14 Haziran 2019 Cuma

Ufak tefek mevzularda kültür farkları





Geçenlerde beyim 2 haftalığına şehir dışındaydı. Arabam “düşük lastik basıncı” uyarısı verdi. Normalde böyle şeyleri beyim halleder. O olmadığı için ne yapsam diye düşündüm. Türkiyede olsaydım; 

-babam, kardeşim ve ya komşum arkadaşım vs artık ulaşabileceğim yakınlıkta “erkek” kim varsa ilk onu arardım. “Arabayı al da bi el at be hacı” derdim

-benzinliğe gider pompacı çocuklardan yardım isterdim. 

-sorun çözülemezse sanayiye gider kendimi türk tamircilerine emanet ederdim ısısıısus

Burada olansa;

-Babam kardeşim ve ya bir erkek hısmım yoktu yakınlarda kapısını çalabileceğim. 
-evime en yakın benzinlik “insansız”dı (yani benzinini kendin doldurup kredi kartıyla makineye ödüyorsun) 
-tamirciye gitsem dünya para 

Harisi aradım ne yapayım diye. Onun da tavsiyesi “birinden yardım iste” olmadı. “Çok basit kendin halledersin ben sana anlatırım” dedi. 

Benzinliğe gittim ve Haris'in telefondan yönlendirmeleriyle işi hallettim. 

Ustam seslendi uzaktan: giy dedi tulumlari

-her aracın optimal lastik basıncı farklıymış. Aracın kapısında, iç tarafta o rakam yazarmış. 
-lastiğin hava sibobunu çıkarıp bir aletle ölçüm yapıyorsun. Tüm tekerleri tek tek kontrol ediyorsun.
-basınç olması gerekenin altındaysa hava basıyorsun. Hava bastığın alette hava biterse, gidip aleti tektar havayla dolduruyorsun. Sibobu geri takıyorsun. Bu kadar! Gayet kolay bir şekilde hallettim. 

Beceremeseydim orada birilerinden yardım isteyecektim. (Benzin almaya gelmiş başka bir araçtan mesela) 

Burada son çare yardım istemek. Yardım istemedikçe kimse size kendiliğinden gelip teklif etmez. 

Şu hareketi türkiyede yapmış olsam benzinlikte başıma 50 tane adam toplaşırdı bence :)) “yenge napıyon? Bırak biz yapak” falan diye eheurh. 

Ya da taaa en başından bunu kendim yapmayı asla düşünmezdim işte. Ne kadar basit bir işlem olsa da, öğrenmeye gerek duymazdım. Hayatında kaç kadın kendi lastiğine hava basmak zorunda kalmış veya bunu öğrenmesi gerektiğini düşünmüş olabilir ki? 

Ayrıca burada yardım istediğinde de durumun çok müşkül değilse insanlar mırın kırın eder, sorumluluk almak istemez. 

Bir keresinde arabayı park edemeyip birinden yardım istemiştim. (Türkiyede kime sorsan geçer direksyona park eder mesela akskkddk) hatta üstüne vazife olmasa da “sağ yap, sol kır, topla gel” diye bağıra çağıra illa bi müdahale eden çıkar :))) 

Hah işte burda aracımı park etmesini istediğim genç türktü (olay türk marketi önünde geçiyor) “kusura bakmayın ben öyle bir sorumluluk alamam, çizilir, vurulur, aracın başına bir iş gelir; üstüme kalır falan neme lazım” dedi. Haklıydı... 

Türkiyede bizim yardımdan bile saymadığımız böyle ufak tefek durumlara burada son derece mesafeli yaklaşılıyor. Yardım etmek garip karşılanıyor. 
Mesela böyle arabayla ilgili durumlar
Yaşlıların atm den para çekmesi
Çocukların, yaşlıların koluna girip karşıdan karşıya geçirmek vs.. hiç yapılmaz. 

Türkiyede ise böyle ufak tefek yardımlar can-ı gönülden yapılır, coşkuyla icra edilir. Yapana sevap kazandırır, mutlu eder eheuehru. 

Viyanaya ilk geldiğim seneydi. 100lerce dairenin olduğu (otel tarzı hani, her katta  uzun koridorlarda sıra sıra onlarca daireli 6-7 katlı) bir binada yaşıyordum. 

Asansörde yaşlı bir kadın ve ben vardık sadece. Kadın durup dururken laps diye yere düştü (tansiyonu düştü, başı döndü vs heralde) korktum haliyle belki de beyin kanaması geçiriyor amk? Kadını kaldırdım. Kırık dökük almancamla birşeyler geveledim: sizi evinize kadar götüreyim dedim. Telefonunuzu verin bir yakınınızı arayalım dedim. 

Kadın tam anlamadı sanırım panikle bana baktı. Benden çok rahatsız oldu. Yine de koluna girdim kendi dairesine kadar peşine takıldım, kapıyı açıp içeri girene kadar bekledim. Kadın kitlenmiş gibi korku dolu gözlerle bana bakıyordu ve müthiş huzursuzdu. Son bir kez daha sordum, birilerini arayalım diye. “Gerek yok gidebilirsin” dedi. Teşekkür falan da etmedi... (içerde onu kesmediğim için yasin falan okudu bence akabinde) 

Yani bu durumda bir avusturyalının yapması gereken kadına yardım teklif etmek “kalkmanıza yardım edebilir miyim?” (İzin çıkmazsa dokunamazsın) “evinize bırakayım? Bir yakınınızı arayalım, ambulansı arayalım?” Cevap hayırsa bırakıp gidersin, asla evine kadar peşine takılmaman ve telefonunu ısrarla istememen gerekir :D 

avusturya'ya entegre olurken ben


Karşı komşunun çocuğunu babaanne ve dede arabayla alıyor her gün kreşten (mayayla aynı kreşteler) 

Bu babaannegil tatile gittiğinde komşu benden rica etti benim oğlanı sen alır mısın diye. Hay hay! Seve seve aldım 1 hafta boyunca. (Elime mi yapışacak) 

Aradan 2 ay geçti babaannegil yine tatilde. Ama bu kez annesi benden istemedi. Bisikletle kendi alıyor çocuğunu. 

İçime sinmiyor aslında öğlen sıcağında 5km yol yapmaları. “Ben alıverem kız noğlcek” demek istiyorum bir yandan. Ama bir yandan da yardım istenmediği için kendiliğimden teklif etmem uygunsuz... 

Ayrıca bende de artık bu huzursuzluk yerleşti.... ya emanet çocukla kaza yaparsam, kreşte benim sorumluluğumdayken merdivenden düşerse, kafasına saksı düşerse, başına bir iş gelirse?... Allah korusun. 

“Emanet malın canı götünde olurmuş” derler eheuehje 

Şöyle özetleyeyim avusturyalılar kolay kolay sorumluluk almaz (ya saksı düşerse, ayı çıkarsa, daş düşerse, meteor yağarsa, uzaylı istilası olursa falan diye bütün milyorda birlik riskleri hesaplarlar aksjjddj) ama aldı mı da tam alır tabi. 

Buraya geleli 11 yıl olsa da, günlük hayat inceliklerini olabildiğince kavramış olsam da acemisi olduğum bir konu daha vardı: çocukların birbirinin evine gidip gelmesi. 

Kreş döneminde anasız durmuyor pek bu keratalar. Yani aileler çok sıkı görüşmüyorsa; çocuklar play date’e gönderilmez. 
Yapanlar var tabi ama ne yalan söyliyim “şimdi bu anasını ister, ağlar, durmaz; onla mı uğraşıcam” diyerekten pek bulaşmadım eve anasız çocuk çağırma işine.. 

Ama artık oğlan 7 yaşına geldi ve müthiş tutturuyor. Best friendi Sebastian'la birlik olup her gün bana yalvarıyorlar “size gelek” diye. 

Ben bu işin yolunu yordamını bilmiyordum. Önce anasına mesaj attım güzelce; “Sizin için mahsuru yoksa Sebastian bize gelmek istiyor. Bir gün ayarlayıp getirebilir misiniz?” diyerekten

Kadın dedi ki; hafta sonları şehir dışındayız (baba şehir dışında yaşıyormuş bunlar da her hafta oraya gidiyorlar. Hafta sonu olmaz) 
Kendisi de hafta içleri işten 5te çıkıyormuş, geç... 
Çalışmadığım bir gün, denk gelirse getirem falan filan dedi (son derece belirsiz) 

Çok tatlı yaklaştı aslında. “Çok teşekkür, danke şön, davetinize çok sevindim, Sebastianla Edo çok iyi arkadaşlar, biliyorum çok istiyorlar. Ben de çok isterim. Mutlaka ayarlamak isterim” vs vs. 

Yani beni geçiştiriyor, dehliyor gibi de değildi hani.. neyse gel zaman git zaman bu kadından ses yok. Oğlanlar beni tam gaz darlamaya devam :D 

Hele sebastian her seferinde paçama yapışıyor “ben ne zaman size gelcem, bugün geliverem mi? Lütfen lütfeeeeen” falan diye görseniz yürek dayanmaz :( 

Ben kadına teklif yükselttim amskdkdkkf 
“Siz okula onay verin. Çocuğu ben alayım bize getireyim. Siz iş çıkışı bizden alırsınız” dedim. 

Bu arada bunun ne derece uygun olduğunu bilmiyorum. Karıya sapık gibi, stalker gibi “o çocuğu bana vereceksin” diyorum ha bire akskdkkdkdj 

Bunu yapmadan önce alman anası ekürime sordum tabi. Ya durum böyleyken böyle dedim, kadına çocuğunu almayı teklif etsem beni manyak sanar mı dedim :D 

Yok dedi, bu durumda olabilir, dene şansını dedi. 

Kaldı ki bizde son yıllardaki pedofili, istismar vakaları yüzünden hiçbir aile tanımadığı eve çocuk yollamaz. Bırak evi, pastanede kutlanan doğumgünü partileri bile analı bacılı kutlanıyor akskkd kimse çocuğunu oraya bile bırakmıyor 2 saatliğine. Ben de doğal olarak kendi yaptığım teklifi ve ısrarı uygunsuz buluyorum.

Neyse ki kadın bu teklifime de çok olumlu yaklaştı. “Tamam süper olur öyle yapalım. Ben sana uygun olduğum bi gün söyliycem” dedi. (Senli-benli konuşmaya da geçtik ama bikaç hafta daha ses yok) 

Son hamlem: bir mesaj daha attım “salı gününe ne dersin tatlıqıss?”
-salı kızımın kreş festivali var oraya gitcez

(Hızımı alamıyorum, o çocuk buraya gelecek!) 

-peki ya çarşamba? 

Çarşamba olur dedi havlu attı amsjdkkdkdkf

Hort’ta bir bayram havası. Oğlanlar çarşambaya gün sayıyor. Neyse çarşamba oldu aldım oğlanları geldik eve. Oynadık azdık kudurduk, yüzdük, dondurma yedik; vur patlasın çal oynasın derken saat 5 oldu. Kadın kızıyla birlikte geldi Sebastianı almaya (kız da 5 yaşında) birer kahve içtik sohbet ettik. 

Kadın bana demesin mi: “6 da bir yere yetişmem lazım kapanmadan, gideyim onu halledeyim. Kız da burda dursun” ajsjjdjdjd kızı da kitledi mi bi güzel :D 

Çocuklar aç, kadın gitti gelmez, evde yemeğim yok. (Son 4 köftem kalmıştı buzlukta, yanına pilav-cacık yapıp benimkilere yedirecektim ama hepsine yetmez) neyse makarna ve dondurulmuş hazır chicken nuggetslardan yaptım mecburen ortaya, çocukları yedirdim. Kadın 7.30 da geldi. 

daha karpuz kesicektik yaa oturun heuheu


Sebastian giderken dedi “Anne yarın yine gelebilir miyim?” Kadın diyor ki “Edin’e sor” ansndndndnf 

Amk kadın beni manyak sanmasın diye tırsarken kendisi manyak çıktı :))) 

Neyse yarın olmaz diye atladım tabi de, haftaya yine gel Basti’ciğim dedim. (Sebastian’ın kısaltması “Basti” bizim ibrahim-ibo misali ahsjdjjdjd) 

O günden beri Basti her hafta bizde ;) 


Yazıya başlarken amacım 11 yılda tecrübe ettiğim; bazılarını benimsediğim (hatta artık türkiye’deki şeklini garipsediğim) bazılarına hala alışamadığım böyle günlük hayat yaklaşımlarını “sıralı tam liste” yapmaktı. Daha da çoook mevzu vardı aslında ama her zamanki gibi 8sayfa yazdım yine ehuehue hadi yetsin bugünlük. 






















34 yorum:

  1. Basak, ben 20 yildirburadayim, anacim ben Kinseye kendimden yardim etmem, sorarim, cocuk mu kayboldu, polise Telefon Eder sonra cok yakin biryerden izlerim, Anne gelinceye Kadar beklerim. Yaslilara sorarim, yardim istiyorlarsa hay hay. Évime tek cocuk davet etmem, cokluk gelsinler, yatiya kabul etmem. Isvicre zaten oyle bir yerki anacim, iylik edersen ya aptal Muammelesi gorursun yada ILA bu Kari bizden ne isteycek diye bon bon bakarlar. Midem bulaniyo bazen insanlardan Yemin édiyorum. Avrupada yasayan blogcu annèlere bakiyorum, sanki Ben avrupada degilde Pluton da Yasiyorum. Seni muafsin bu soyledigimden basakcim. Avrupa ovuculerinden Gina geldi. Sevgiyle. Ozden

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özdenciğim (hep robinsa diyordum ismini öğrendiğime memnun oldum hehehe) ben de avrupa övücülüğünden de “cennet vatanımız, bizim insanımız, gözün sevem” olumlamasından da eşit seviyede darlanıyorum. İki kültürün insanına da eşit derecede gıcığım. Ya da kısaca insan sevmiyorum :D

      Yalnız bu birine yardım etmek, hayır işlemek, iyilik yapmak durumlarında içimden geldiği gibi davranmayıp; durup düşünmeyi huy edindim ben de. Kafama yattı, mantıklı geldi yıllar içinde.

      Türk genlerim dürtüyo hala, yazıda da dedim ya ben ve çocuklarım klimali arabada püfür püfür giderken, komşunun el kadar bebesinin sıcakta kıpkırmızı olmuş halde bisikletle gitmesine gönlüm razı gelmiyor, içime sinmiyor. Ama yine de düşününce “olmaz ya, olur da çocuğun başına iş gelirse” huzursuzluğu daha ağır basan taraf oluyor. Atlamıyorum, karışmıyorum. Diğer konularda da seninle tamamen aynıyım. Direkt karışmam, pasif müdahalede saf tutarım eheuehe

      Benden de kucak dolusu sevgiler <3


      Sil
    2. yeri gelmisken, avrupa övücülügü ve bir baskadir benim memleketimciligi ben de sevmiyorum. senin bu blogda anlattiklarin da (kültür farki vs ) gercek ve dogru seyler ve bunu cok eglenceli bi sekilde yapiyosun. blogunu okumamin sebeplerinden biri de bu. no fake news :)

      Sil
  2. Ay cok güldüm okurken. Ama cok da sasirdim burda iki senedir herkes birbirine kizan kitliyo. Ve hatta gecen gün düsündüm böyle bir yardim istemen icin cok samimi olmana bile gerek yok. Cocuklarin iyi anlastigi herhangi bir anneye benim isim var size gelse olur mu diyebiliyorsun. Ben bu yardim alma isini daha yeni becerebiliyorum. Ama onun disinda cocuklar istedi mi baya bulusuyolar birbirlerinde.
    Biz de burdaki kizlarla bu yemege kalma muhabbetini konusyorduk bize gelen yemek yiyip gidiyo bizimki cok nadie yemek yiyip geliyor. Cünkü hayir diyemeyen ana. Köpügü olan bir arkadasim köpegi gezdirmem lazim diyormus :) biz kücük sehirdeyiz tabi Berlin‘de falan nasildie bilmiyorum ama burda sürekli verabreden halinde bizim kizanlar. Herkesin arabasinda ikinci bir yüksekce oturak var hatta.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay dur iki konuya da yorum yapam.
      1-burası da küçük yer aslında. Gitme gelme oluyor da ben biraz asosyaldim başlarda. Oğlan da öyleydi kendi istemiyordu. “X’i çağıralım mı, sen onlara gider misin, ben kalmasam da durur musun?” Diyince hayır diyodu akskjdjd. Ama maya zillisi durur bak.
      Yani ilk seferinde gidilir (hiç tanımadan bilmeden bırakılmaz burda küçüklerde. Önce bi ana da gelir ev ortamını görür tartar, bir bahaneyle kahvesini içer kaçar, sonraki gelme gitmelerde anasız olabilir) yedek oto koltuğu burda da var herkeste ;) ben yine de çok huzursuz oluyorum. Geçen de mayanın ekürisi bi kız geldi. Kız Ham çökelek beyazlığında, platin sarısı saçlı bir gız. Kıza saat başı 50 faktör krem buladım, başına su mesh ettim, burnuna 3 kez su çektirdim ansjdjdjfjf (son kısım şaka :P)
      Benimkiler karaçi amk nerden bileyim mesela o beyazlıkta bebeler güneşten ne şekil korunuyor :D ödüm koptu kızaracak, yanacak, güneşten bayılacak vs diye... kısacası huzursuzum 4-5 yaşındaki çocukların anası yokken sorumluluğunu almaktan. Bir de tam bir türk anası gibi mide fesadı geçirtene kadar yedirir içiririm çocukları tabi ki eheuehue

      2-ahhh ah kendimizi gömmemiz ve yavşak gibi her bokumuzu anlatmamız :D top gıybet konumuz biliyosun. Bi cool olamadık. Yapamadık. Çok güldüm şu yazdığına akaksjdjdj. Benim için de kişisel tek şey seks hayatı akskdıjfkd kaldı ki tenhaya çekip fısır fısır sorarsanız onu da anlatırım :D

      Sil
  3. çok güldüm :) Allah iyiliğini versin :))

    YanıtlaSil
  4. Öbür kisimlar tamamen burda da ayni bu arada.

    YanıtlaSil
  5. Ay bak bana da ne cok oluyor ben böyle car car konusup bir sürü sey anlatiyorum ya da bir sey söylüyorum saka yapiyorum falan bazen böyle hemen bir gerileyen oluyor belli ki ileri gitmisim biraz. tuhaflar valla. Kendilerini asla gömmezler gecen gün konsutuk. Sen gömsen onu da tuhaf bulurlar. Bazen telkin ediyorum kendimi sus azcik diye. Ale‘e dedim ki sen ne zaman benim senden hislaniyor olabilecegimi düsündün. Annenin hasta oldugunu ölmek üzere oldugunu söylediginde dedi. Cünkü cok kisisel bir sey söylemistin. Dedim beyim Almanya‘d tabistigim erkelerin yarisi onlara ysziyorum sanmis olabilir kusura kalma benim kisisel seylerim bizim seks hayatimi falan. Ona kadar her sey normal.

    YanıtlaSil
  6. Okurken sesli güldüm ya alemsin :)) Cocuk kitleme olayi bana da oldu, sonra dedim e bende yapayim bari, demek ki o samimiyet var, ama olmadi :D almanlarin özelliklerin biri de islerine geldikleri sekilde davranabilmeleri olabilir. tabi her genelleme yanlistir :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tek enayi ben olduğuma emin oldum şu an ahahshhdh
      Ne zaman bir ana tatlış tatlış “halli hallo, playdate yapak mı looo?” Yazsa hemen atlıyorum yapalım yapalım kız, müsaitiz tabi ki bebişim diye. Ben yazınca “o tarih olmaz Oma gelicek, bu tarih olmaz planımız var, şu tarih olmaz biyere davetliyiz, ay kusura bakma bugünü iptal edicem ufaklığın ateşi var virüs olabülü” ... avrupa birliğinden müzakere tarihi almak kadar zor oluo bunlardan tarih almak :///


      Sil
  7. Basak diyorsun ya bazi bazi ben Edin'in sosyal yanini cozemiyorum diye. Iste olay bu sekerim oglan kendine yakin arkadasta edinmis, iyi olmadi mi bu durum? Sen ne dusunuyorsun bu konuda? Yani bazi cocuklar sanki butun hayat "best friend"lerini ariyorlar. Diyom acaba bu o mudur? Yoksam hoca bu ne is! Optum cok. Ozden

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özden edo son 2-3 ayda bir sosyallik atağı yaptı inanamazsın! Futbola da yazdıramadık bu arada (yeni sezonda inş) özel tenis dersi aldırıyoruz ama olay o da değilmiş. Olay pokemon!!! Akskjdkf

      Pokemon kartları biriktirme, değiş-tokuş muhabbeti var belki bilirsin sizde de varsa. Bu pokemon işine girdikten sonra çocuğun popülaritesi arttı. Çocuk tam 1 pokemon kartı simsarı çıktı ajsjdjddjdj meğer içinde küçük esnaflık varmış :D horta almaya gittiğimde gözlerime inanamıyorum. Herkesle bir muhabbet, bir sohbet, ayı gibi bağıra çağıra langırt oynamalar, ahı ahı diye gülerek leş espri yapmalar, argo konuşmalar aldı başını gitti :))) sebastianla da yapışık ikiz modundalar zaten. Valla ben de anlamadım hocam :)

      Sil
    2. Ay okurken zevkimden bayilcektim az kalsin Basak, oh bee. Bana da dert olmustu bu (senin anlatimlarindan yola cikarak, hemen kafamda bir turk anasi olarak felaket senaryolari yazdim elbet). Cok sevindim. Yani su olaydan bunu anliyoruz bence, kucuk cocukluk doneminde sorun gibi ortaya cikan seyler zamanla kendiliginden cozuluyor, kendi kizimda da gozlemledim bunu. Ama Aferim Edinimize be!! Opuyorum onun cekik gozlerinden...

      Sil
    3. Sorma sorma özden, ben de 4 köşeyim. Arap atı gibi açıldı çocuk... bu Edo beni her seferinde ters köşe yapıyor. Gerçekten tüm çocuklar öyle ama bence... yani yaşadığınız problemler hiç çözülmeyecekmiş, aşılmayacakmış gibi gelirken bir anda bir dönem geliyor yoluna giriveriyor <3 bakıyorsun bir konuda çocuğun içinden bir cevher çıkıyor.. çok acayip çok. Ki bizim edo’nun bu sosyal iletişim yapısı küçüklüğünden beri karmaşıktı, her döneminde beni düşündüren şeyler vardı... bir anda bir dönem geldi ve sihirli değnek değmiş gibi değişti her şey.. ağlamıyorum gözüme toz kaçtı. Fırk.
      Ben de öpüyorum sizleri, çok iyi geldi bu yorumun <3

      Sil
  8. İngiltere'ye giderken yanımda arkadaşımın 5 yaşındaki çocuğunu annesine teslim etmek üzere götürmüştüm. Vize görevlisi çocuğun bana emanet olduğunu duyunca kalp krizi geçirecek gibi olup, yani senin çocuğun olsa emanet eder misin? diye sordu. Evet cevabını verdiğimde kadın ikinci kalp krizini geçirdi. Arkadaşıma tabii ki bir dünya laf. Bu olayı hep düşünürüm . Her ne kadar anlasam da içime sindiremiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle durumlarda anne-babadan yazılı izin dilekçesi bulundurmak gerekiyor yanınızda sanırım. Yasa nezdinde okey olduktan sonra vize görevlisine trip atmak düşmez hehehehe

      Çok güvendiğim birkaç arkadaşım var, onlara ben de emanet ederdim çocuğumu uçuş için. Burada tanıdığım alman ve avusturyalı arkadaşlarım geldi aklıma onlar da yollar bence (dur merak ettim sorayım hatta kendilerine bi ara) bence ingiliz kadın abartmış o kadar “yuh anasının gözü” bi olay değil :)

      Bir keresinde türkiyeye uçuyorum, sadece el bagajım var. Bir türk teyze geldi yanıma (tipik, saf temiz anadolu teyzesi) “kızım senin valizin yoksa bizim valizi sana yazdıralım mı? Bizim kilo fazlamız var, almıyorlar” dedi. Hayır teyzecim kusura bakmayın dedim. Kadın bana sinir oldu “nolcak sanki, para vermicen ki” falan diyor trip atıyor. “Dedim teyze içinde eroin mi var, kalaşnikof mu var nerden bileyim?” :D bilmediğim valizi niye üstüme kaydettireyim? Kadın şok oldu, böyle bişeyi belli ki aklının ucundan geçirmemiş. Yok kız deli mi ne, öyle bişey yok içinde diyor :)))) tamam da yine de sorry, almam yani o valizi, hapislerde mi çürüyem durduk yere. Ya varsa? :P

      Sil
  9. henüz ne anasız ağırlarım, en anasız çocuk yollarım. sağlam sebeplerim var :D az daha büyü de öyle gel diyorum bebeye. bizimki bir arkadaşının evinde YAŞAMAK istiyor hatta. o konuya da öyle dedim.


    ama fotodaki ortam çok hoş. bence şahane bi dörtlü olur bunlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teee lisedeyken argadaşın evinde yaşamak nasip oldu ajsjjdjdjd
      Ya o bizde yatardı, ya ben onlarda. Ama nerdeyse her gece (yaz ayları) Argadaşımın anası “tamam artık bu kez hüviyetini de al git akif amcan (babam) nüfusuna yazdırsın seni” derdi biz yine bizde kalcaz dedikçe (özlüyoruz o günleri. fırk)

      Anaları azcık tahtası eksikçene olsa da çocuklar çok tatlı <3 kız da tam eşantiyon oldu mayayla aynı yaştalar eheuehe
      “Ben insan sevmiom çocuk sevmiom” desem de bakma sen mahallenin çocuksever kedili deli teyzesi modundayım aslında :)))

      Sil
    2. Ay babanın adı Akif mi, benimki de ❤️

      Sil
  10. O ''Her boku anlatma, açıldıkça açılma '' şeyini ben de yapıyorum ve sonra kendime çok kızıyorum. Karşı taraf tırsıyor resmen.

    Bu ''farklar'' meselesi derin mevzu. Sanırım başka bir ülkeye adapte olabilmenin sırrı. Türkiye'de ne olursa olsun, kan bile kussam insanlardan umudumu kesemiyorum. Dün mesela, üniversite sınavına geç kalan iki çocuğu polis otosu yetiştirmiş sınava, gördün mü İnstada filan?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla ne desem bilemedim ki elif... haberi gördüydüm. Polis abiler tatlışlık yapmış, çocuğu yetiştirmiş. Hoş gerçekten. Ama yüzlerce genç de yetişemedi, kapılarda perişan oldu, ayılıp bayıldı, emekleri çöpe gitti... fak dı sistım.

      Burada olsa muhtemelen hiçbir polis bu “insanlığı” yapmazdı. Çünkü görev tanımında “vatandaşı arabayla biyere bırakma” maddesi yoktur muhtemelen, insiyatif alamaz. İyilik de kötülük de insanın içinde.
      Bu yazılarımda hep anlattığım avrupalı insanın “iyilik yapmamaları” “iyi olmadıkları için” değil. Bu yüzden hak, hukuk, adalet, kural, kaide önemli...

      Bırak yasa elini kolunu bağlasın. Polis kimseye kural dışı iyilik-güzellik yapamasın; ama orantısız güç kullanıp gencecik insanların gözünü de çıkaramasın, felç bırakamasın, öldüremesin de... (çok eski tarih değil gezi olaylarından bahsediyorum)

      Bu tatlı ve naif yorumuna böyle karamsar bir cevap yazmak istemezdim ancak ben umudumu keseli çok oluyor... :(

      Sil
  11. lise 1 de ingilizce kursuna gitmiştim, 90lar. "can I help you?" sorusunu ciddi ciddi anlamamıştım, çok gereksiz ve anlamsız bulmuştum. Yaşlı bir kadının yardıma ihtiyacı varsa veya bi turist yol ortasında etrafa kafası karışık bi şekilde bakınıyosa neden yardım edebilir miyim diye sormak, yardım etmek için izin istemeliydim ki? direk örülürüm teyzenin elindeki poşetlere, turistin konuna girer gideceği yere bırakırım. hoca bana bunun içeriğini anlatamamıştı bi türlü ya da ben anlayamıyordum. Sonra tabi dili ortamında gördükçe, dizilerden izledikçe, ders kitaplarında empoze edildikçe manhattan'a gitmiş, london eye'a binmiş kadar olduk.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Heheh doğru dedin bak onu, böyle kültürel olayları çocuk aklıyla kavramaya çalışmak çok komik oluyo. Resmen 404 not found
      Ahshshhd.
      “Can i help you” ne be pöfff yolda gördüğün nenenin poşetini “ver nenem ben taşıyam” diye kapıp taşımanın “savol yavrııııım allah razı ossun gızım” falan diye hayır duası almanın tadı başka ama yaaa <3 hihohoho “can i help you?” Diyip izin alıp taşıycaksam o tadı alamam şahsen, hiç kusura bakmasınlar :P

      Sil
  12. Yazılarını niye hep uygunsuz yerlerde okuyorum bilmiyorum Başak😂 mesela şu an bir uluslararası etkinliğin kongre kısmında bildiri dinliyorum (totomla). Sonra açıp bakayım Başak yazmış mı dedim, demez olaydım yine iki kere kıkırdadım tutamayıp ahahahaha😁

    Bir küçük şehir insanı olarak Ankara da ben de benzer şeyleri hissediyorum bazen çok garip. Anadolu şehirlerindeki o haller burada yok, ülkecek kafayı yedik sapığıydı manyağıydı derken, kimsenin çocuğuna gülümseyemiyoruz bile...
    Yanlış anlaşılma korkusu zor ama okurken çok eğlenceli 😁
    Not: hikayenin sonunda hatunun deli çıkacağını bilmiştim hahahha😁

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mızmız sen bunu diyince de benim gözümde canlanıyo hep olay. Ciddi ortamlarda döpiyesi çekmiş, benim bu tırrek yazıları okuyup hıs hıs gülüyosun temsili sahneler eheuehue. Her seferinde ben de gülüyorum sayende :D
      Hele bi de beni düşün. Ben türkiyede çocuklara karşı bayan rotermayr gibi kalıyorum ya ahshhdjdjd. Bizimkiler dizisindeki dunkof un annesi “ulrike yenge” gibi kalıom akskdkdkdk
      Akıllısı beni bulmaz, delisi dibimden ayrılmaz zaten kadın deli çıkmasa şaşardım :D

      Sil
  13. Başak sen iyi ki doğmuşsun yaaa :))) Yine gülmekten yarılarak okudum yazını. Sana bir şey soracam da burdan yazmaya çekindim. Mail adresin var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nesliciiiim çekinme yaz ne istersen. Bayılırım <3
      usanovicbasak@gmail.com -mail adresim.
      Ben seni instadan da takipliyorum bu arada kullanıcı adım: bskus
      Takibe takip. Dm den de yürüyebilirsin eheıheu

      Sil
  14. Bloğunuzu yeni keşfettim, başarılarınızın devamını dilerim. Bloğuma ziyarete beklerim.

    YanıtlaSil
  15. Yine Harika bir yazıydı❤️
    Arabanın lastiği konusu tam da geçen hafta başıma geldi. Aynen genelde eşim yapardı ama bu sefer beraber gidip (öğretmesi için) ben yaptım. Ayda bir kez kontrol etmekte fayda varmış. Bizim benzincide bozuklukla çalışan pompalar var çok zor değilmiş.

    Hollandalıları Alman ve İngilizlerden biraz daha rahat buluyorum ben. Sanırım farklı milletten çok insan olduğu için zamanla biraz yumuşamışlar. playdatelerde ise resmen çocukları başından atmak için her yol deneniyor. Dila basisschoola başladı ertesi gün bir kız playdate istemişti. Oha oldum. Meğer o kız her gün bir yere gitmeye çalışıyormuş. Hatta bazı çocuklar afterschoola gidiyor ve o kadar bıkmışlar ki annemi ara size geleyim diye bana yalvarıyorlar. Ne kadar acısam da pek yanaşmıyorum çünkü hem sorumluluk hem de dil bilmemem beni duraksatıyor.

    Yine de best friend olayı çok güzel, Sebastian belki size şimdi sardı ama gün gelecek başka şekillerde faydası olacaktır bu girişimlerin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burdaki benzinliklerde hava pompası beleş. Bi de böyle açıkta olan şeyleri (bir yere sabit ve ya kilitli olmayan, ağır olmayan) nasıl çalmıyorlar hala hayret ediyorum eheuhe. Benzinlik 8de kapanıyor, in cin top oynuyor üstelik :D
      Dayımlar fransada yaşıyor (alsace bölgesi) Yengem de şey demişti, orada çocukların annesiyle de muhattap olmuyormuşsun. Çocuk direkt sana söyleyip (ya da evden arayıp) size gelebilir miyim, gece sizde kalabilir miyim? Falan diyomuş. Evet ya da hayır diyorsun ama çocuğun annesiyle teyitleşmeye gerek yok. (Bu dediğim 8 yaşından sonra, ama yine de garip bence)
      Ay bu arada Basti son gelişinde “burda yatam bugün” dedi ansjjdjd anası ok diycekti tabi ki bence ama ben atladım “ona var daha, acık daha büyüyün” dedim :D
      Sebastian çok tatlı bir oğlan bu arada <3

      Sil
  16. yazının lastik kısmını okurken düşündüm, sonuçta erkekler de lastik basıncını kontrol etme bilgisiyle doğmuyor, hayatın içinde daha fazla oldukları (ve daha fazla araba kullandıkları) için ya da yine sosyal kodlar neticesinde ilgileri olduğu için öğreniyorlar, öğrenilen bilgiyi de herkes edinebilir :) (1 dönem gender dersi almışımdır)

    basti'nin annesi görmüş ki çocuğa iyi bakılıyor, sen de dünden razısın, durumdan faydalanmış dkdhjdj almanlar/avusturyalılar hakkında çok şey bilmiyorum ama insanlar genel olarak işlerine geldiği gibi, politik davranmayı severler :D günlük hayatla ilgili kültür farkı yazılarını çok severek okuyorum çünkü dirndl ya da almanların dakik olması gibi şeyleri herkes bilir ama böyle küçük detayları sadece yaşayan biliyor :) böyle samimi ve eğlenceli bir üslupla anlatılınca da dadından yinmiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O konu beni de düşündürüyor nikki ya. Elbette çok kolay bir işlem ve herkes öğrenebilir :) bizim ev hayatımızda klasik kadın-erkek rolleri var. Ben yemek, temizlik, ütü, çocukların bakımı gibi konularda iş yükü fazla olan tarafım. Eşim de mesela bahçe, araba, tamirat, amelelique, ırgatlıque konularından sorumlu. Benim “araba” ile ilgili mevzuları öğrenmeyişimin nedeni “benim kafam basmaz, araba erkek işi” falan diye kodlamam değil tabi ki :) sadece iş yüküme yeni bir madde eklemek istemiyorum :)))) harise kitleyebileceğim şeyi öğrenip niye kendi bacağıma sıkayım? Asjjdjdjhdhd
      Ben ev hayatında eşitliği, herkesin her işi eşit miktarda yapması olarak savunmuyorum mesela. Temizliği %50-50 yapalım, ütüyü bi gün sen yap bi gün ben yapayım; bahçedeki odunların yarısını sen kır yarısını ben kırayım, sifonu sen tamir et lavaboyu ben açayım olarak tamamen eşit ve genderfree roller haline getirmek pratik olmazdı mesela benim için. Çünkü ikimizin de hali hazırda daha hızlı ve efektif olarak yaptığı işler var. En baştan öğrenmek, püf noktalarına nail olmak, ustalaşmak zaman alır. Herkes iyi yaptığını sunsun işte... Ancak yapılan iş yükünde totalde bir eşitlik olmalı. Benim temizliğe harcadığım zaman ve enerjinin eşdeğerini Haris bahçedeki çimleri biçmeye harcıyorsa tamam mesela. Kadın evde hizmetçiliquee ederken erkek yan gelip yatıyorsa orada var tabi sıkıntı. Ama erkek de o esnada ev ve aile hayatına hizmet eden iş yapıyorsa (bak altını çiziyorum “ o esnada!!!” “Bütün gün şirkette çalıştım ailemize para getirdim şimdi yatabilirim” kafası değil) yapılan işin cinsiyete atfedilmiş rol olması rahatsız etmiyor beni. Nitelik değil nicelik önemli benim için :D
      Bu konuda ayrı bir yazı yazasım vardı aslında. Hemen de gaza geldim :D

      Saolasın beybisu. <3 Bu tarz yazıların devamı gelecek ;)

      Sil
  17. Gelip gidip bi de yorumları okuyorum hehhehehe:) senin yazıların altı kendisi büyüklüğünde yorum yaratıyo Başak yaa mikemmelll😃

    YanıtlaSil