9 Mayıs 2018 Çarşamba

Sosyal yiyicilik, üşengeçlik ve sütyen teorileri



Biliyorsunuz tatlıqısslar, bu ara gündemim hep diyet, spor, sağlıklı yaşam, göt küçültme. 


Sürekli bu konuyu konuşmanın ve düşünmenin en çok kendime zarar olduğunu farkedeli beri, konuyu artık up’lamamaya özen gösterir olmuştum. 

Ama kendimi tutamıyorum a dostlar! Beyimle kavgalarda “tmm artk yhaa dha fzla tartışmk istmyrım” diye göz devirip, sonra dayanamayıp yine laf sokuşum gibi oldu konuya yaklaşımım asksnndjhdjd 

Ege’nin şu yazısında yine kendimi tutamadım ve 3 paragraf yorum döşendim asjsjjdjd. Ege reis de sen bunu yaz diyip verdi gazı, yapacak bişey yok. 

Halbuki kahve “glüten, şeker, püskevit ve sağlıklı beslenme” yazıları yazarken hiç oralı olmaz üstüme alınmazdım eheheheheh. 

Yani kısacası olaya gönül verince konuşasınız, yazasınız geliyo. O kafalarda değilseniz sizi durup düşünmeye davet etmiyor bu muhabbet. 
Yazan da zaten, okuyanda farkındalık yaratma misyonuyla değil; kendi çilesini doldurma yolunda kelam eyliyor. 

Ve ya sağlıklı beslenme kısmını düzene oturttunuz ve yaşam tarzı haline getirdiyseniz de konuyu artık kapatıyorsunuz. Vik vik konuşmak, kafa zikmek bu işte bu geçiş evresinde yaşanıyor. 

Bu nedenle kafa zikiyorsam affola. Bu ara idare edelim beni. Elden ele uzatalım. Arkalara doğru ilerletelim. 

Ve geçelim benim teorilere. 

Şimdi bundan çok değil 2-3 sene evvel, clean eating faslında bir takım absürdlükler yaşandı. 

Çiya tohumları, smootiler, kinoalar, mango cızlatmalar havalarda uçuştu. 


Bir laz için hamsi neyse, bir instamom için avokado o oldu. Avokadonun pilavını, tatlısını, turşusunu, muhlamasını yapar oldu instagızlar asjdjdjjfjdj 

Süt yerine soya sütü, un nâmına badem unu, şeker niyetine stevia, yağ yüzü suyu hürmetine coconut yağı, ve bir takım anam babam besinleri yerine mal mal alternatifler türedi. 

Tarifler, reçeteler paylaşıldı. Yemek kitapları edinildi. İçinde adını sanını duymadığımız ve marketlerde bulamayacağımız onlarca içerikle tepsisi 100 liraya gelen “ev yapımı” “sağlıklı” kurabiye tarifleri itelendi. “S.a., Ya benim İngiltere’deki bi siteden sipariş ettiğim goji berry’m hala gelmedi, onun yerine blueberry koysam olur mu?” diye forumlar düzenlendi.

“Kazıklanmalı” yemek kitapları furyasından beyim de nasibini almıştı ... 


İşte bunlar olurken ben böyle trendin amk! Diyip daha beter darlanıyodum. Hay keten tohumları ebenize atlasın, daş yiyin daşşş diyodum bunlara maruz kaldıkça anansndnkdkd 

Ne zaman ki bunlar bir kenara bırakıldı. Mevsiminde yetişen meyve sebze yiyin, etinizi yumurtanızı yiyin, südünüzü için tarzı old schoola dönüldü, smooti detoksunu salalım, nenem style kemik suyuna dadanalım, kefir içelim dendi; orda bana hitap etmeye başladı “sağlıklı beslenme” 

Demek ki neymiş, beslenmede en önemli şey: sadelik, ulaşılabilirlik, sürdürülebilirlik... 

İşte bunu yapabilirim, ve yapıyorum. Besinlerle kafayı yakmadan. Kimi besinleri mucize, kimi besinleri azılı düşman ilan etmeden; porsiyona, yeme sıklığına ve götü hareket ettirmeye dikkat ederek gül gibi geçinip gidilebilir ömür boyu. 

Diyete ve sağlıklı beslenmeye uyuz oluşumun nedeni insanların bu kıtipiyöz tutumları ve bazı yiyecekleri “hayatından çıkarmak” felsefesiydi zaten. 

Ben yemek yemeyi çok seviyorum! Abur cuburu, tatlıyı, fast foodu da seviyorum. (Azaltmak, kontrol altına almak evet, ama hayattan çıkarmak hayır!) 

En çok sofra muhabbetlerini seviyorum ama. Sevdiklerimle bir araya geldiğimde kalorisine, carb’ına yağına bakmadan keyifle yemeyi seviyorum. Yemek üstüne konuşmayı seviyorum. Yemek övmeyi seviyorum, yaptığım yemeklerin övülmesini ve hapır hupur yenmesini seviyorum. 


Yemeklerin damak tadına ve göze hitap etmesini seviyorum. Sunumlu sofralar, mis gibi kokular seviyorum. 

İşte burda bi düzenlemeye gitmem gerekti. Ve hedeflediğim yeme alışkanlığını “sosyal yiyicilik” diye tanımlamaya karar verdim. 

Güzel bir sofra, güzel insanlar, güzel yemekler gördün mü otur ye! Yediğin her lokmadan keyif al. 


Ama evde yalnızken değiştirilecek bazı noktalar var. 

Şimdi ona değinicem. İkinci teorimiz: üşengeçlik. 

Geçen yaz teyzem bi tespit patlattı. Dedi ki “üşengeç insan kilolu olur” 

Aaa bi baktım hakkaten öyle. Karakter ve davranış olarak eline çabuk, fıtır fıtır gezinen, işten kaçmayan, hiç bişeye erinmeyen, erken yatan-erken kalkan insanlarda kilo problemi olmazken (bahsettiğim şey daşlık, fitlik, kaslılık değil; sağlıklı aralıkta kiloda olmak) 

Yavaş, aheste, sürekli birilerine iş kitlemeye çalışanlar “hazır ayaktayken bana su getir gülüm” diyenlerin, bırakınca öğlene kadar uyuyanların  totişleri almış yürümüş, yağları lömbürdemiş. 

Ve sonra döndüm kendime baktım, üşenmekten, bahane bulmaktan, kaytarmaktan almışım ben de kiloları. 

Günü kurtarmaya o kadar alışmışım, çocuklardan arta kalan zamana o kadar bel bağlamışım ki her fırsatta yan gelir yatar, işten kaçar olmuşum. 


Demek ki neymiş hiçbir şeye üşenmeyerek başlıyoruz değişime. 

İlk adım yemek hazırlamaya üşenmeyeceksin. Yediğin her öğünde emek olacak, emeksiz yemek olmayacak. 

Bir sandöviç bile yapacak olsan ekmeğini ince tutup malzemesine bol yeşillik-çiğ sebze katacaksın. Yok öyle ayak üstü yarım ekmeğe peynir gömmek. 

Buzluğunda her daim köften, 1-2 parça tavuğun-butun, balığın, haşlanmış bakliyatın, sebzen olacak. (Artanları az çok demeden atıvermek şahane oluyor evde yalnızken kendine göre bi porsiyon sağlıklı bişey hazırlayıvermeye) 

Bu dediklerim kişiye özel yemekler bakın. Günlük rutinde çoluk, çombalak, bey falan birlikte sofraya oturuyor olabilirsiniz. Orada zaten herkesin vardır ailesine göre bi sistemi. 

Bizi en çok vuran kısım, yalnızken yeme şeklimiz. Ve yorgunen, bıkkınken, üşenirken yediklerimiz. Evde bişey yok, alışverişe vakit yok bahaneleriyle tıkındıklarımız. Hah orda aç işte buzluğu, çıkar bi avuç nohut, yanına 2 dilim kabak, 1 avuç brokoli, haşla buharda, doldur salata kasesine! Gözüne az geldiyse kes yanına tazesinden domates, hıyar, yeşillik üstüne bi de güzel sos, biraz baharat! Al sana sağlıklı on numara öğün. 

2 gidim saglikli beslenince ben 

Ben kendi yediklerime özen göstermeye ve kendime sebze yedirmeye başladığımdan beri buzluktaki bütün stokları tükettim. Açıp bakıyorum ne yapabilirim şu an diye ve acayip kombinasyonlar buluyorum mesela. 

Yani düşünün mesela çok zengin olsanız, evinizde babanızın uşağı olsa... Acıkınca çabuk tarafından bi tost basıvereyim, makarna yapıvereyim, abur cubur çekmecesini açayım ordan püskevit tıkınayım mı dersiniz? Yoksa “sağlıklı yemeğimi derhal hazırla sebastiyan” mı dersiniz? 


İşte ben bunu hep düşünürdüm mesela. Ünlüler nasıl oluyor da fit oluyor (Sibel Can hariç asksnndjd) çünkü onlar zengin, evlerinde aşçıları var, spor için personal trainerları var, eve pilates hocası geliyor, zamanları var, imkanları var... Sağlıklı beslenmememin nedeni zamansızlık, yorgunluk sanırdım ama aslında üşengeçlikmiş! 

Üşenmezsek hep mi sağlıklı şeyler pişiririz? Hiç mi canımız pis pis şeyler çekmez? Elbette çeker! Ama o gereksiz kalorilerin kaçını “gerçekten” canımız çektiği için yiyoruz? Kaçını anlık bir kararla yemeye başlayıp, binge eating’ le sonlandırıyoruz ve ardından pişman oluyoruz? Gerçekten canımın çektiğine emin olursam yiyorum artık... 

Üşengeçliğin diğer ayağı da harekete üşenmemek. Mümkün mertebe yürümek, merdiven çıkmak. Bugünün ev işini yarına bırakmamak, ütüyü ötelememek, ev süpürmede “bi gün daha götürür bence” diye çakallık yapmamak, bankaya devlet dairesine gitme prosedürlerini deadline’a bırakmamak... 

Şimdi de sıradaki teorimiz sütyen teorisi

Sütyenle ilk tanıştığım günden beri, kendisiyle rahat edemedim. Eve gelir gelmez çıkarır atardım. Soğuk kış günlerinde atletin üstüne sütyen takardım askskdkkdjd 

Ama iş dışarı çıkmaya gelince sütyensiz bakkala bile gitmezdim. Renk renk model model onlarca sütyenim vardı. 
Sütyende rahatlık değil duruş önemliydi. Balenli, destekli modeller seçerdim. 


Çocuklardan sonra benim sütyen modelleri yavaş yavaş, götün götün değişmeye başladı. 

Önce destekliler ağır gelmeye başladı. Sonra balenliler darladı. Renkler gereksiz geldi, danteller canımı sıktı. Ve son tahlilde aşırı sade ama konforlu, tek amacı meme ucunu belli etmemek olan varla yok arası modellere geçtim kompile. 

Onları da mecbur kaldıkça kullanıyor, evde sütyensiz takılmak için yıllardır koyu renk tişört giyiyordum. Evde giydiğim 1 adet bile beyaz tişörtüm yok. Çünkü sütyen! 

Edo’nun anneler günü anısına resmettiği “kadın anam” temalı eseri! Hep siyah tişört giydiğim için “siyah” yapmış. Yeşil birkenstocklarımı çizmiş. Bi de hep mutluymuşum :)) öyle dedi iki gözümün çiçeği <3 
-kurda sormuşlar neden ensen kalın? " Her işimi kendim yaparım da ondan "yorumunu da ben ekleyeyim resime askskdkdk


Sütyen bizim comfort zone seviyemizi temsil ediyor tatlıqısslar! 

Sütyen renk, desen ve modellerini ne kadar downgrade ettiysek; sayısını ne kadar azalttıysak comfort zone’umuzun o kadar boku çıkmış demektir. Askkdkdkfk 

Ve comfort zone’dan çıkamayan adam sağlıklı da beslenmez (çünkü dondurmaların ve kurabiyelerin minnoşluğu) götünü kaldırıp hareket de edemez. 

Bu konuda da çalıştay başlattım asnsndnjdndm 

sütyen görseli ararken buna denk geldim ve agladim asdfghjkl


Ayrıca giyim, kuşam, bakım konularını, kilomdan memnun olmadığım için salmıştım. Tam bir kısır döngüydü. Amaaaen giysem de yakışmıyor. Göt aşure kazanı gibi olduktan sonra, makyaj yapıp da kuş mu kondurucam? Tek derdim manikür olaydı.. diye diye motivasyonsuzluk çöküyordu. Battı fish is yan going, saldıkça salıyordum. 

Sonra 1-2 kilo gidince, sağlıklı beslenme ve sporun verdiği motivasyonla kendimi internetten saçlarım için argan yağı araştırırken buldum. Topuklarımı yumuşatayım diye ponzalar, kremler kullanır oldum. Cildimi tonikle temizleyeyim, tarihi geçmiş 5 yıllık toniğimi çöpe atayım yenisini alayım derken buldum. 

Bunları hiç farketmeden ve “hadi artık zamanı geldi, bu işe el atıyorum, bakımlı olucam” demeden bu işe gönül verdim birden bire eheueheue. 

Tabi ki 2 kilo verdim diye on numara olmadım, 2 beden küçülüp dolabımı düzenleyecek kıvama gelmedim. Ya da haldır huldur kuaförlere, büyük değişimlere koşmadım. Ama minik bir değişim yine minik minik motivasyonlar doğurdu. 

Gün geçmiyor ki “her bokolog” başakito kıçından yeni bir teori uydurmasın. Teorlerimin saçmalığını tartışmak isteyen tatlıqısslar kendini yorumlara eqlesin. 

Eheuebueh. 




































18 yorum:

  1. Basak yaaa rezil oldumm rezilll... Sabah sabah bir çalıştıydayim ve aşırı bayik acilis konusmalari yapiliyor. Yazini gördüm okuyayim dedim telefondan ve bir anda kikirdamamla birlikte bir grup insan bana donup bakyi ahahhahhahah😂
    Ayrica teorilerine on numara bes yıldız veriyorum. Tez yaz atif yapayim ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. skdkfkgkkg mızmız yaa ben de senin yoruma koptum :)))
      Hayır neye gülüyon deseler açıklayamıycan da... link atsan ben de rezil olucam aajsjdjjdjd

      Hadi siz alıştınız artık bana, ben de burada yorumlaştığım “tatlıqısslarım” grubumdan hiç utanıp arlanmıyorum :D ama arada beni ilk kez okuyan biri ne düşünür acaba diye düşünmeden edemiyorum hihohahahah

      Sil
  2. Cevap hakkim dogdu galiba bir yakinda ilk kez okuyan olarak:)
    Cevap,seni takibe aldim:))
    Cocuklar az biraz kendini kurtardi kurtarali ben de kendimi farketmeye basladigimi farkettim:)uzun bir aradan sonra ilk defa yeni ciciler aldim kendime:)ee artik aynaya bakabiliyordum:)Yemek konusuna gelince mutfagi hic sevmem,bir tarifi sonuna kadar deneyecek sabrim da yok ve sonuc hep fiyasko..tamamen biraktim ben de..cogunlunlukla cig sebzeyle besleniyorum o kadar:) cocuklar yavrularim turk mutfagindan mahrum buyuyorlar:(( ama saglikli besleniyorlar sjdhjdjkd:))
    Basak, Turkiyedeki bir arkadasimi o kadar hatirlatiyorsun ki bana..seni okumayi seviyorum:))


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mint, belki de o’yumdur! (Hehehe şaka şaka gerçek ismimi kullanıyorum.)

      Yemek yapabilmek konusunda ben de başlarda corttum ama pes etmedim kendi kendime geliştim eheueheu. Tariflerden özenip deneyip çöpe giden yemeğim çok olmuştur. amaaaan boşver gerçi çok da lazım değil, yiyici olmak daha güzel ansjsjdjdj. Çarkı döndürecek bi iki bişey yapsan yeter, gerisinin de dediğin gibi çiğ gideri var :)))

      Çocuklar kendini kurtarınca geliyo hakkaten “azıcık insana benziyim artık” kafaları, çok kişiden duydum bunu :)

      Eskisi kadar sık yazmıyorum ama, yeni okur gözüyle durumumun vahim olmadığına sevindim ahsjdjdjha. Çok teşekkür ediyorum <3

      Sil
    2. Bu konunun netlestigine sevindim:)) simdi iki hos sohbet kisi taniyorum deemektir:))

      Sil
  3. Ahanda tam da bugün kendime dantelli mantelli farklı renklerde üç tane sütyen aldım üstüne bu yazı. Ben giyim kuşam bakım işini pek bırakmıyorum aslında kilo veremesem de çünkü anam bu Hollandalılar uykudan kalkınca bile süslü, alt katta pijamayla eşolmanla görülmezler hele 60 lık yan komşum var ki moda dergisinden fırlamış gibi. Sırf rezil olmamak için yapıyorum valla yoksa salmam çok kolay olurdu.

    Üşengeçlik teorine katılıyorum ben de benzerini düşünüyordum. Hatta ev işlerinde bir dönem aklına geldiği an o şeyi yap diye düstur edinmiştim (mesela yukardan birşey almak falan, amaaan sonra demeden) bu sayede çocukların isteklerini de işin içine katınca günde 50 kere merdiven inip çıkılabiliyor 😖

    Ve yine sağlıklı beslenme konusunda da aynı senin gibi düşünüyorum, o yazdığın alafranga yiyecekleri hiç almadım. Ulaşılabilir ve sürdürülebilir olması çok önemli.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güle güle, renkli günlerde kullan gececiğim ;))

      Bizim kreşte 2 grup ana var. Çalışanlar bakımlı. Tabi Türk kadınlarıyla kıyas kabul etmez eheheheh. Öyle manikür fön makyaj yok :))) ama üstleri başları düzgün, en azından saçlar taranmış, bi rimel ruj parfüm falan sürülmüş oluyor.

      Çalışmayan, Doğum izninde olan ve küçük Bebeli anaların hali içler acısı :D
      Paçozlukta yarışıyoruz resmen. Hele bi tanesi var çıplak ayakla ayakkabının topuğuna basarak külhan beyi gibi giyiyor karda kışta aahhshshhdh düşün yani çorap ve düzgün ayakkabı giymeye bile üşenmek :)))))

      Ev içinde hareket etme ve merdiven çıkma olayları da çocuklu hayatta dediğin gibi aslında. Geçen yazımda adım sayarlı saat aldım demiştim ya. Aaa bi bakıyorum evden çıkmadığım günlerde bile evin içinde 7-8 bin adım atmışım, onu getir bunu götür derken! Gayet iyi bi rakam aslında ama tabi yine de bi tık yukarı çekmek lazım onu da...

      Sil
  4. tek bir şey söyliyeceğim, ay lav yu :)
    Bu kadar yerinde tespitler olamaz:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)))) ay teşekkür ederim. Ben de hepinizi ay lav yu <3

      Sil
  5. Tespitler şahane yine başakım :) köyden kente göçtüğümüz şu bi haftada bir buçuk kilo aldım şoklardan şok beğeniyorum! Eve servis gibi bi güzellik olduğunu unutmuşum. İki senedir kendin pişir kendin ye konseptiyle baya sağlıklı besleniyormuşuz da habarımız yokmuş. Çünkü gelsin gecenin onunda çikiletalar dondurmalar, sokağın her ucu başka pastaneye açılıyo. Hafta sonu bu böyle olmaz dedim, karar aldım. Şimdi bi anımı paylaşacağım okuyandan aro. Tam bu kararla coşarken bi de baktım 'o ne' karşımda cennet gibi bi dükkan, taze sıkma zerzevat sucu. Daldım içeri, miniğime bi küçük şişe pembik sıvı aldım. İçinde coco suyu, pancar, çilek ve daha sağlıklı bi ton şey. On lira verdim. Olsun dedim sağlık olsun. Tam çıkıcam mini mini şişelerde yeşil bi takım sıvılar. Dedim o nedir öyle pek sağlıklı duruyo burdan çünkü yeşil. spirilunaymış. Hımm çıktı ağzımdan sadece. Adam spirilunayı biliyor musunuz? Diye sordu. Tabi canım öhehhehmmm falan dedim. Bozuntuya vermemek için de spirilunayı toz mu kullanıyorsunuz? Diye bi soru çıktı ağzımdan ahaha tam bir sitcom sahnesi yaşıyoruz. Başladı anlatmaya yok Hawai den geliyor, öyle yeşil yosun böyle mavi alg. En son türk esnafına bağladı. Vereyim mi ablama bi fırt diye sordu. Yok dedim gebelerin böyle şeyler kullanması sakıncalı olabilir. Ahahhfjdhhhh bana yalan mı yok? Aa evet dedi, iyi günler dileştik ve ayrıldık. Velhasıl bu işlerin ticareti de modası da bi başka oluyor hakkaten. Benim yapabileceğim maksimum şekersiz kek ve köy tipi beslenme. Köyde iyiydik ya, yumurtamız südümüz falan hep doğaldır. Köyün avokado ve muz kabuğuyla beslenen tek inekleri Cevriye teyzenin inekleriydi. Neden geldim istanbula :(

    YanıtlaSil
  6. Spirulina yaa onu bile yanlış yazmışım ehhehe Alışmamış .ötte durmadıysa demek :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O neydi gız! Ben de hiç duymadım.
      Gebelikte “zottiriklina” suyu sakıncalı olabilir diye adamı dehlemene önce kalp krizi geçirdim, sonra koptum askdkmdndjdkfj

      Eve yemek söyleme alternatiflerinden muaf yaşamak büyük avantaj ya. Beni de 1000 külo olmaktan koruyan yegane şey alternatifsizlik.. eve delivery yapan mahalle restorantları tırto, yürüyüş güzergahlarımızda da öyle über şahane pastaneler, kafeler yok. O yüzden “eşşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmeden” on numara yaşanıp gidiliyor bizim buralarda eheuheue

      Neyse sen şimdi yeni köyden indim şehre olduğun için aç gibi saldırmışındır normal yani 1,5 külo olarak geri dönmesi askdkfkfk yeni gördüğün her şeyin dadına bak, ondan sonra sıkılır salarsın zaten.
      Ben de yazları memlekete gidince öyle oluyorum kız. Her gün simit göm, börek göm, lahmacun göm... abi bana bi poğçaa dum dum tısss! karbonhidratın anavatanı türküyemm :D

      Sil
  7. Başşaqq!

    Kreşe çocuu bırakırken 'DefneDuru Hoyrat'ın eski manken annesi' şeklinde gittiğim günler bil ki o hafta sağlıklı beslenmişim.

    Ay bazen ben bi şık bi hoş. Böyle iyi besleniyorsam, o tip bi cool. Pijamamı eşofman gibi kakalamaya çalışmadığım, sosyalleşirken mutlu olduğum anlar, o anlar işte.

    Dileğim bunu normalleştirebilmek. Sıkıldım kendini salan üşengeç yanımdan. Azalarak bitsin inş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Defne duru hoyratın eski manken annesi triplerine işedim şu an aagsgvshsh (çok iyi bildim onu)

      Ben de hafta sonu istanboldaydım, kuzen düğünü. Saç baş makyaj- bi de hafiften kilo verdim ya, bi havalar, bi gidip gidip makyaj tazelemeler, yanağımdan makas almalar, omzumu öpmeler, ağzımı çemçükleştirip selfi çekmeler. Hemen bozdum ya kendimi ansjdjdjdjfj

      Ben de tam tersini düşündüm işte akskdkdkd dedim kazara taş falan olsam “influencer” sanıcam heralde kendimi. Dudak büzmeli pozlarımdan kankilerime attım. “Nasıl olmuşum bebeğim” diye darladım, aç köpek gibi iltifat bekledim, like saydım. Demet Akalın şarkısında ön kamerayla kendimi çekerek eşlik etim. Ahauhauaha. Benim bünyede herşeyin azı karar yeaa fazla daşlık anında bozuyo beni asjdnfkkfkfjf

      Sil
    2. ahghagfjhsgfas

      koparca shgaj

      başka bi havan var senin, sen bambaşkasın yaa şeklinde iltifat beklemedim desem iftira olur. lakin ben kendimi daş gibi hissederken gelen tek yorum, kreş müdiresinden oldu:

      'güneş hanım siz çok zayıfladınız bugünlerde'

      (bi sorun mu var vurgulu)

      ajgjsagfhjafgajs

      Sil
    3. Askskdkkdkf hay amk yaaa
      Ben de beklediğim primi toplayamadım zaten ya ansjsjdjd

      Anamgil orta yaşlı teyzelergil falan “iki çocuk annesine göre yine eyisin” gazı verseler de istediğim coşku bu değildi :/ kankilettolar da “hmmm ok gzl olmşş cnm. Bırakma ama devam et” falan dediler aahhahahsjksjs

      Sil
  8. Hepsi assiri dogru canikom. Vallahi bir iki yil önce bir aydinla yasadim nerde la benim pembe sütyenlerim diye. Ben ikinciyi yapmadigimdan iste yapsaydim bana da anca gelirdi. Allah sukur yeniden renklendi cekmecem :)
    Hep derim evde yardimcim olsa bir gram almam ki Türkiye'de iki hafta vardi bir kere pilavlar da yesem gram almadan döndüm vallahi aynen evde dogru duygun yemek olmayinca sacmaliyor insan. Bir ascimiz olsa tasligimiz garanti diyeyim :) sosyal yiyicilik iyi bir bakis acisi. Ben bu ara öyleyim misal kalan 2.5 kg veremiyorum ama almiyorum da öyle kaldim aslinda önce o 2,5 kg'yu vermem sonra sosyal yiyici olmam lazim. Öperim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahaha ya ben de pembişleri, Victoria’s secretları falan atamadım zaten. Çeyizlique Firdevs yöreoğlu saten gecelik takımlarıyla birlikte kaldırdım bi yerlere asfhskskk

      Çıkarıcam bakalım ortaya ama havalar bozdu yine :// bozmayaydı iyiydi.

      Sosyal yiyicilik zaten hedef kiloya indikten sonra uygulanacak yöntem. Yoksa zayıflama aşamasında sosyal yiyicilikle bi yere varamazsın aahsjjsj.

      Türkiye’de hafta sonu hunharca yedim. Anında yarım kilo aldım :D ama işte hedef kilonda olunca tatillerde-kaçamaklarda alınan yarım kilo-1 kiloyu tolere edebiliyosun. 2-3 gün dikkat edip o kilo yerleşmeden eskiye dönebiliyosun. Sosyal yiyiciliğin güzelliği orda zaten. Pişman olmamak, keyif almak; sonradan dengelemek önemli olan.

      Sana şu son 2,5u vermede bol şans ve irade diliyorum cicim. Sonra yazın gelsin sosyal yiyicilik, gitsin sosyal içicilik eheuehue ay hadi ins!
      ben de öpüyoooore

      Sil