26 Haziran 2017 Pazartesi

2 çocuklu tatil like a boss




Bilen bilir buralarda da gelip anlatmışlığım çoktur. Öyle sırt çantalı seyyah, doğal yaşam gurusu olamasak da çocuklu tatil konusunda bizim de kendi çapımızda namımız vardır ehe mehe. 

İşin sırrını önceden açıklamıştım, tekrar edeyim: kendinize çocuklarınızın iyi anlaştığı bir tatil ekürisi bulun argadaşlar. Gerisi çorap söküğü, gerisi harala gürele. 

Biliyorsunuz hayatta hiçbir şeyde bir takım çileler çekilmeden ekmek yenmiyor. 

Biz de bu günlere kolay gelmedik tabi. Ağlamalı zırlamalı yolculuklar olsun, lokma boğaza dizilmeli yemekler olsun, öğlen sıcağında puset itekleyerek bebe uyutmalar olsun Hakkı'n rahmetine çok kavuştuk. Rip. 

Ama artık şu tatilde gördüm ki, biz artık olmuşuz. Ciğerim pespembe duruyor valla yerinde, hiç solmadı ashdkflgl. 

Avusturya kışın kayak turizmiyle olduğu kadar, yazın da dağları yaylaları gölleriyle ünlüdür. Biz de şok fiyata herşey dahil bir otel kapakladıydık kıştan. Topladık çoluğu çombalağı vurduk kendimizi dağlara. 



Kaldığımız Otel bir kayak oteli. Otel bu sezonda (okullar henüz kapanmadı) 0-6 yaş kreş çağı bebeli aileler ve emeklilerden oluşan aşırı kalabalık olmayan tatilci grupları tarafından nasiplenilmekte. 

Heidi'nin, milka reklamlarındaki ineklerin dağları konpile manzara. İnek çanı sesleri, mis gibi doğasıyla huzur overdose! 

ranzaya bayilan bebeler eqlesin

bu da odanin baska bir minnoslugu

Biz de tatilin ilk günü müthiş bir organizasyonla bütün haftayı planladık. Çünkü almanlık <3 


Alman anası arkadaşım önünde 1 haftalık program olmadan kendini çıplak ve savunmasız hissediyor. Kaşı gözü oynuyor bildiğin. Bu konuyu yine kendisiyle çok konuştuk irdeledik. 

Bana mesela sordu, dedi ki bu sene kız kıza tatilinde ne yapacaksın nereye gideceksin, şafakla mı gideceksin? Ki benim kızkıza tatil tarihim nisandır (2018 nisan yani seneye ehueh) 

Dedim ki kıssssmet askdkflf. Şurda ne yazıyorsa o (alnımı gösterdim, anlamadı) dedim ki şekerim bizde öyle olmuyor o işler.

Herşeyi geçtim. Bu uzun vadede plan program işini profesyonel hayatta bile yapamazsın! Mesela şafak gidip çalıştığı firmaya bana 6 ay sonrası için şu şu tarihlerde izin verin dese hayırlısı be gülüm derler. Dur bakalım o zamana önemli bir toplantı-proje-event olmazsa ona göre şaaparız derler. Çok önemli birşey olursa sana ihtiyacımız olur, o hafta olmaz haftaya olur derler... Ha tabi düğün dernek ölüm kalım durumlarında alınır acil izin binbir surat ve trip yiyerek ama keyfi olarak çok da kendi özel hayatında programlı olamazsın iş dünyasında dedim. Dev şaşırdı :))) 

Neyse işte yaptık 1 haftalık programı. Ama ne program! Gün gün saat saat. 

Hatta çocukları kids club a iteleyerekten yetişkin programları bile yaptık; beylerle golf oynadık! 

Gelelim kids club mevzuuna. Kids club denince aklınıza ışıklı şıkırtılı viynk viynk öten oyuncak, muşambalı halıflexli salon, jeton atmalı lunapark, bebelerin yüzünü dallı güllü boyayıp Demet Akalın şarkısında dans ettiren animatör ergen gızlar geliyorsa yanlış kids clubdasınız! 



Buranın kids clubları da tabi ki Avustur kreş disiplininde. Sessiz, sakin, itiş kakışsız, bağırış çağırışsız açık havada oynamalı takılıyor bebeler. İçerideki herşey ahşap ve minimal. Çiftliğe köye geziye gidiyorlar toplaşıp. 3 yaş üzeri ücretsiz ama 3 yaş altı çocuklara özel bakıcı tutarak bırakıyorsunuz kreşe. Bakıcı başlarında duruyor. Bez değiştiriyor, tuvalete götürüyor, yemeklerini servis ediyor. Bizim bebeler 4ü bir arada olduğu ve açıkçası artık kendi oyunlarına/dalgalarına bakıp bizi pek ziklemediği için, kids club da bizsiz takılmaları kolay oldu. 

Tam 3 gün 3er-4er saat dehledik bunları. Alan memnun satan memnun. 

Diğer günler sabahtan beyler golf oynadı. Biz analar çocuklarla kahvaltı, havuz, inek koyun sevme, yürüyüş, park takıldık. Öğle yemeğini birlikte yiyip sonra babalara çocuk iteleyip 2saat mola aldık. Akşam üzeri tekrar buluşup maile dağlara çıktık, akşam yemeğini yiyip bebeleri 7.30 da yatırdık falan saat gibi işleyen rutinlerle dolu bir hafta geçirdik. 



Bir de burada çocuklarını zabbahtan akşama kadar kids cluba iteleyen aileler gördük. Bi baktık adamla-karı başbaşa yemek yiyor, gitmiş havuzda kitap okuyor. Çocukları dehlemişler bütün gün! Önce biraz kınadık... 

Ağğbiii çocuklarınla takılmıycaksan ne anlamı var böyle bi tatilin cıkcıkcık bu kadar da olmaz yazık değil mi o çocuklara falan dedik. 

Sonra düşündüm... Bazı aileler var. (Bizzat tanıdığım da var hatta bi tane, eşimin kuzeni oluyor) mesela Adam akşam 7de eve geliyor. Haftanın bazı günleri iş gezileri oluyor, hiç gelmiyor. Bakıcıları, yardımcıları, anane-babaanneleri yok. Hafta sonları full çocuklarla takılıyorlar. Açığı kapatmak, çocuklarla kaliteli zaman geçirmek için çoluk çombak aktivitelerinde boğuluyorlar. Her Allah'ın günü uyku saati dramalarla 1 saat süren pazarlıklarla ağlamalarla geçiyor... 

Şimdi böyle bir çiftin karı-koca zaman geçirebilecekleri, dinlenecekleri, kafa resetleyip azıcık insan gibi hissedecekleri tek tatilleri, yılda 1 haftacıkları varsa; yazık falan değil çocuklara... Ana babaya daha çok yazık amk çünkü.. Böyle olabilir yani dedim, kınamayayım. Böyle olmasa da kınamayayım gerçi, bana ne ki. 

Sonra gelelim çok çocuklu aile mevzuuna. Biz daha "çocukla tatil???" konularını bloglarda tartışaduralım. Millet biri slingde, biri pusette, biri kreş çağında, biri okul çağında 4 çocukla geliyor tatile. 6-7 yıl içinde ard arda fırtlatılmış 4 çocuk! Ana-baba desen hepsi pehlivan gibi upuzun boylar, kaslı bacaklar, siporcu vicutlar askdllflglg

O kadar çok 3-4 bebeli aile vardı ki, ilk kez hepsini bir arada gördüm :))) artık şaşırmayı bıraktım. Nasıl becerdiklerini de gördüm. Valla mum gibi duruyor o çocuklar. Efendi gibi yemeklerini yiyor, bütün gün dağ tepe tırmanıyor, yüzüyor falan. Bi tane bile çocuğuna ses yükselten, göz deviren aile; kendini yerlere atan çocuk görmedim. 

Bunu yapabilmelerini sağlayan en büyük etken: Çocuğa yetişkin gibi davranmaları. Valla ben de elimden geldiğince rutinli, kurallı, tutarlı davranıyorum falan filan o ayrı; ama ben çocukları günde yüz kere şapır şupur öpmeden, götlerini başlarını mıncırmadan duramam ayol. Annesinin aşşşşşkı, bebeği, kuzusu falan diye seviyorum hala oğlanı. O da mest oluyo. Çocuklarla seviyeli bi ilişki kurmam Na-mümkün yani. 

Bunlar harbi böyle şeyler hiç yapmıyo yaaa! 
Ya bizim kankiler 3 yaşındaki çocuğa genitalleri kuku-pipi değil de vajina-penis olarak öğretiyor. 

Yani biz de çocuklara olabildiğince herşeyi mantıklı açıklayıp, meraklarını giderip, ciddiye alıyoruz ama kullanılan dil ve üslupta dev bi fark var yine de. Bir de gerçekten çocukların, büyüklerin yapabileceği nerdeyse herşeyi yapabileceklerini düşünüyorlar. 

daglar gizi maya
Mesela dağda trekking! Ben bi başta olmaz dedim. Ayol el kadar maya Nasıl yürüsün o yolu dedim, ben zor yürüyorum. Ama yürüdü! Yoruldu, ağladı, zırladı ama çok yoruldukça biraz kucak (babasının omuzlarına oturma) biraz ağlasa da zırlasa da "hayır yürüyeceksin" deme, bir şekilde bitirttik çocuğa parkuru. 

hele bi su icek
tirmanan dag kecileri

Aynı şekilde restoranda kola makinesi var. Bir kere öğrettik bardağı şuraya koyacaksın şu düğmeye basınca su akıyor (bir sürü düğme var farklı içeçekler için soldan ikinci su) dedik. Ve su istedikçe restoranın öbür ucundan suyunu kendi aldı geldi bizimkiler. Yemeğiniz bitince gidin elinizi yıkayın dedik, tuvalete kendileri gidip el yıkayıp geldiler. 

Düşündüm de biz Türk aileleri bir çok şeyi kafadan eliyoruz çocuk yapamaz diye. Ya da güvenmiyoruz, yapsa da yarım yamalak yapar, tam beceremez, döker saçar, hijyenik olmaz vs vs. Ama ilginçtir ki şans verirsen ve onlara güvenirsen yapabiliyorlar... 

Sonracığıma dağlarda birçok bisikletli aile gördük. Bir tanesiyle bir pizzacıda tanıştık. Maile takım tişörtler bastırmışlar kendilerine. Family tour 2017 salzburg-udine diye. Bisikletlerle ülke sınırı geçiyorlar! 200km bisikletle tamamlayacaklar çocuklar 9 ve 10 yaşında! Bizde 9 yaşında çocuğun bisiklete 200 km yol yapabileceğine hangi aile inanır? Bunlar çocuklarına inanıyorlar... Göze alıyorlar. Ve böyle olduğu için de challenge lar kademe kademe yükseliyor. Şimdi ben eminim ki o çocuklar 18 yaşına gelince bisikletle Tibet'e de gider... 

Bu Alman kankimin kardeşi 14 yaşında, Berlin'de sırıkla atlama bölge birincisi olmuş. Hedefi dünya olimpiyatlarıymış. Bebekliğinden beri sırıkla atlıyormuş askdkfkfk. Spor olarak sırıkla atlama bebeklikte nasıl seçilir ya? 

Alman disiplini iyi güzel de zor zanaat be kardeşim. Kukuya vajina diyeceksin, çocuğu öpüp sevmeyeceksin (sevdiğini güvendiğini; sana güvenebileceğini başka yollarla göstereceksin) 2 yaşındaki bebeyi dağlara yürütüp kucak istedikçe "hayır kendin yürü" diyeceksin ölme eşşeğim ölme! Ne kadar özensek, imrensek, taktir etsek de bizlik işler değil amk :) 

Yani mesela ben elimden geldiğince uyumlanmaya çalışıyorum; çevremdeki insanların çocuklarının yaptığını görünce mecburen bana da şans vermek düşüyor. Görerek, deneyerek, topluma uyarak gidiyorum. Ama bunları yapmak/ çocukların yapmasına izin vermek; çevremde kimse yapmazken aklıma gelmezdi... Ve ya cesaret edemezdim. 

Çocuk yetiştirmedeki yöntemlerimizde biz ne kadar kendi kararımız-seçimimiz-bilincimiz zannetsek de aslında kültürel kolektif bi bilinç var ve bunun dışına çıkmak zor... Elalem ne der olarak değil ama; herkesin karşı olduğu şeyleri yaparken, doğru yaptığına inansan da şüpheye düşüyorsun çoğu zaman. 

Basit bir örnek, 1 yaşından küçük bebekler yerlere salınıp emekletilir burada. Parkta, bahçede hatta kapalı mekanlarda bile (market, restorant vs) Burada herkes bunu yapıyor ve ben de hiç sorgulamadan lay lay lom salıyordum edoyu. 
8 aylık falandı Türkiye'ye gittim bir restoranda arkadaşımla buluştuk. Oldukça temiz, öğlen saati 2-3 masadan başka insan yok, tenha. Ben edoyu saldım yere emeklesin diye. Herkes şok oldu! 
2 nedeni var: birincisi yerler soğuk, taş çeker, üşütür (askdkflf hadi bunu kafadan eledim) 
İkincisi, mikrop kapar, hastalanır. 

biraz da suraya salayim

Burada biraz şüpheye düştüm işte... Ya gerçekten bağışıklık sistemi henüz bunu kaldıracak kadar güçlü değildiyse? Ya gerçekten hastalanırsa? Sonra ben de huzursuz hissetmeye başladım ve bir daha çocuğu salamadım o tatilde... Bir de yaşanılan toplumun bakteri florası meselesi var. Yani ne kadar bilimsel bilmiyorum tabi kuş kadar tıp bilgimle şöyle eyyorladım: edonun bağışıklık sistemi bizim yaşadığımız yerdeki genel bakteri florasına bağışıklı olabilir. Türkiye'de immün sisteminin tanımadığı bakteriler olabilir. (Türküye pis demiom kız, Türkiye'de doğmuş büyümüş bir çocuk için de Dünyadaki her hangi bir ülke aynı risk) 

Ama işte bana tüm bunları sorgulatan toplumun o konudaki genel tutumuydu. Sosyal psikolojideki çoğunluk etkisiydi... 

Bilmem bilir misiniz, bir deney vardır sosyal psikolojide. Muzaffer Sherif'in otokinetik Etki deneyi. (Ben basitleştirerek anlatayım, merak eden deneyin prosedürünü araştırsın) 

deney gibi deney

Deneklere karanlık odada bir ışık kaynağından farklı uzunlukta ışıklar gösteriliyor, mesafeyi tahmin etmeleri isteniyor. Kişi ayrı bir odaya alınıp test yapıldığında gördüğü mesafeye kendi karar verip yüksek skorlar elde ediyor. 

Daha sonra işin içine iş birlikçiler giriyor. Işık herkese aynı anda gösterilip gruptaki diğer 7 kişinin bildirdiği mesafe deneğin kafasını karıştırıyor ve o da son kararını grup normundan yana kullanıyor. 

Yani buradaki çekince "elalem ne der, ben çıkıntılık etmeyeyim, beni aptal sanıp kınamasınlar" dan ziyade; kişinin algısı değişiyor! ve milletin bir bildiği var, bu kadar insan yanılıyor olamaz diyip mesafenin diğer grup üyelerinin dediği kadar olduğuna ikna oluyor.. 

Sikimsonik anelizlerime artık bir son verip yazıyı bitireyim. Ne de olsa ana fikir, çocukların artık büyüdüğü ve tatillerden git gide daha fazla keyif alır hale geldiğimiz, daha az yorulduğumuzdu. Tünelin sonu ışıktı ;) 

cocuklar parkta oynarken bankta homeless gibi yatma qeyfiiii















15 yorum:

  1. Valla hızına hayranım haziran başında biz de bir tatile gittik hala yazıcam. Bizim de artık Almanlar kadar olmasa da çocukla tatil meselesi kolay oluyor. Hele bir de çocuklar da alıştı şimdi gidelim gidelim deyip duruyorlar oh yeah :))

    Gittiğimiz tatil yeri bir campingdi. Herkes temizliğini yemeğini yapıyor ve şok olunacak pek çok aile gördüm tabi. Bunlardan biri büyüğü 3, ikincisi 1,5 üçüncüsü 2 aylık olan bir aile. Herşey dahil otel değil üstelik karavan veya çadırda bile kalıyor olabilirlerdi (biz bungaowda kaldıydık)

    Şu toplum öyleyse sen de öyle oluyorsun olayına kesinlikle katılıyorum. Biz de mecburen herşeyi planlıyoruz, okulda Dila Türkiye'deki çocukların yapamadığı akrobatik hareketler yapıyor (ama burda hepsi yapıyor), illa ki spora müziğe yüZmeye gidiyor (çünkü her çocuk gidiyor), hava soğuk sıcak farketmez çıplak ayak parkta kumda oynuyor... gibi. Instagramdan bol bol teyze veya büyükanne eleştirisi alıyoruz :))

    Velhasıl biz de biraz Alman biraz Türk ortaya karışık ama bence daha eğlenceli anne oluyoruz be başakçım çocuklarımız çok şanslı 😘

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de senin kamp tatili yazını heyecanla bekliyorum gececim. Çok da merak ediyorum <3 bizim de bir karavan planımız var, senden feyz alayım.

      Ben de aslında böylesinin daha eğlenceli olduğunu düşünüyorum :) melezlik her zaman güzeldir <3 dolayısıyla kültür melezliği de öyle ;)

      Tabi iki kültürün de sadece güzel yanlarını alarak. Buradan sporu, doğa sevgisini, disiplini saygıyı alsınlar; bizden koşulsuz Sevgi'yi öpüş kokuşu, candanlığı aile bağlarını alsınlar <3 ortaya karışık güzel birşey çıksın inşallah :)

      Sil
  2. Başakım sen yine de tr'de bebelerin yerlere salma/saldırma!

    Başka memleketleri bilmem ama, burada dibine kadar hayvan dışkısı, izmaritler, bira şişesi kırıkları laylaylom.
    En seçkin olanından en gudubet olan versiyonuna kadar böyle gördüm burada parklarda.

    Bir de ebevynliğin evrensel olmadığına inanıyorum. Mahalleden mahalleye bile değişen 'çocuğa yaklaşım' prensipleri, ülkelerden ülkeye sinsi gibi çok değişiyor. E haliyle, eğitim-sağlık sistemi bile bize göre çok daha şık olan ülkelerde ebeveynlik klasmanında iyi puanlar alındığını duymak şaşırtıcı değil.

    Yine de merak ediyorum. Avrupa'da ebeveynlik üzerine bir sürü 'işkence çekmeye son verin, gelin güzel ebeveynlik öğretelim' temasında kitaplar üretiliyor. bu neden? alıp okuyorsun o kitapları, bizden daha tahammülsüz danışanların örnekleriyle dolu kitap.. toplumsal olarak da eleştirileri oluyor vs vs.

    bizi mi yiyolar? bir çeşit kitap satma stratejisi mi?

    ben iki aile tatile hiç gitmedim (tek aile de pek gittiğim olmuyor gerçi : P ) ancak şunu biliyorum... ne zaman iki aile bir yerlerde olsak, uzun muhabbetler- rahat tıkınmalar, çakırkeyiflikler kaçınılmaz. ta ki uyku saatini aşana gaddar. çünkü biz törkler ne diyor, uyku saati konusunda hepimiz caymaya dünden razıyız.

    ve son not:
    burada haftasını, ayını, senesini planlayanlara 'psikopat mısın ya' dendiğini biliyor muydun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok yok parkta salmaya zaten no! Hem zeminleri uygun değil, hem de gözle görünür pislik olmasa dahi lama gibi şakır şukur balgam atıldığını ben biliom öğğğk. İşte bi temizcene bir restoranda salma girişimim olduydu, onda da pişman oldum zaten, salmayaydım iyiydi dedim.

      Ben Alman ekolünde zaten kararsızım. En iyisi bu diyemiyorum. 3 yaşında su doldurmanın, 9 yaşında bisikletle ülke geçmenin ne gibi devasa getirileri olabilir? Bunlar nüans şeyler bana göre, elzem değil...

      Ha ebeveynlik öğretileri kitaplarına burada çok rağbet edilmiyor bizdeki gibi. (Sen yazılıyor ve vakalar bizden beter demişsin ama ben okumadım hiç bilemeyom)

      Herkesin konuştuğu, okuduğu ekol kitaplara rast gelmedim burada. Daha geleneksel gidiliyor, kendi çocukluklarından referans alınıyor, kreş yöntemlerine sadık kalınıyor vs vs.

      Bir arkadaşımın babaannesinden kalma ahşap oymalı kakmalı antika bir "mama sandalyesi" vardı mesela. Kendi çocuğuna kullanıyordu. Düşün babanne mama sandalyesinde yiyormuş bebekken, 90 yıllık mama sandalyesi! (Kont, arşidük ailesi de değil üstelik ahsjfkflg)
      Kendileri de çocukken aileyle kampa, balık tutmaya, dağ yürüyüşüne giderlermiş. 35 sene önce de denizde dev Nivea güneş kremleri sürerlermiş asjfkflkg

      Kuşaklar arası çocuk yetiştirme trendleri bizdeki gibi uçurum değil... Bizde çoğu ailede iki kuşak arasında köyden kente göç var esasında. Benim anlatmak istediğim o aslında. Biz ne yapacağımızı, hangi ekolü benimseyeceğimizi bilemiyoruz. Ha bire okuyoruz, uygulamaya çalışıyoruz, bazen oluyor bazen olmuyor. Tüm bunları yaparken de kültürün ve çoğunluğun etkisinde kalıyoruz.

      Sil
    2. burda bestseller çoğu ebeveynlik kitapları gevur imzalı. benim okuduklarım da genelde türk olmuyor :)

      vay halasını.

      aslında benim annemin tarzıyla benimki de aşırı yakın. anneannem farklı.

      garibanlık, yoksulluk, eğitimsizlik çocuum. olduğu kadar yaşam.

      Sil
    3. Aynen bizdeki çeviri kitaplar Amerikan ve Fransız hep. Alman'ına Avusturuna denk gelmedim işte.

      Dikkat ettim de benim de kendi anamla çok benzer aslında analık tarzım! Hatta senin son yazıdaki Abur cubur tutumu da aynı bizim. Anam kendi de düşkündür bizi de büyütürken sağlıklı yiyin, sebze yiyin çocuum şeker yimeyin falan demedi ayol gerekli bilinci veremedi bana askdkfglgl

      Ananem apayrı bir ekol tabi aboooow

      Son cümleye ne diyim, aynen öyle :( buradaki insanlar da über eğitimli masterlı doktorlalı değil elbet. Gerçi eğitim dediğimiz ne mananda? Eğitimin kalitesi diyelim... Kimi durumda sağlam bir orta eğitim; eser miktarda mantık analitik yabancı dil genel kültür bilinç, dünya görüşü sunarken; kimi eğitimde doktora diploması bile bonnnboş kopkof kalıyor. Nitelik çocuğum, içerik çocuğum.

      Sil
  3. Çocuğa birey gibi davranma, GIZIM SEN YAPAMAN demeden çocuğa inandığını gösterme filan müthiş şeyler de, madalyonun bir yüzü daha var sanırım.

    Burada herkes birbirine bakıyor ama sen karşılık olarak gülümsersen kimse gülümsemiyor. Yolda köpek gezdiren birinin yanından geçiyorum, köpeğe gülümsüyorum, adam köpeği yiyecekmişim gibi bakıyor bana. Geçen haftaya kadar girdiğim bir dersin sınıfında "hello" diyince cevap veren yoktu ve İngiliz Edebiyatı okuyorum. Doğru düzgün Almanca pratik yapamıyorum çünkü sanki okul değil hapishanedeymişiz gibi Almanlar genelde Almanlarla, ve yabancılar da genelde kendi aralarında takılıyorlar, vallaha sadece Türk olayı değil her gün görüyorum Latinler 7-8 kişilik masa kuruyo İspanyolu, Arjantinlisiyle dkfhdkjf Konu açmaya çalıştığımda mal gibi bakıp sorduğum sorunun cevabını verdikten sonra görünce selam bile vermeyen bir kız biliyorum ya, ve soru gayet normal bir soruydu, bilingual ailede büyümüş ben de takdir ediyorum çok zor valla Almanca da kolay değil filan dedim, aynı muhabbeti Ege'deyken Azeri\Rus bir kızla yaptık ve neredeyse her derste small talk'ımız oldu sonrasında. Fazla ciddiyetin sonucu mu bu, çocuğu GÖTÜNÜ YİRİMMMMM YEAVRUMMMMM diye sevmemenin mi, yoksa sorun bende mi? Öf valla 3. ayım ve istifa ediyorum sdkfjdkfj bir de buna rağmen master için de berlin'i seçmek istiyorum nasıl bir mazoşistsem dkfjgfk

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay burası hiç öyle değil ya, selam verme-gülümseme, kapı açma, saygı anlayış tarzı günlük hayat olaylarına çok önem verilir. Alamanyadan daha minnoş bir ülkeyse demek ki :)

      Gençler arası Argadaşlık kısmında haklısın ama. Ona ben de çok şaşırdıydım. Ben sanıyordum ki bizdeki gibi sınıfta herkesle kaynaşacağız, derste goygoy yapacağız, çıkışta 50 kişi toplanıp kafelere gideceğiz batak oynayacağız askdkfllg hiçbiri olmadı, soru sorup bir bahane bulup yanlama denemelerimde bile kısa cevap verip götünü dönerek püskürttü herkes beni :D

      Ama Bu olay yabancıları dışlama, hemşericilik değil be, genel olarak öyleler. Küçük gruplar hep arkadaşlıklar. Bir de adamlar multi kultur olayına doymuşlar :)) öyle çok ilgilerini çekmiyor aaa yabancı! Hadi hemen konuşalım, merak ettiklerimizi soralım, kültür alışverişinde bulunalım diye adajdjflgk



      Sil
  4. Ben yine geldim ;)
    ben de Almanya'da anne oldum iki kere , gerçektende bunlar çocuklarını bizim gibi mıncıklayıp öpmüyorlar , misal benim yavrularım , Alman öpücüğü ile Türk öpücüğü farkını çok iyi biliyorlar , sorup hangisi istediklerini ona göre öpüyorum bazen , sakin ve tek öpücük yada sesli , koklamalı arka arkaya 10 yakın öpücük 🤣
    Yinede o kadar soğuk falan değiller bunlar ya , tanışınca anlaşınca sen yada çocuklar , hemen evlerine kahve pastaya çağırıyorlar , misal ben yıllarca Barcelona'da yaşadım , katalanların seni evlerine çağırması için onların bir arkadaşının sevgilisi olmam yada andalus asıllı falan olmaları lazım .
    Başak çok haklısın bu tatil ekürisi konusunda ya, biz de bulsak bi tane iyi olurdu . Ne güzel yapmışsınız tatilinizi , hem siz hem çocuklar çok keyif almış.
    Size çocukları bol öpmeli koklamalı , Alman ekürili daha nice tatiller diliyorum .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hadi ya! Ben tam tersi katalanların bizim gibi sıcak kanlı rahat insanlar olduğunu sanırdım. Kesinlikle Alman'ların friendly olduğunu düşünüyorum ben de. Özelikle referansın varsa (yeni tanışmanıza rağmen ortak arkadaş, çocuğun okul grubu, şirket vs) seni sevdilerse evlerine davet etmeleri mümkün :)) yalnız bizde biraz da laftadır o iş "bize de bekleriz, buyrun gelin" falan denilir yeni tanışılan insana such a klişe olarak. Ama bunlar direkt gün saat tarih falan verip çağırıyor, organizasyonu yapıyor, çağırdı mı baya ciddiye alıyor eheheheh

      Bu eküriyle çocuklu 12. Tatilimizdi :) 13. Eylülde Hırvatistan, 14. Şubatta South africa olarak book edildi bile :))) 2018 bitmeden 15 yaparız gibime geliyor :D kafa bir Alman tatil ekürisi edinmede darısı başınıza o vakit ;)

      Çok teşekkür ediyorum <3

      Sil
    2. Çok değil ama sıcak kanlılar, çok sosyaller , konuşlanalar, aktifler , İspanya'nın diğer kesimlerine göre daha ciddiler ama daha mesafeliler, çok çalışkanlar ama cimriler. İş dolayısı ile , ortak arkadaş dolayısı ile çok süper takılırlar ama çok zor arkadaş olurlar. Zaten arkadaşları ile çoğunlukla dişarıda buluşurlar , arkadaşları değilseniz evlerine falan çağırmazlar.
      Bi çocukluk arkadaş grupları vardır birde üniversite arkadaş grupları , dahil olmak sadece birisin eşi yada sevgilisi olmakla mümkün, ihtiyaçları yok çünkü.
      Tabi ben katalunyada anne olmadığım için, daha sonra çocuklar dolayısı bu konuda esnekleştiklerini tahmin ediyorum ama tam bilemiyorum tabi.
      Bu tabi negatif bişey değil, kültür olayı.
      Viva Cataluña , viva Barcelona 😉

      Sil
  5. Yazidan cikardiklarim;
    *tunelin sonunda ışık var ama o tunele birlikte girecek ekuriden de once, gezmeyi seven koca lazim :)
    * minciklamadan cirlaya cirlaya askimmm demeden cocuk sevmeyi aklim almiyor almiyor, yok almiyor..
    * cidden topluma göre cocuk yetiştiriliyor; Ankarada bi basimizayken yaptiklarimizla memlekete geldikten sonraki bir kac hafta icindeki hallerimiz bile farkli olduguna göre...
    *cocuklari tum gun dehleyen ciftleri anliyor empati ve sempati hislerimle kendilerine göz kirpiyorum. Tum gun olmasa da bir kac saatligine anneme yavruyu kitleyip kaciyorum bu bayram tatilinde. Hem de arkama bakmadan. Cunku ihtiyacimiz var...
    * cocuga büyük gibi davranma olayinda basarili olmanin sirri da biraz sabirli olmak bence. Bizim gibi hadi hadi hadi diyerek yuruyen bi kültürde cocuga bardagi ver yarisini yere ve ustune doksun yarisini icsin sonra ustunu degistir sonra tekrar su istesin...ohooo. Bence biz buna sabredemedigimiz icin herseylerine mudahale ediyoruz. Ben şimdilik o konuda cok rahatim bütün işim yavru bakmak ama ise basladiktan sonra iyice zamanla yarisir olunca umarim bu guzel aliskanligimi bozmam..bilemedim.

    Ayyy cok uzattım. Cevap yazmaya ugrasma bi yazi daha edecek ahahahahha:)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu sabır konusuna değinerek cevap vereyim madem :)) aşşırı katılıyorum bizde tek engel tez canlılık :) bi de plansız ve Allah'a emanet yaşamdan kaynaklı bence hep acele edişimiz :) trafiğe mi kalacaksın, başına saçma bişey mi gelecek yollarda, çat kapı misafir mi gelecek bilemediğinden tam kestiremiyorsun ki Zaman kavramını :D hep bi hadi hadi hadi durumu! (Benim de çocukluğum hadi'lerle geçti askkfkflgl)

      Sil
  6. Başagim valla ben de hayretler icinde izliyorum cocuk yetistirme tarzlarini. Biz bu işi genetik olarak beceremiyoruz. Nereye gitsek benim bebeler ayrik otu gibi belli ediyor kendini. Ama bu konuda pek bi kafa yordum, çocuga yetişkin gibi davranmanin çokda mantikli olmadigina karar verdim. Zaten bûyüyecekler amk, niye bu kadar kasiyorlar anlamadimki? Yazar burada cocuk gelişimine yepyeni bi soluk getiriyor�� bi agucuk yap, agzini yirim filan de, relax accik yaa dimi ama. Kreste goruyorum her seye bebenin fikrini soruyorlar, misal burda mi giydireyim ayakkabini, icerde mi? Bluzunu cikarmak ister misin? Bugun hava 34 derece olacak. Bunu anlattigi yaş 2 yaziyla iki�� ya ablacim cikar iste bluzu, sicak iste hava, kap git bebeni evine�� ben demiyorum cocuk diye ciddiye almasin, yanlis anlasilmasin ama, acaip gereksiz kasiyorlar bence, benim hissiyatim bu. Ayrica bu mukemmel bebelere buyuyunce ne oluyor da, ana baba, baci kardaşi pek sallamaz hale geliyorlar. Yazarin tabi ki buna da cevabi var, kültürel, ozgurluk takintilari, bencil olmalari. Pek yuzeysel duyuluyor ama, cocuguna elmasini vermeyen anne gordu bu gozler. cocuk tepinerek agladi yaa elmaaa elmaa diye. Ben sana sormustum evde, istemedigini soyledin, bu benim elmam ve ben yicem dedi abla valla��
    Konuyu dagittim ama, ben oyle 18 olunca hadi cocuum deh diyemem galiba ya, ben yine soylene soylene yemek yaparim, kiclarini toplarim, napiim turk anasi, kanimizda var bebeim bizim����

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla ben de o noktada tıkanıyorum zaten. Yani 2 yaşında ayakkabısını kendi giysin diye aşşşşırı diretmek (çok zılgıt yedim kreşten bu yüzden) saçma geliyor bana da. 3 yaşında nasılsa giyecek aq! İşte alman-Türk harmanlıyorum bu noktada ben. Önce şans veriyorum, sabır gösteriyorum, teklif&teşvik ediyorum (tipik Türk anası gibi dur evladım sen beceremen ben yapam diye atlamıyorum. 6 yaşına kadar da ben giydirmem mesela) ama çocuk istemiyorsa çok darlamıyorum, giydiriveriyorum :))

      Tamam bağımsızlık kazansın, işini görsün, kurallara bağlı kalsın bunlar güzel şeyler; ama çocuk istemiyorsa çok zorlanıp strese giriyorsa bu kadar darlamam!

      Göt mıncırmalı sevgi de aynı şekil :))) yeri gelir büyük adam gibi de davranırım, fikrini de alırım, yaşına fazla geleceğini öngörsem de ciddi konuşmalar da yapar şansımı denerim :) ama yeri gelince de anasının kuzusuna bağlıyorum :)

      Çocuklukta kurallarım bu kadar sıkı olmasa da, ergenlik ve yetişkinlikte farklı düşünüyorum ama. Orada girift aile bağları, vicdan azapları olmasın; olabildiğince bağımsız ve özgür olsunlar isterim... Ben arkalarında durayım ama arkalarını toplamayayım...30 yaşına kadar bizle yaşamasınlar amk ayrı eve çıksınlar askdkfkg

      Üzgünüm ama anasıgille yaşayan, eşşek kadar herif/karı olup ayağına hizmete alışmış, hiç bir sorumluluk almamış, aileden onaysız su içmeyen; ailenin karşı çıktığı şeylerde dev dramalar yaşayan/yaşatan insanların Şaşmaz bir şekilde aşırı tırt tipler olduğunu gözlemledim askdllflglg

      Böle dehlerim mehlerim diye konuşuom da belli de olmaz tabi Ahahhaha Sonumuz hayrolsun Lale'm bakalım bu iki kültür arasında Nası bi şekil çocuklar yetiştiricez ben de dev merak ediom aahshkdkgkdn

      Sil