90ların sonunda tam Türk ergeniydim.
Genç yetişkinliğe İstanbul'un göbeğinde bir başıma adım attım.
Her türlü sosyoekonomik çevrenin Türk tipi davranış kalıplarını iyi bilirim. Anadolu'da, Trakya'da, Karadeniz'de, köyde, kasabada, metropolde yaşadım. Her türlü zihniyete aşinayım.
Entelektüel çevreyi de bilirim, akademik çevreyi de, über zenginleri de, asgari ücretle 5 Boğaz geçinenleri de... Her kesimden bire bir tanıdığım hayatlar vardır.
Cam fanusta büyümedim. Dolmuşta, otobüs kuyruğunda, pazarda, bakkalda, hastanede başıma gelecekleri bilirim. Her türlü çakallıkla, çirkeflikle başa çıkarım. Şu ülkede kolay kolay hiçbirşey şaşırtamaz beni.
Bu yaşıma kadar ben buraların kurduyum diye dolaştıysam da, sudan çıkmış balık gibi kaldığım bir konu oldu.
Alanya'da dansözle göbek atmaya çalışırken kalas figürler sergileyen Alman teyzeler gibi.
Maraş dondurması kapmaya çalışan İngiliz dayılar gibi.
Kolundan büyrouğn diye kebapçıya çekilen Fransız emmiler gibi.
Rakıyı fantayla içen Rus yiğidolar gibi kaldım!
![]() |
| -de'yi bitisik yersin :( |
Konu: Türk çocukları askdkflflgl
Beni bilirsiniz Türk anası Alman anası diyerekten tespitler zıçmaya doyamam. Ancak iş çocuklara gelince, onları kategorize etmek, çocuk gıybeti döndürmek zoruma gidiyor. O yüzden nasıl başlasam şuan bilemiyorum. (Hele Bi başlıyım da sonra fena yardırıcam askdkfkkf)
Her gurbetçi gibi ben de yazın 1 ay memlekete anamgilin yanına çökme planı yapmıştım. Geçen seneki gidemeyişim nedeniyle de ekstra hevesliydim.
Bu seneki en büyük heveslerimden biri de oğlumun Türkçe iletişimini, konuşmasını, sosyal yeteneklerini geliştirmekti :) oğlan 5 yaşını doldurmuştu, hayaller paris'ti.
![]() |
| hayaller/gercekler |
Anamgil havuzlu-güvenlikli site içinde pek şirin bir köyde oturmaktalar (Sapanca/Kırkpınar)
Site sakinlerinin genel profili: çoğunluğu İstanbullu, azıcık kalbur üstü aileler. Hepsinin bebeleri-torunları çeşitli orta Asya Türk milletlerinden bakıcılar tarafından bakılmakta, kürekle para dökülen; içinde robotik tasarım, yazılım mühendisliği falan öğretilen kreşlere gitmekte. (Asdkgllg)
Hal böyle olunca dedim ben de, oh salarım bebelerimi çoluk çombalağın içine kanki olurlar. Tenis menis oynarlar. (Asllflflg) elit elit takılırlar.
Eh az çok sosyal medyadan takip ediyoruz. Türkiye'de Yeni trend çocuk yetiştirme tarzları olsun, bu kürekle para dökülen kreşlerin vizyonu olsun; kağıt üzerinde gayet beynelmilel görünüyor. Edo'nun ortama uyum sağlaması kolay olur, etraftan da biraz feyizlenir diye düşündüm.
Kazın ayağının öyle olmadığını anladığım olaylar silsilesi aşağıda:
Sitede her yaş grubundan çocuk var.
*1,5-5 yaş arası, peşinde bakıcıyla birlikte ortalıkta dolaşan bıdıklar.
*6-12 yaş arası, serbest gezen tavuklar.
*13-16 yaş arası, kırmızı ruj süren, gün boyu selfie çekip story yükleyen gızlar ve avaz avaz bol küfürlü konuşan genç irileri.
Varan 1:
Birinci gruptan 3,5 yaşındaki komşu oğlu babası tarafından bizim verandaya itelenip "bu da burda oynasın" dendi. Bırakılıp gidildi askdllflfl
Oğlan edonun arabalarına babasının malıymış gibi daldı. Edo hırsla elinden kaptı, zaten cüsse olarak çocuğun 2 katıydı. Oğlan pıstı geri döndü.
![]() |
| oglan analari, bildiniz mi? assjdjkfkgkg |
Burada şaşırdığım olay baba gülümseyerek gelmişti. "Aytek hadi merhaba de arkadaşlara, tanışın, oynayın" falan diye sevimlilik yapmış ama benimle iki kelam etmemişti. (2 yan evde oturuyorlar)
Ben orda napıcağımı bilemedim işte. Türkiye'deki çocuklar ve ailelerle iletişimin raconu ne bilmiyorum çünkü.
Adam çocuk burda dursun, mevzu çıkarsa sesini duyarız; en kötü ihtimal çocuk kendi eve geri gelir falan diye düşündü heralde kendi içinde. Ama bana bir açıklama yapmadı. Netekim Aytek durmadı gitti.
Varan 2:
Bu olay 2. grup çocuklarla yaşandı. Biri 6 biri 7-8 yaşlarında iki kardeş var kızla oğlan. GAP kids ten giydirilmiş süslü püslü tipler.
Bizimkiler kapının önünde hamur oynuyordu. Annem yer sinisi kurmuş, altına sofra bezi sermiş asldlfllg; sininin üstü de silme hamur kalıpları play doh zımbırtıları dolu.
![]() |
| maya'nin sinisinde kurtlar sofrasi |
Bu iki kardeş laps diye çöktü ve bizim hamurlarla hunharca oynamaya başladı. Bütün hamurları birbirine karıştırdılar iki dakkada amına koydular hamurların :)
Ben gene Fransız emmi gibi suratında sıçarcasına bi gülümsemeyle kaldım ne yapacağımı bilemedim.
Ha bu arada bizimkiler çocukların çöktüğü sırada yoktu haaa! Çocuklar kurulu siniye çöktü askdldllf
Neyse ben o ara içeri gittim dışarda babamla ekin var. Bi geldim Ekin dedi ki "çocuklar siniden bişeyler alıp gittiler. Ben arkalarından seslendim ama kıkırdayıp kaçıverdiler"
Acayip uyuz oldum. Birincisi çocuklarımın eşyalarının araklanmasına neden izin vereyim? Dışardan bakan Türk insanı "3 kuruşluk hamur için peşine düşmeye değmez" diyebilir. Ama olay 3 kuruş değil. Çocuklarıma Nasıl açıklayacaktım? Ya "kaybolmuş" diye yalan söyleyecektim! Ya da "çocuklar alıp gitti, bidaha eşyalarınızı dışarıda bırakmayın, sahip çıkın" diyecektim. İkisi de berbat senaryolar bana göre...
İkincisi bu çocukların bunu yapmaya hakkının olmadığını öğrenmesi gerek, yanlarına kar kalmamalı.
Hamurları geri almaya karar verdim ama nasıl? Aileleriyle mi konuşmalı? Çocuklarla bizzat mı? Bunu düşünürken ileride çocukları gördüm, yanlarında da bir yetişkin vardı. Tamam dedim gideyim. Çocuklarla konuşurum, yetişkin de dahil olursa birlikte çözeriz.
Ekin'e 50 kez teyit ettirdim. "Bak eminsin di mi aldıklarına? Hassas konu, almadılarsa götümde patlamasın" dedim. "Eminim gördüm 1 top hamur 2-3 tane de play doh dondurma yapma çubuğu ördeklediler" dedi.
Ben gidene kadar yetişkin kişisi içeri girdi. Çocukların yanına yanaştım hiç sevimlilik falan yapmadan nötr ve net bi tonda:
"merhaba çocuklar! Biraz önce bizden birkaç oyuncak almışsınız onlar nerde? dedim
"Evdeeeee" dediler.
"Getirir misiniz bana? Başkasına ait Oyuncakları izin almadan kullanmak ve ya eve götürmek olmaz." dedim.
Suratıma boş boş baktılar. "Hadi gidelim" dedim.
Evlerine gittik getirdi kız hamuru verdi. "Bu kadar mıydı emin misin?" dedim. "Evet" dedi (çubukların üstüne yattı)
Biraz da tırstı sanki, daha fazla üzerine gidemedim. "Peki o zaman, öyle diyorsanız size inanıyorum. Ama evde bir yerlerde bulursanız bize ait hamur malzemesi; bizim evi biliyorsunuz, geri getirirsiniz" dedim. "Tamam" dediler. Çubuklar bir daha hiç geri gelmedi...
Burada mesela çocuklar arasında çözülemeyen mevzularda aileler birbirine çocuk şikayet etmez. Direkt çocuklarla konuşurlar. Hafiften azarlarlar "das geht nicht. Weißt du?*" (Bu böyle olmaz. Biliyo musun?) falan derler.
Ben ne yapmam gerektiğini bilemedim... Bir de mesela bir Alman anası çubukları almadan bırakmazdı askdkfkkf "hayır sadece bu değil. İki-üç parça daha vardı. Onları da getirmek zorundasınız" falan diye darlardı :)))
Ben kültürler arası analıkta deneyimsiz halimle çözemedim.
Önce Alman anası tarzı konuşup çocuklara yetişkin gibi durumu açıklamaya kalktım, sonra Türk anası gibi çocuklar üzülmesin üstlerine gitmeyeyim diyerek yufka yüreklilik ettim. Ne oyuncakları alabildim, ne kıssadan hisse çocuklara ders verebildim. Siklerine takmadılar beni :)))
Varan 3:
Havuz başında dondurma yeme rutini oluştu 2 günde. Bilirsiniz ki, İşin içinde dondurmalı bi ortam varsa onun rutin olması kaçınılmazdır.
Havuzun orda "sosyal tesis" denen bi oluşum var. Algida dondurma, meşrubat, bira, çay kahve falan satılıyor. Banklar, masa sandalyeler falan bişeyler yiyimlenip, içimleniyor site sakinlerince.
Bizimkiler de her gün kurulu saat gibi kendilerine dondurma ısmarlamaya gidiyorlar. Ediyle büdü gibi masalara oturup ciddiyetle yiyorlar. Bizimkiler oturmuş yerken iki çocuk geldi yanlarına (yaşlar 2. Grup)
Ellerinde ben and jerrys var (bizimkilerde gariban max'ı askdllflf)
"Sizinkiler bok gibi bizimkiler güzel lalalaaa" falan dediler. Bok bok bok dediler.
Edo bok ne demek dedi askdllflfl. Oglan,"Kaka demek aptal" dedi.
Tam bir Türk ananesi gibi dehledim bunları. "Aaaaa gidin bakıyım annenizin yanına, ne biçim konuşuyonuz. Bi daha duymıyım böyle laflar"dedim askdldllf
Cücük gibi kaldığımı gören garson delikanlı da olaya dahil olup bunları bi güzel azarladı. Sizi ananıza söyliycem, dedi :))))
![]() |
| sizin dondurmaniz bok gibi! |
Arkalarını dönüp bana osurma hareketi yapıp, elleriyle popolarına vura vura gittiler. (Çocuğa yetişkin gibi davranma, soğukkanlılıkla ve sevgi pıtırcıklığıyla krizleri çözme Türk kültüründe yemiyo bunu anladım. Evropa görmüş psikolog anadan, torun bakan haminneme bağlamam 2 günümü aldı Türkiye'de askdlfllglg)
Benim bebeler apışıp kaldı. Ben de hemen konuyu kapattım, benimkilere o çocukların davranışıyla ilgili bi açıklama yapmadan. Ne diyim ki amk....
Varan 4:
İlerleyen günlerde edoya oyun ekürisi yapma megalo ideamdan çoktan vazgeçmiştim. Aman dedim boşver hiiiiiç bulaşmayalım bu çocuk klanlarına. Faydadan çok zararı olacak...
Ama annem benim kadar çabuk pes etmemişti. Ülkenin geleceğine inancı sonsuzdu :) edoyu alıp bir gün çocuk avına çıktı. 6 ve 7 yaşlarında 2 oğlan bulmuş önüne katmış, getirdi. "Annelerinden yarım saat izin aldım, bizde oynayacaklar" dedi.
(Anneleri hiç tanımıyoruz, selam sabah bile yok. Ama yine de izin vermişler)
Neyse oğlanlar bizdeki oyuncakların arabaların hatırına edoyla takılmayı kabul ettiler. İndiler aşağı oynuyorlar.
Oğlanlar çok tatlıydı yalnız. Ne muhabbetler ne oyunlar... Ben oğlanların kelime haznesine, düzgün gramerli, deyimli ata sözlü, akıcı Türkçe konuşmalarına hayran hayran kitlenmişken; aralarındaki muhabbet tipik yazlıkçı çocuk muhabbetine geldi :))
-oooo bizim kendi evimizde ne biçim oyuncaklarımız var bunlar da bişey mi
-ooo benim evde şunum var bunum var (yazlıkta olmayıp şehirdeki evlerinde olan oyuncakların mübalağa ve hayal gücüyle harmanlanıp arkadaşlara hava atıldığı muhabbeti bildiniz mi? :))))
Bi ara benim gurbetçi oğluşum
"Bis Alemanya'da hep şokolade yiyos, et yiyos. Mersedes arabaya biniyos" falan diyecek diye ödüm koptu agahdjdkdklfkf
![]() |
| alemanyadan gelen itemlerle hava atan Edo (temsili) |
Edo ite kaka da olsa biraz kaynaştı. Sonra sıkıldı çocukları aşağıda bırakıp yukarı çıktı. Acıktım, dedi. Ben yine raconu bilmediğimden anama danıştım.
Annem çocukları "annenizden yarım saatliğine izin almıştık. Süremiz doldu. Sizi geri götüreyim, yoksa bir daha izin vermezler" falan diyip gitmeye ikna etti.
Çocuklar başta "yok yeaa bişey olmaz. Anamız bişey demez kalalım biz" falan dediler. Ama sonra annem olmaz diyince gittiler :)
Aradan yarım saat geçmişti ki kapının önünde bir anda 8 çocuk belirdi. Burda oyun alanı varmış biz de oynıcaz dediler askdlfllglg
Yoğ öyle bişey dedim :)
Varan 5:
![]() |
| Bakın havuz kurallarında çocuğa sahip çıkmak, havuza işemekten bile önce gelir. |
Bu olayı gözümle görmedim, komşu anlattı. Şok oldum. Havuza yakın evlerden birinde oturan 3,5 yaşındaki oğlan (varan 1 deki Aytek işte yaa, bildiniz siz onu) gece 10 da havuzun kenarında oynuyormuş.
Oynamak dediğim de, şişeye havuzdan su doldurmaya çalışıyormuş. Bizim yan komşu görmüş. "Sakın havuz suyunu içme, git eve annen evde su doldursun sana" demiş. Tehlikeli burası demiş.
Etrafta da kimse yok! Arkasını dönmesiyle çocuk çömelik vaziyette kafalama cup suya!
Komşu bunu hemen çekmiş çıkarmış, o panikle kendi dizini de incitmiş hatta çocuğu kurtarırken.
Almış anasına götürmüş. Annesi "Aytek yine mi hortumlarla oynadın sen yhaa" demiş. Komşu "ne hortumu yahu! Havuza düştü çocuk, ben olmasam ölecekti" demiş. Annesi ya demin evdeydi ne ara kaçmış falan diyip almış çocuğu, teşekkür falan etmeden içeri girmiş.
Şimdi diyeceksiniz ki, kadın kafayı yemiştir o ciğer solmasıyla teşekkürü mü düşünsün? Yoo gayet rahatmış. Sonraki günlerde de gelip allahrazıolsn falan dememiş zaten.
Ailelerin bu kadar rahat olmasının nedenini şuna bağladım: kapıda güvenlik var, etrafta bir sürü çalışan eleman var, gezen insan var. Nasıl olsa biri görür, duyar, yardım eder, en kötü alır eve bana getirir... Çocuğumun başına bişey gelmez.
Ben de başta öyle düşünmüştüm salarım edoyu takılır, parka marka havuza kendi gider gelir diyordum. Ama hiç yapamadım, zinhar içime sinmedi. O işler öyle değil.
Varan 6:
Olayların en fecisi bu. Sitede yaza damgasını vuran skandal!
Yaşlı bir site sakini amcanın yaz boyu yaka silktiği, illallah ettiği bir grup çocuk varmış (kim olduklarını tam çözemedim. Dediğim gibi 1 ay oradaydım ama çoçukların birçoğuyla ve aileleriyle bire bir tanışmadım aslında)
Bir gün yine amcamız verandasında oturuyor, çocuklar etrafında kuduruyormuş. Tam olarak adama ne yapmışlar, ne şekilde rahatsız etmişler anlamadım ama adam bunları bir çok kez uyarmış. (Yaz başından beri aynı mevzular varmış. Adam ailelerine de şikayet ediyormuş. Ama nafileymiş)
En sonunda da 3 yaşında olan bir çocuğu kolundan tutup savurmuş (sanırım çocuk bunun dibine kadar gelmiş sandalyesini falan bırkalıyormuş) adamın gözü dönmüş-müş. Çocuk da düşerken başını çarpmış!! (Allah korumuş, ciddi birşey yok çocukta)
Kızılca kıyamet koptu tahmin edersiniz ki! Olay karakola savcılığa falan intikal etti. Aile amcadan şikayetçi oldu.
Site sakinleri içten içe adama hak verenler (çocuklar da hakkaten çok şey ama) ve adama ne olursa olsun hak vermeyenler (yuh amk itmek ne demek) olarak ikiye ayrıldı.
Tabi ki ikinci taraftayım. Ne olursa olsun, isterse çocuk kafasına sıçsın adamın çocuğu itmesi akıl alır şey değil. Çocuk 3 yaşında! 17 yaşında da olsa aynı şeydi gerçi. Çocuk çocuktur!
Yalnız 1 ay geçirdiğim yerde genel gözlemim şu oldu "Çocuktur, yapar" kafası ayyuka çıkmış durumda. Hiç bir sorumluluk almayıp, ebeveyn olarak kendini hiçbir şeyden mesul tutmayıp "aaa canım ama çocuk bu" demek pek akıl karı değil.
Yazının başlarında da belirttiğim gibi, burası eğitimli, beyaz yakalı, maddi olarak refah içinde yaşayan, çocuk başına düşen yabancı uyruklu bakıcı-anane-babanne-çalışmayan anne sayısının zirve yaptığı bir yerdi :))) buna rağmen mevzulara bakın aq.
Bunlar münferit olaylar, abartıyorsun, çocukların geneli böyle değil diyorsanız; birkaç arkadaşımla da konuştum. Onlar da benzer şeyler anlatıyorlar. İzmitteki en yakın arkadaşım 4 yaşındaki kızını sitedeki çocukların gazabından korkusuna parka bile götürmek istemediğini söylüyor.
Çocuklar arası itiş-kakış-küfür-kötü söz ve davranış gırla; anaları da oturduğu yerden kafalarını bile çevirmeden "tonguçhan yapma evladım, kardelensu yapma kızım" demekle yetiniyor. Kendi çocuklarım haklı ve mazlum olduğu halde, çocuklarını alıp eve giden taraf hep ben oluyorum diyor.
Bir çocuk yetiştirmek için bir köy gerekir diye bi laf var ya hani. Ben o lafı yardımlaşma ve işbölümü vurgusu açısından yorumlamıştım hep. Hani köydeki her insan çocuğun bir ucundan tutacak, ananın iş yükü azalacak naifliğinde yorumluyordum. Kentteki ananın yalnızlığına atıf sanıyordum.
Ancak şuan o köyün önemini anladım. Evet köy gerekli olabilirdi! Çocuğun büyüyeceği köy "dürüst, çalışkan, ahlaklı, bilinçli, sorumluluk sahibi" insanların köyü olsaydı...
Amaan biz çocukları salalım köye rahatımıza bakalım, herkes bir ucundan tutuversin demek; siz yanında yokken çocuğunuzun maruz kalacağı insanların karakterinden, sağ duyusundan, meziyetlerinden eminseniz mümkün olur ancak. Öyle ütopik bir köy de dünya üzerinde var olmadığından, bu teori cortlar hacım.









Beni
YanıtlaSilBu yaz adimpimpirikliye cikti ama neden cikti emin degilim sanidim Vera'yi saygi gorgu vs kurallari konusunda yanlisini gorudugimde surekli uyarmam sebebiyle. Benim yasadigim yerde kimse cocuk diye saygisizliga musamaha etmiyor diyemedim. Herkese tesekkur ve lutfen demek zorunda diyemedim. Ses ermedim. Neden dediniz de demedim. Artik eskisi gibi degilim. Sallamadim. Istanbul sostetik parklarinda annelerle babalarla ne zaman konussam got oldum. Ben Avrupa'dan geliyorum ayak ustu kisa konusmalara alisigim kusura bakmayin bos bulundum demedim.
"Ay senin lütfen diyen dillerine gurban, ay teşekkür de edermiş bayılazaam" falan gibi tepkiler veriliyo bizde kibar çocuğa, millet şok askdllflfl
SilÇocuklar büyüdükçe ülkede yaşanan küntür şokları Cem Uzan'a hapis Şok'u boyutuna geliyor valla Zeynep :))
Ana değilim; ama bu yazı beni bile düşüncelere gark etti... Bu çocuklar memleketimizde nasıl yetişiyor? -biz nasıl yetiştik?- Bunlar büyüyünce ne olacak? Medeniyetsizlik dalga dalga geliyor hissi yapıştı yakama... Ki bende yazlık yerdeyim şimdi; sahilde orada burada anaların-ve dahi babaların- çoduklarla ilişkilerini-iletişimlerini görünce ürküyorum... Hem gereksiz müdahaleci hem de aşırı rahat olmayı nasıl başarıyorlar anlamak mümkün değil :S Hayır bir yandan da korkuyorum; sonuçta bu toprağın insanıyız. Anne olunca ben de mi böyle olucam diye... Kafamda deli sorular.
YanıtlaSil"Hem gereksiz müdahaleci, hem aşırı rahat" Nasıl güzel bi tanım olmuş öyle!
SilRahatlık olayı başkalarını rahatsız ettiğin noktada "sorumsuzluk" a dönüşüyor. Aralarında da ince bir çizgi falan yok. Bayaa eşşek kadar o çizgi :)
anne olmadan önce çocuk yetiştirmeye dair bir çok gıcık olduğum şey vardı elbet benim de :))) kimi asla yapmam dediğim şeyleri yaptım; kimilerine hala gıcığım ve asla yapmam:)))
Yok, yok, aynen dediğin gibi Başak. Geçmişler olsun, Alemanyede şokolade yiyip mis gibi yaşamaya devam edin , buralar feci :((
YanıtlaSilOf valla Elif ya. Şişiyorum düşündükçe :(
SilHatta benim de listemde böyle bir yazı var yazmadığım, eskiden yabancı çocukları görünce şok olurdum şimdi Türk çocuklarının . Ben de benzer şeyleri gözlemledim ve her defasında ebeveynlere de çocuklara da hayret ettim. Hatta bugün Yen'i tr den gelmiş komşumla da benzer şeyi konuştuk, yarın öbürgün bu çocuklar maganda olacak :/
YanıtlaSilKonuşulması zor konu gececim ya. Kendimizle benzer düşünceleri olan annelere açılıp paylaşıyoruz; üzerinde konuşuyoruz. Ama mesela ben şu yazıda şikayet ettiğim tip çocukların anneleriyle bir araya gelsem eleştirmeye hakkım olmaz. Kimse kimsenin anneliğini sorgulayamaz... Ayrıca eminim genel konuşsam da kimse üstüne alınmaz akskfkfklg yoo biz öyle değiliz, ne şımarık çocuklar var ne biçim anneler var falan derler onlar da :) çünkü beterin beteri her zaman vardır :D
Silbacım, senin son paragraftaki köy muhabbetine yeni bir açılım getirip bir çocuğu insana benzetmek için bir köy dolusu insanın tımarı gerekir diyesim var.
YanıtlaSilmoderin türk ana-babası yanlış yapan evladını evladını uyarmaktan, yeri geldiğinde azarlamaktan ve yaptırımlar uygulamaktan öcü gibi korkuyor. sanki camdan üretmişler, kırılacak yavrucak. aman yavru kırılmasın üzülmesin diye herkesin içi şişmiş, ana-babanın umrunda değil.
gavurlar arasında geçen bir sohbet dinliyordum: parent is also a verb dedi adam. to parent yani. doğurup ortaya salmakla parent olunmuyor. fiilin de hakkını vermek lazım.
neyse, sen kaçtın kurtardın kendini, seneye allah kerim :p
Köy muhabbetine mük açılım askdkfkkf
SilGevurlara +1 bacım. Adam güzel söylemiş. Ya çocuk yetiştirmek aşırı kural koymak, azarlamak, çocuğa höt söt yapmak suretiyle mum etmek değil bir de. Bizim new age Türk milletinde bu algı var. İşte Almanlar çok soğuk, çok domuz, nazi gibi davranıyorlar da o yüzden çocukları disiplinli. Yok anam biz Akdeniz insanıyız, yufka yürekliyiz, bize gelmez.
Hiç alakası yok oysa ki. Asıl olay ilgi ve adanmışlık. Adamlar çocuğa belli bi yaşa kadar parenting ederken bunu acayip iş ediniyolar.
Her güne dolu dolu program yapıp, çocuğa doğayı sevdiriolar, sporu sevdiriyolar, fiziksel dayanıklılık geliştiriyorlar. Bağımsızlık kazandırmak için ciddi emek veriyorlar. 2 yaşında çocuk ayakkabısını kendi giysin diye başında 15 dk dikiliyolar. (Bak, bu hiç kolay bişe diil mesela ben yapamıom askdllflg)
Çocuk ağlıo, zırlıyo, tepiniyo, beceremiyo ama asla yardım etmiyolar.
Ben diyorum ki ne gerek var amk, ayakkabı giymeyi nasılsa öğrenecek atla deve değil ya amk. 2 yaşında giyemezse 3 yaşında giyecek zaten. Bu neyin hırsı??? Ama olay ayakkabı giymeyi öğretmek değil. Öğrettikleri şey "sabır, dirayet, pes etmemek, işini başkasına gördürmemek, kendin yapacağın şey için kimseye minnet etmemek (anan baban dahi olsa) yeteneklerini geliştirmek, limitlerini zorlamak..." Velhasıl parenting çok zor bacım. Ve herşeyde olduğu gibi, şeytan ayrıntılarda gizli (meh meh meh)
Tespitler cok pis carpti beni Basak! Bak samimi bi itiraf gelsin, "ben bu yavruyu cok mu rahat yetistiriyorum, boyle olur muyum ki lannn" diye çığlıklar attim icimden. Cunku yavrulari her cocukca hareketi icin kisitlamaya calisan ve boyle cayira salan iki bakis acisinin arasinda sıkışıp kalmış gibiyiz burda... Orta yolu bulayim diye ha bire okuyorum, e yavru da daha küçük cok bisey anladigi yok, kendine ve baskalarina zarar vermedikce pek fazla "hayir" demiyorum sadece yonlendirmeye calisiyorum. Yine de icim icimi yiyor bir topluluga girince, su yazdiklarini bir de gozumle gorunce... Ay sistim! Bi ortasini bulurum insallah...
YanıtlaSilMızmızcım ben de senin gibiyim. Sürekli diken üstündeyim. Fiziksel ve hijyenik challengelardaki tutumum için "rahat ana" diyolla mesela bana :)))
SilRahatlıktan anladığımız ne, önemli olan o sanırım. Atlet-çorap giydirmemek, yere düşen şeyi alıp yemelerine izin vermek, soğukta dışarı çıkarmak, terli terli soğuk su içirmek, kış günü dondurma yedirmek, kedi-köpek-kertenkele-böcek elletmek, sağlıklı beslenmeye aşırı teşne olmamak, atlama-tırmanma-ekstrem spor olaylarına yeşil ışık yakmak falan "rahatlık" mesela kimine göre. Birçok Türk anası bunları görünce ayyyy ne rahatsın diye fenalıklar geçiriyo Asdkfkglgl
Ama ben olayı aslında gayet kontrollü götürüyorum kendi içimde. Deneyerek ve ufak ufak başlayarak bu noktalara geliyorum. Mesela çocuğu hadi evladım tırman Oraya diye salmıyorum ki. Zaten aylar öncesinden gerek yanında durarak, gerek göz hapsine alarak, gerek kıçından itekleyerek aşama aşama onların nerelere tırmanabildiğini biliyorum.
"Bişey olmaz yeaa" diyişim sallamazlıktan değil. Onların yapabileceklerini, daha önce bi çok kez yaptıklarını bildiğimden! Ha bu demek değildir ki; hiçbişey olmaz. Görünmez kaza elbette olur. Sırf çocuğa değil sana bana da olur. O yüzden salarım, izin veririm ama onlar o hareketleri yaparken ben komşuyla gıybete dalmam. Bırakıp gitmem. Muhakkak görüş mesafemi korurum.
Başkalarını rahatsız etmek de kırmızı çizgim. En ufak bi rahatsızlık sezdiğim, kontrol altına alamadığım durumlarda "yapma etme evladım" demem. Çocuğumu alır giderim. Net kere net.
Benim bahsettiğim rahatlık bu. Çocuğa alan tanımak, kendi keşfetmesini sağlamak elbette gerekli ama çaktırmadan bunaltmadan yanında (arkasında olacaksın) ay aman koşma atlama gitme demeyeceksin; sen de peşinden gideceksin. Düşmesin diye helikopter mom'lık yapmayacaksın, ama düştüğünde yanında sen olacaksın.
Benim kodlarım bunlar:) ortası mı değil mi bilmiyorum ama mantıklı geldiyse böyle bak olaya eheheheh
Hemmm de ne bicim mantikli geldi. Totodan itip ayar cekmeye kadar ayni dusunuyor/ uygulamaya calisiyorum. Beni taniyanlar sen cok pimpirikli tedirgin insandin bu kadar rahat olacagini bilmezdik diyorlar, cunku dedigin gibi o kontrollu ozgur birakma ve hijyeni kasmamayi rahatlik diye adlandiriyorlar...halbuki kafadan fizik formulu yazip cozercesine dusunmus oluyorum her durumu bilmiyolar:) yazdiklarin bana iyi geldi, opucuklerimi yolluyorum <3
YanıtlaSilO zaman sizi yeni bir Challenge'a davet ediyorum:Türkiyede ilkokul anası olmak :)Akıllara zarar ziyan bir olay,anlatılmaz yaşanır.
YanıtlaSilBen ilk 2 sene çok seviyeli,açıklamalı,neden çocuklarımız böyle yapmamalı,biz acaba şöyle mi yapsak da onlar böyle yapmasınlı bir dönem geçirdim.Baktım kimse iplemiyor,bu sırada sınıftaki çocukların bir kısmı arasında da kimsenin ciddiye almadığı ama benim pek bir ciddiye aldığım bir olay patladı( cinsellik temalı).O zaman bütün salon kadını çizgimden kaydım,söylediklerimi diğerlerine yetiştireceğini bildiğim bir veliye en kibarca haliyle ama arka plandaki anlamıyla' çocuklarına sahip çıksınlar,olay benim çocuğuma sirayet ederse topunu s.ker atarım,haberleri ola' mesajını yolladım.Sonuç olay kapandı,benim çocuğa sirayet etmeden şimdilik yırttık ama nereye kadar.....
Ya onu farkettim zaten! Yaşlar büyüdükçe akran zorbalığı- velilerin akıl almaz hırtoluğu- öğretmenlerin tırtlığı gibi acayip challengelar ekleniyor :((
YanıtlaSilÇocuğu küçük ebeveynler yine bi şekilde naif oluyor, çocuklar büyüdükçe işler çığırından çıkıyor.
Müzevir müzeyyen Veli seçimiyle yolladığınız mesaja bayıldım yahu! Askdlfllglg tam benlik hareket :))))) benim de o noktaya gelmem zor olmaz :) tekdirle uslanmayanın Hakkı "skerim topunuzu" diye tehdittir Asdkfkglgl
:) Hep böyleydi de biz çok içindeydik normal geliyordu. Şimdi başka türlüsüne alıştık, çok berbat geliyor bu yeni nesil de anaları babaları da.. "Çocuğa çocuk gerek" diyorum ama tatilde genelde asosyal takılıyoruz ya da bizimkiler gibi çift kültürlü çocuklar arıyoruz. N'apıyım.. Başka türlü benimkilerin de huyu bozulacak, iki dakika oynayacaklar diye değmez.. Bencilim.
YanıtlaSilAynen öyle valla, bencillikse bencillik, yapacak bişey yok.
SilZaten bebeklikten itibaren Türkiye'de park-bahçe-çocuk kaynaştırma girişimlerimin yüzde 90ı 3 dk içinde itilip kakılmayla, car car bağırılmayla sonlanmıştı... Hadi bu sene Edo büyüdü olaylar daha farklı gelişir diye umuyordum. Daha betermiş ayol büyük yaşlar :(
Başakcim birebir degil ama cok benzer olaylar yasadim ben de bu yaz. Benim cocuklarim cok mu naif diye dusunmekten kendimi alamadim. Mumkun oldugunca park ve bahcelerden uzak durdum. Yardimci coktu tabi etrafimda😁 ama ne yazik ki uzulerek gordumki, bu seviyesizlik ve saygisizlik toplumun genelinde kabul gormus, medeni davranislar yok olmaya yuz tutmus :(( anne babalarin hic bir sekilde cocuklara mudahele etmedigi, cocuklarin hep ama hep hakli oldugu tuhaf bi nesil gelmis. Ne bilem buyudukce elbette farkli zorluklarla burda da karsilasacagiz ama, en azindan parkta insan gibi cocuklari oynatmak buyuk bi luksmus onu farkettim.
YanıtlaSilYa lale ne düşündüm. Benim Fransa'da yaşayan kuzenim var. Çocuk yazları Türkiye'ye gelince çok mutsuz olurdu. İçine kapanırdı. Hiç arkadaş edinemezdi, bütün gün evde tosur tosur takılırdı. Yengem de kimseyle muhatap olmazdı (aile dışında) kimseyle ahbaplık etmezdi. Ben de ne biçim iş ayol diye kınardım içimden askdlfllglg
SilDiyeceğim o ki; bu yeni bişey değilmiş. Bu insanlar 20 senedir böyle askdllflfl
Yani Türkiye son senelerde bozmuş değil. Meğer hep böyleymişiz de; içinde yaşadığımız vakit bize normal geliyormuş (Ceren'in bi üstteki yorumuyla aynı tespit)
Aslinda haklisin, bizde buralara gelmeseydik, bu kadar gozumuze batmiyacakti kesinlikle. Ama bizim bebelerin arada kalacaklari, belki de ergen olunca oralarda kimseyi begenmiyecekleri kesin😁
YanıtlaSilBizim mahallede de vardi alamanci bi aile, cocuklari ayrik otu gibiydi tabisi, gurbetcilikte zor zanaatmiş bebişim😂
Her ortamı bildiğine göre bizim hakiki köyleri de bilirsin sevgili Başak, bizim ( mecburiyetten üç ay köydeyiz) köy karadenizde artık herkes şehre göç etmişken köy ıssız, çocuk pek görünmüyor, köy çocukları sorumluluk almış, kadir kıymet bilen az ile yetinen koyun güden dere tepe dolaşan,traktör kullanan, sofraya bağdaş kuran, saygılı...internet çekmeyen köyümüzde türünün son örneği böyle çocuklar var...
YanıtlaSilBenim çocukluğumdan bildiğim köyler de aynı dediğin gibiydi Ayşe. Ancak artık onlar da değişti. En son şahit olduğum köy yaşamı, babamın memleket Bilecik'in bir köyü. Hayvancılık tamamen bitmiş, tarım desen yüzler gülmüyor. İnternet her yerde, evler plastik oyuncak dolu. Bütün gün tablet, televizyon; marketlerden alınan ambalajlı gıdalar tüketiliyor. Çocuklar bi acayip, gençlerde geleneksel şalvar olayı bitmiş erkekler/kızlar tv dizilerinde gördükleri o senenin moda kıyafetleri peşinde, yemeni bitmiş saten türban modası başlamış, köyün genç anneleri bütün gün Facebook'tan birbirlerine laf sokmalı ileti paylaşıyor :) o güzelim müstakil otantik köy evleri yıkılp, zevksizlik abidesi yeni binalar yapılıyor.
SilDeğişmeyen tek şey, alt yapısız çamur deryası sokaklar...
Karadeniz köyleri otantizmi korumak adına en bakir kalan köylerden, çok şanslısın öyle bir köyün olduğu için...
Başak her yoruma öyle cevaplar veriyorsun ki, misafirine çok sevinen ev sahibi gibi...her yorumun tek başına yazı olacak kadar özenli...
SilTürkiye'de çocuklar aşırı serbest yetiştiriliyor, hatta aile kendi yetiştirmiyor çoğu zaman, çocuk toplum içinde kendi kendini yetiştiriyor, aileler geçim sıkıntısından ya da çocuğu en iyi kolejlere filan yollayabilmek için sürekli çalışıyor, böyle bir tempoda zaten çocuğa ne kadar vakit ayırabilirler ve en başta yoz bir toplumun endişeli bireyleri ne kadar sağlam çocuklar yetiştirebilir? Çocuklar fazla sınırsız yetiştiriliyor, hayatlar çocuğa göre ayarlanıyor bu da benmerkezci çocuklar yetiştirilmesine sebep oluyor ayrıca bu küçük zorbaların tek bir farklılığa da tahammülü yok, çocuğa başkasının kişisel alanına saygı duymayı öğretemeyen, başkasının farklılığına saygı duymayı mı öğrenecek? Kimseyi suçlamak istemiyorum, ben de çok serbest yetiştirildim, 9 yaşımda south park izliyordum falan ama eninde sonunda annem beni bir birey olarak görüyordu, bana değer veriyordu, onun da ötesinde ikimizi de dizginleyen bir anane vardı ki bugün olduğum insanı annem kadar ananeme de borçluyum (babam pek ortalarda olamadı ne yazık ki)... 6 yaşında bir kuzenim var, çok seviyorum ve onlardan biri olmaması için elimden geleni yapıyorum, eminim annesi ve babası da öyle yapıyor.
YanıtlaSilNikki'ciğim tespitinde çok haklısın. Ailelerin vakitsizliği, eğitimin-sosyalleşmenin (kurs-spor-aktivite bazında) pahalılığı ve toplum refahı kaygıları aileleri bu tarz davranışlara itiyor diye düşünüyordum ben de. Ancak yazıda bahsettiğim grup, çalışmayan-bakıcısı/yardımcısı olan maddi kaygı gütmeyen tayfa ;) o yüzden şaşırdım ve eleştirdim :/ ha bu demek değil ki bir anne çalışmıyorsa, yardımcısı varsa başka hiçbirşeye Hakkı yok! Demek istediğim o da değil, sadece bu kadar aymazlık fazla geldi bana ne bileyim... Biz kontrolsüz tv izleyerek, azarlanarak, hadi yallah sokağa denilerek büyüdük :)) ama bizim büyüdüğümüz dönemle bu günler aynı değil... Bu dönemin asıl sorunu tutarsızlık, çocuğu bi gün saldım çayıra, ertesi gün hayatın merkezi ağam paşam şeklinde, kafalar karman çorman yetiştirmek...
Siljaponkedi'den öğrendim blogunuzu, üslubunuza bayıldım. Çok tatlısınız :)
YanıtlaSilTeşekkür ederim :) yeni postlarda görüşmek ümidiyle o vakit :)
Sil