakamının üstünde durmayıp 25i diye attım hafızaya heralde bi şekilde. Yoksa o günü 29u sanmış olamam. Olabilirsem durum vahim çünkü! 








17 yorum:

  1. bir arkadaşım benzer anılarımda şöyle demişti:

    'güneş bazen senin beynin mi donuyor?'

    tabi 2000'lerin başları, bu laf bana aşırı cool görünmüştü. zamanla ben bu tip mal hatıralarım için 'sanırım depresyon belirtisi', 'yaa çok aşığım bu ara ondan', 'işte sınav stresleri', 'uykusuzum çok' gibi bahaneler bulsam da sonunda şunu kabul ediyorum (muharrem ince kabul edişiyle)

    BEN YILIN BAZI GÜNLERİ MAL Bİ İNSANIM

    nabayım yahu! oluyor. jakgjkgfsG

    senin mevzulara çok güldüm. çene yapasım geldi. belki dadanırım sana bugün. sitcom baş karakteri anacığım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eheueh bazen mal bi insan olduğumu ben de kabul ediyorum cağnım. Hatta haber değeri taşıyorsa sana mesaj atayım “adam mallık yaptı” ahshsjhdjjd

      Genelde totem olarak 3 kez yapıyorum aynı hatayı, bakalım bidaha ne zaman yapıcam diyodum, sonra farkettim. 3 olmuş zaten :))) sene başında bi kez de çok önemli bi veli toplantısı unutmuştum :/

      Çene çalmaya varım beybi, ittiriver bi sesli mesaj havamızı bulalım :D

      Sil
    2. teyzemi binbir ısrar kıyamet izmire çağırmıştım. sabah izmire ulaştığında karşılamayı unutmuştum. uyuyodum kadhkgfkaggjgah.. 3 kez tekrarlamıyım yahu.

      Sil
    3. Ahsjsjdjdjdjjd “uyuyodum cnm yha duymamışım” da dedin mi gelince ahahsjjdjdj

      Politik espriler meh meh :)) twittera aşırı maruz kalmaktan oluyo hep bunlar. İsmail küçükkayanın malum mesajı ifşa etme açıklamasına biri şöyle bi yorum yapmış:

      “Kes! Muharremi meseneden silecesin!” Amsmsnndndm allah kahretmesin yaa çok gülüyorum ahahshshdhdh

      Sil
  2. cocuklari servisten almayi unutmamak icin alarm kuruyorum:D ha isi yariyor mu? bazen:D buyugumu bi kac kere almayi unuttugum icin cube care denen bakimhaneye birakildi:D hemen gidip aldim mi? bakim saatinin bitmesini beklemis olabilirim:D:D:D
    diger mevzulara girmiyorum bile tatlim:D:D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çocukları unutma level’ına gelemedim henüz, ama kendimde o potansiyeli görüyorum ajajshdhdhd

      Ya zaten şu çiftlik olayından sonra bütün kreş camiası seferber olup bi ton vaaz verdiler :/ bilale anlatır gibi anlattılar.

      Kreş yardımcımız jest ve mimiklerle destekleyerek “bak bu panonun altında post-it ve kalem var. Bak bu kalem. Kalemi al. Panoda gördüğün notu yaz. Eve gidince buzdolabına yapıştır” falan diye anlatıyo, iq’mun 70 olduğuna emin şu an herkes ahsjdjdjjdhd

      Sil
    2. başak hanımcıım bloğunuz sadece güldürmüyor, politik espirilerle düşündürüyor da meh meh meh :D

      Sil
    3. 3.cocuk en kisa yol basakcim level atlamak icin:D:D:D

      Sil
    4. 3 çocukla insan donunu giymeyi bile unutur mint hanımcığım ne deseniz haklısınız ahsjsjjdjd

      Saygılarımı sunarım, kolaylıklar dilerim, öperim <3

      Sil
  3. Bunlar AYYYNI ben türü salaklıklar. Tek ben değilmişim deyü biraz rahatşadım şu an çünkü bi gün ben de yazayım bak kendini iyi hissedersin. Bizde de cezasını yazık hep beyim çekiyor. Yazık adamceğize.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaz valla zeynepcim. Bu tür vakalarda almanların tepkilerini de yaz ama asjdjjdkd

      Beycağızın benim yüzümden çektikleri de ayrı bi yazı konusu zaten ahahhahahhaha

      Ay hep biz bunlarla taşak geçiyoruz da bi de onlardan dinlemek lazım türk kadınıyla evli olmanın çileleri temasını ajajsjjsjdjd

      Sil
  4. Ahahahahha! Aşırı onemsedigim proje teslim ya da basvuru tarihlerini en az boyle 4-5 kez kacirdim desem... Gercekten yanlis gun yanlis tarih kodlamasini nasil yapiyo bu beyin ben bilmiyorum. Hadi beyin uyanmadi, olmadik seylerde hortlayan bilinc alti falan da mi bi uyari vermez?! Bi kere de boyle yuksek lisans dersimi kacirmistim; dersin ertesi gun olduğuna asiri emin bi vaziyette bisey sormak icin hocami aradim üstüne! Adam durdu durdu, sibel sabahtn beri seni bekliyorum dedi, ben hala anlamiyorum! Allahim hala düşününce utaniyorum :)))neyse ki takildigim konuyla ilgili saglam bi soru sormaya aramistim da, ders calistigima ikna olunca cok üstünde durmamisti adam...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Of hadi çoluk çombalak koca, günlük hayat mevzularında unutkanlık neyse de böyle resmi işler çok sakat yaa, neyse ki adam ikna olmuş:D

      Valla napcaz bilmiom mızmızım. Ben de bi panikledim başta (biraz da gişecisinden, temizlikçisine almanlardan aldığım tepkilerden tabi ahahsjdjjdjd) ama şimdi siz de anlatınca rahatladım. Soyumuz rahat ayol :D

      Sil
  5. Ben de daha böyle ciddi unutkanlık pek olmadı sanki aklıma gelmiyor şu an ama hani yazmışsın ya çocukları arabayla bırakırken başına gelen aksilikleri, benim de her işim böyle. Hatta bugün şöyle birşey oldu. Bugün büyüğün okulunda spor günü vardı. Ben de 4-5 gönüllüden biriydim. Hepimize 4 er çocuk verildi onları işte sırayla oynatıcaz vs. Tüm veliler spor giyinmiş, işte taytlar şortlar vs havalar o biçim. Eh ben de özendim biraz amaaa tabi ki her zaman olduğu gibi tipim düzgün duramayacaktı. Takımımda çok narin bir kız vardı. Çok tatlı ama kuru havadan nem kapıyor. Düştü ve bacağı incindi. İki saat boyunca kucağımda taşıdım, en az beş kere ağladı deli danalar gibi koşturdum. Oyunları oynarken bir elimle onu tutuyor bir elimle foto çekiyorum falan. Baktım diğer analar tezaruhatlar danslar havalar o biçim. Ben dili damağına yapışmış bir halde :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gece ya senin programın her zaman benden daha yoğun. Kurslar, sporlar, play date’ler falan gırla gidiyo sende ehehehhe

      O yüzden sıkı organize oluyosundur, unutmuyosundur ;)

      Yalnız herkesin şansına kolay mevzu düşerken sende aksilikler çıkması bahtsızlığı bende de var!

      En basitinden haris çocukları saldım çayıra takılır, göz ucuyla bile bakmaz öyle bi rahatlık. Hiç bişey gelmez başlarına.

      Ben diplerinden ayrılmayıp, kıçımın üstüne oturmazken bile illa saniyelik bi görünmez kaza yaşanır :((( bugüne kadar kafa göz yarma- acillere gitme mevzuları hep benim gözetimimdeyken oldu. Allahım kafayı yiycem!

      Sil
  6. Basak, bende buyuk kizimi okulda unutmustum bir keresinde, ay gulsem mi aglasam mi biledim simdi.Valla analiz etmeyede calismadim, nereye koysam dolmayacak, her kap bos olunca dedim kendi kendime. Ogretmenden de 1 numara salakmisim gibi firca yemek de cabasi:eve gonderdigim kagitlari iyi okuyun dedi. Ulaa okulun ilk gunleri 88 kagidi birden gonderdin okuyamadim daha hepsini diyemedim, oysa okumustum, sonra ne olmustu hatirlamiyorum. Cok opuldunuz cicim, bayildim size yine...

    YanıtlaSil
  7. akıllı telefon önemli günler ve haftalarda benim hayatımı kurtarsa da (ajanda kısmına veya not kısmına yazıyorum önemli tarihleri) dalgınlıktan kaçamıyorum. kafamda olan biteni susturamadığım için (maladaptive daydreaming denen durum sanırım) yolları karıştırıp geri gittiğim, otomatiğe bağlayıp arabalara yem olmaktan son anda kurtulduğum çok olmuştur, yolda insanlardan "nerenin malı lan bu" bakışları yemek de cabası khedkdhj

    YanıtlaSil