İkisi de yavrunun (yavru=2 yaş) kendisine aşırı yapışık, götünden ayrılmayan, sürekli fiziksel temas isteyen (yemekte bile kucakta oturan) anasını tuvalete bile göndermeyen, sürekli kendisiyle oynansın isteyen, nefes aldırmayan yavrular olduğundan şikayetçi. Bu durumdan aşırı bunalıyorlar, ciğerleri soluyor, göz deviriyorlar, sürekli bunun ne kadar yorucu olduğundan ve perişan olduklarından şikayet ediyorlar.
Bakın ben anaları eleştirmeyi, arkalarından verip veriştirmeyi sevmem. Bunu yaparsam rahatsız ve kötü hissederim, haddime değildir bilirim. Ayrıca onların seçimlerinde, kararlarında etkili şartlar neydi bilemem... Ama bu ikisinin "analık çok zor, hayatımız çok zor, çocuğumuz çok needy" ağlanmalarından çok bıktım ve gıybetimi yapacağım artık buraya izninizle, dayanamıyorum.
Çünkü onlara söylemek istediklerimi yüzlerine söyleyemiyorum. Söyleyemememin nedeni, bende söyleyecek döt olmaması değil; üstüme vazife olmaması...
Bir ananın diğer anaya "bak şekerim sen yanlış yapıyorsun, onu öyle yapmanı ben tasvip etmiyorum" demeye hakkı yoktur çünkü!
Bu iki ananın ortak noktası şu: çocuklarını 1 yaşından itibaren sabah 8den akşam 3e kadar kreşe verdiler. (Hatta biri 4e kadar)
Üstelik devlet çalışmayan annelerin çocuklarını 2,5 yaşından önce kreşe vermesine imkan tanımadığı için dünya paralar ödeyip özel kreşlere verdiler...
Çalışan, evine ekmek getirmek derdinde olan
anaları tenzih ederim. Ben kreş tü kaka, vermeyin kreşe oturun evde, daş yiyin, kendiniz bakın demiyorum.
Sadece bir kadının çalışmadığı, kocasının über zengin olduğu, hiç bir işinin olmadığı (eve de temizliğe ütüye yardımcı geliyor, haftanın 5 günü süper fancy restoranlardan organik yemek sipariş ediliyor) şartlarda bu kadar küçük çocuğu neden tamamen keyfi olarak bu kadar uzun saatler kreşte bıraktığını anlayamıyorum diyorum...
Hafta içi bütün gün; spa, masaj, spor, alışveriş, goygoy takılıyorlar ama sor: dünyanı en çilekeş anası! Çocuk çok zor! Canından bezmiş!
Tamam hadi onu da anlayayım, canı öyle istemiştir, öyle karar vermiştir. Ama sonra neden hala bu kadar şikayet ettiklerini anlamıyorum!
Çocuk seni günde 2 saat görüyor çünkü, tabi ki yapışacak!
Sen bu seçimi kendin yaptıysan, bunu öngörmeli, hoş görmeli tolere etmeli göz devirmemelisin o vakit! "Çocuk beni özlüyor, benimle kucak kucağa vakit geçirmek istiyor, varsın yapışsın, 2 saat idare edivereyim, onu gönlünce tatmin edeyim" diye kabul edeceksin.
Hayat seni bu kadar yoruyorsa, o zaman ben ne yapayım amk? Bütün gün işe gidip, geldiğinde çocuğunda yapışma semptomları görünce "çocuğumu bıraktığım için böyle yapıyor yavrım" diye vicdan azabından ölen analar ne yapsın? Lütfen bu kısslar bana bu kadar ağlanmasın artık.. Çünkü ne diyem, Mahmut mu diyem inanın bilemiyorum...
"Evet haklısın canım, çocuk çok zor. Ben de yaşıyorum aynı sıkıntıları" diyorum ama nah yaşıyorum :)))
Benim sıkıntım çocuğumun business class uçarken jetlag yaşaması, tatildeki kral dairesi süitin babyproof olmayışı, puset itmek zorunda olduğum için christian loubutain larımın ayağıma vurması değil :(((
Şimdi diyeceksiniz ki "ulan başakito, senin böyle jet-set ortamların vardı da hiç sölemiyon" hehehe var tabi olm ne sandınız :)))
Eh hadi birazcık da hasetinize su serpeyim, bu kadar paraya pula lükse rahatlığa ramen mutsuzlar.. Parayla saadet olmuyor!
Konuya dönecek olursak. Mecburi bir çalışma, hastalık, hayat memat meselesi yoksa bebekler ve toddler'lar bu kadar uzun saatler kreşe dehlenmemeli! Vermeyin demiyorum hobi olarak yine verin. Ev hanımı da olsanız, tek çocuklu da olsanız tabi ki kendinize Zaman ayırmaya ihtiyacınız var. Ama 3-4 saat verin max, neyinize yetmiyo?
Dün yine bu Koket ekürim geldi Bi ton ağlandı gitti. Maya'ya bakıp "ay ne güzel yaaa kendi takılıyor, ne kadar mutlu, ne kadar sosyal, sana yapışmıyor, çok şanslısın" dedi.
Bunu karakter meselesi olarak kabul etmiş, benim çocuğum da İşte böyle mızmız, zor bir çocuk, bana aşırı bağımlı bir çocuk dedi. "bu dönem hırçınlık fazındayız; terrible two yaşıyoruz, kızım kreşte herkesin yüzünü gözünü yoluyor, çok saldırgan" dedi. İşte bunlar hep terrible two ve karakter :((( dedi...
| ekürim. temsili. hehehe. |
Değil amo diyemedim... "Verme bacın siqem çocuğunu günde 38 saat kreşe verme" diyemedim :)
"Ailece geçireceğiniz tek zaman olan haftasonunda çocuğu bakıcıya kakıp kocanla Paris'e gitme" diyemedim... (Tabi ki insanız kocayla kaçamak neden olmasın? Ama o kadar sık yapıyor ki bunu... Ve çocuğu kendi günde 3 saat görüyor, babası hafta sonu dışında hiç görmüyor)
Ha derseniz ki benim çocuğum ben onunla yeterince zaman geçirdiğim halde mızmız, bana bağımlı, hassas karakterli; siz diyebilirsiniz. Size kredi var :)
O zaman gerçekten terrible two dur, geçiş fazıdır, hassas narin duygusal yapılıdır.. Ve sizin emekleriniz, kurduğunuz güven ilişkisi sayesinde bu günler zaten geçecektir...
Ama ben ortada bu kadar dev bir, çocuğu kendinin ve babanın hayatından dışlama varken, suçun terrible two ya da mizaca vs atılmasını bir de üstüne "chok yrulyrm cnm yhaa" denmesini hazmedemiyorum...
Ha bu yazının kimseye bi faydası oldu mu? Yooooukk :)) ama dün çok kuruldum, azıcık döküleyim istedim.

Of of benim de böyle bir yazı yazmaya ihtiyacım var da yazamıyorum. Şimdi bize dil öğretsin diye gelen oyun ablası (o varken gala evden çıkamıyorum yemek yapıyor, çamaşır katlıyorum falan neyse) buradaki bir grup Türk ailelerden bazı tanıdıklarıma gidiyor. Bazıları kafayı yemiş. Çocuğa dil öğretilen bahanesiyle her sabah öğlene kadar kreşe gönderiyor, yetmiyor haftanın 4 günü oyun için birilerini çağırıyor öğleden sonra, ve hafta içi boş kalan bir öğleden sonra için ise çocuğa bakmakta şikayet ediyor. Ve o çocuk hep mutsuz, gözleri ışıldamıyor artık ama anne asla tatmin olmuyor. Hiç anlamıyorum bu hırsı. 2,5 yaşındaki çocuk be zaman anneyle oynayacak birşeyler paylaşacak ya da Türkçesini geliştirecek.
YanıtlaSilBurada okullarda çocukların seviyesini ölçen sınavlar oluyor yılda bir. Düşük not alan başka bir arkadaşımın çocuğu için demişler ki Türkçe kelime dağarcığını arttırın. Önce Türkçesi gelişecek ki sonra yabancı dili gelişsin.
Bir diğer gıybetim de çocuğuyla asla katiyen oyun oynamayan anneler. Var böyleleri. Evet çocuğun kendi kendini oyalama becerisi iyi ama onlarda da bilişsel gelişim yavaş kalıyor. Birebir oyun kitap vs ile çocuklar daha çabuk konuşuyor, sayıları nesneleri vs daha iyi öğreniyor üstelik tatmin oluyor. Anne babayla oynama gibisi var mı ya. Acıyorum valla o çocuklara
Dil öğrensin bahanesiyle oyun ablasına dadanmak iyiymiş ama:))) Toto'nu kaldır oyun gruplarına götür, yabancı anne-çocuklarla sosyalleş, mahalle-belediye etkinliklerine katıl derler adama. Ama işte diyemiyorlar :) benim yazıdaki analar Türk değil okuma şansları hiç yok rahatça yazabildim :P
SilAnadili oturtmak şart, bana bunu kreşte daha ilk günden söylemişlerdi! Etkin Türkçe öğretemezsen, etkin Almancayı bekleme diye (ki öğretemedim de öhöömmm neyse) ne diyorduk bu yazıda kendimizi gömmek yok, gıybet var :D
Sızmak üzereyken okudum. Yarın ben de gıybetlerimle geliyorum buraya.
YanıtlaSilOoo açtım corona'mı bekliyodum yaa (beyim Bi hovardalık yapıp 6lı Corona almış ucuz biradan ciğerim solduydu Asjdkflfl)
SilAlırım yarın Bi dal gıybetini :D
Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilÇok ama çok doğru bir tespit... Tabi ki özünde hepsi ilgili, sevgi dolu, fedakar analar olduğundan büyük resim görülemiyor ve bu "tv-ananın kadın arkadaşlarıyla sosyalleşme, AVM'lerde aile gezmeleri yapma" döngüsünden çıkılamıyor.
SilGeleneksel metodların arasına sıkıştırılmış modernlik "çocukta Kıyafet Moda'sı, modern dizayn kreş-oyuncak, şeker hamurundan pastalı konsept parti modası" gibi güdük ucube birşey olmaktan ibaret kalıyor...
Çocuğu ağam paşam fazından al, leş eğitim sisteminin kucağına at gelinen nokta ortada...
Birey olarak farkındalık geliştirmekten başlayacak herşey. Ama gelişmiyor aq farkındalığı :)))
Yok yok etmesin sonuna kadar haklısın
SilHah, işte bunlardan her yerde bol bol var. Durum umutsuz bacılar. Görmezden geliyorum. Yaa öyle mi canım, vah vah filan diyorum. Çocuk dün gece 2 de uyudu diyor mesela veya çocuğu zorla- tabletle günde 9 öğün baseleyip kaka yapmıyor diye ağlıyor veya çocuk çok seviyor diye (3 yaş) kola içiriyor düzenli olarak. Off. Ömür törpüsü..
SilBu yorum yazar tarafından silindi.
Silpek değerli gıybetçiler.
Silkendi gıybetimi imha ettim.
malum Türkçesi olan insanları gıybetlediydim. bu blog da yarın öbür gün meşhur olur filan aman diyim.
anladınız siz beni, allahrazıolsunevladım.
Te alaam ya, günde 100 tıkım bile yok tatlıqıss ne meşur olması. Burası bizim gizli sorority girls evimiz ashdjfkjf
Silİyi madem Bi gıybetçi başı ben kalam ortada :)))))
İşte bu!! Süper yazı, ne diyem mahmut mu diyem i hatırlattığın için ayrıca teşekkürler. Hiç böyle arkadaşım yok, pek mesudum :)
YanıtlaSilAy böyle arkadaş düşman başına be! Ne hayatlar var aq diye zenginin malı züğürdün çenesini yoruyor :)) geyik bir yana iyi kızdır aslında komiktir, akıllıdır severim de, gömerim de ;)
SilLakin iyi dökülmüşsün. Benimki bir ara mutfağa gitsem "Annediiiim oyada mısın?" diye yokluyordu.
YanıtlaSilNo ofens :) her bebenin var öyle Bi dönemi canım.. Dönem olmasa bile öyle günler vardı mesela bizde de, bazen bütün gün gıcıklığı yapışıklığı üstünde olurdu, öbür gün eğlenceli goygoylu Bi ortam buluverdi mi totosunu dönüp gidiverirdi ama :)) genele vurunca ve aşırı lüks tüketimi içeren burjuvaziye bilenince "çocukla yeterince Zaman geçirmiyor" hesabını kesiverdim :-)))
SilGiybetine giybetle karsilik veriyorum basak:
YanıtlaSilBizim bebenin daha 40i cikmamisti beyimin annesi krese ne zaman vereceksiniz diye sorduydu??????? Homeschooling dusunuyoruz biz diyicektim ama demedim yani keske deseydim.
Her kültürün kreş yaklaşımı farklı işte :) burada ideal kreş saatlerini şöyle formüle etmişlerlerdi: 3 yaş öncesi için çocuğun kreşte geçirdiği saat anasıyla geçirdiği saatten az olmalı. Misal bebe gün içinde max 5 saat kreşte kalıyorsa 6 saat anayla gündüz vakit geçirmeli. Biz de 4 saat kreşle başlattmıştık 2,5yaşta.
SilTabi bir ülkenin pedagogları ortaya bir Model atarken, o ülkenin demografik, sosyo ekonomik özellikleri, çalışma saatleri düzenlemeleri falan hepsini değerlendiriyorlar.
Bizde hem devlet memuriyetinde hem özel sektörde çalışma saatleri fazla olduğu için al bu modeli Türkiye'ye uyarla olmuyor... Karışık Bi konu kreş saati ne kadar olmalı falan filan konusu.
Benim gıybet ama hiç bir çalışma, üretme, ekonomik kaygısı olmayan ananın anlamsızca çocuğu uzun saatler kreşe bırakması dahası üstüne şikayet ediyor oluşuydu :)) mis gibi gıybet işte :D
Yaaa varya efsaneymis senin arkadaslar Başak, hayalimdeki annelik😂 kim kardaşyan gibi, instagrama poz verecegi zaman bebeler kucaginda. Hasetlendim bak şimdi, gidiim mutfaga bari kendimi yemek yapmaya vuriim😂😂
YanıtlaSilYaaa varya efsaneymis senin arkadaslar Başak, hayalimdeki annelik😂 kim kardaşyan gibi, instagrama poz verecegi zaman bebeler kucaginda. Hasetlendim bak şimdi, gidiim mutfaga bari kendimi yemek yapmaya vuriim😂😂
YanıtlaSilBenim çocukla pozum = yok
SilBence şahane anneyim askfkflgşg
Benımde cevremde oyle bır tıp mevcut.Ikı dogumumuzda aynı zamana denk geldı.Kucuk danalar sımdı 1,5 yasında.Ben hala haldır haldır emzırıp faalıyet yapamıyorum dıye sucluluk hıssederken kendılerı gıdıp estettık operasyon oldu.
YanıtlaSilBırımız hata mı yapıyor yoksa herkesın stılı farklı herkesın tuttugu kendıne dıye mı olaya bakmak lazım bende bılemedım valla :)))
Herkesin tuttuğu tezini destekliyorum :)))
SilYazıyı okurken BÖYLE İNSANLAR VAR MI YA diye okudum işte fakirlik seviyem... Allah rızası için her ay böyle bir gıybet yazısı yaz ya valla ba-yıl-dım! Zaten harika yazıyorsun, capsler mükemmel konu da böyle sulu bi konu olunca dadından yinmedi sldkfldk
YanıtlaSilHadi Türk kezbanlar çocuğu sırf yapmış olmak için yapıyor, başka bir hayat şekli düşünemiyorlar da bu cermen kezomarlar ne mana? Sen istersen milyar dolarlarınla çivava köpeklerinle yapayalnız yaşarsın kimse de birşey demez, neden çocuk doğurup sevgi kısmını eksik bırakarak bebeğin hayatını şaapıyorsun? Açlıktan ağzı kokarken her sene bir çocuk yapan çomarlar bir, çocuğun emziğine bal batırıp arkada devcileyin tvlerde survivor açıkken ayakta sallayarak çocuk uyutmaya çalışan yurdum anneleri iki, bu medeniyetin beşiğindeki tiplemeler üç.
Oyyy iltifatlar şahane <3
SilTespitler zehir zemberek :) oyyy
Kızım Mayıs ayında 3 yaşına girecek. Ben 4,5 aylıkken işe dönmek zorunda kaldım. Kızıma anneanne ve babaanne dönüşümlü baktılar. Kayınvalidemi aniden kaybetmemiz sonucunda annem tek başına bakmaya başladı ve yaşı 76. Yaşına ve rahatsızlıklarına rağmen severek ve isteyerek bakmaya devam etti ama ilk başlarda bizim evde bakmasına rağmen, sonrasında kendi evinde bakmak istedi. Mecburiyetten tamam dedik. Evlerimiz uzak. Mecbur ben de annemde kalmaya başladım. Eşim sıklıkla kendi evimizde kalıyordu. 28 aylık olana kadar böyle idare ettik.
YanıtlaSilO vakte kadar bakıcı yüzü görmeyen çocuğu bakıcıya baktırmaya gönlüm razı olmadı. Kreşe gönderelim dedik. Oturduğum semtte toplamda 3 kreş vardı. Hepsi facia. Bu arada kreş arayış sürecim blogluk bir yazı aslında. Neyse sonuç olarak işyerime yakın bir kreşe göndermek durumunda kaldım.
Kreş müdürüne ilk hafta kızımı yarım gün göndermek istediğimi, hatta mümkünse o yarım günde de ilk zamanlarda yanında kalmayı istediğimi söylemiştim. Ama kendisi yıllardan beri her yöntemi denediklerini ve bırak çık yönteminin en etkili alışma yöntemi olduğunu söylemişti. Kendi çapımda araştıran, okuyan, öğrenen ve kendi çapımda bilgi sahibi bir anne olduğumu sanan ben nasıl oldu bilmiyorum ama böyle bir yönteme basiret bağlanmasından mıdır nedendir bilmiyorum "iyi peki" demiştim.
Kreşin ilk günü sabah erkenden eşimle kızımızı alıp kreşe gittik. Üçümüzde de bir hüzün. Öncesinde birkaç defa kreşe gidip öğretmenle tanışmak istemiştim ama bir türlü denk gelmemişti. Öğretmeniyle de o gün tanıştık. İlk başlarda pek içim ısınmadı ama sonrasında çok sevdim o ayrı.
İlk gün sabah 10 gibi bıraktık çıktık eşimle. Çocuk içerde ağlar, ben dışarda. Eşim ağlamamak için kendini zor tutar, bir taraftan beni sakinleştirmeye çalışır. Neyse işe gittim. O gün ömrümden kaç yıl kısaldı bilmiyorum. Bu arada gün içerisinde öğretmeni bir kaç fotoğraf gönderdi kızımın. Masum, iletişim kurmayan, mutsuz fotoğraflar..
Akşam 4'ü zor ettim. Bildiğin koşarak gittim kreşe. Beni görür görmez ağzındaki emziği hırsla yere fırlattı ve başladı ağlamaya. Yanıma bile gelmedi. Ben de öğretmene sarılıp ağlayan bi tip.
Diyeceğim o ki, ben bu yaşımda hiç tanımadığım bir ortama girdiğimde birkaç saatliğine bile olsa nasıl yabancılık çekiyorum. Daralıyorum tanımadığım insanların yanında. 28 aylık çocuk ne yapsın? Ve ilk hafta sabah 9'da götürüp akşam 4'de aldım. Ve aklı selim biri de kalkıp demedi ki bu çocuğu yarım gün gönderin kreşe diye. Hayatın boyunca kendine en çok kızdığın şeyler nelerdir diye sorsalar en başta bu yer alır.
Yazını (sen diye hitabımı, içimi böylesine döktüğümden kurduğum samimiyete ver) yüzümde kocaman bir gülümse ile okurken, gözümden ve kalbimden damlayan yaşlarla okumaya devam ettim. Konunun özünden koptuğu farkındayım ama koca bir kitap okursun ve seni bir cümlesi canevinden vurur ya, "Mecburi bir çalışma, hastalık, hayat memat meselesi yoksa bebekler ve toddler'lar bu kadar uzun saatler kreşe dehlenmemeli! Vermeyin demiyorum hobi olarak yine verin. Ev hanımı da olsanız, tek çocuklu da olsanız tabi ki kendinize Zaman ayırmaya ihtiyacınız var. Ama 3-4 saat verin max, neyinize yetmiyo?" cümlelerinde başladım ağlamaya..
Kesinlikle aynı fikirdeyim. Özbakım çağında mümkünse çocuklar kreşe bile gitmesin. Ama maalesef hayatın yönünü şartlar belirliyor. Biz de erken yaşta çocuğunu kreşe gönderip mağdur olan kesimde yer aldık.
1,5 ay önce bronşit oldu ve kreşten aldık. Çünkü zaten fiziki şartları çok kötüydü. Aynı odada oynayıp, aynı odada uyuyorlardı. Yönetime söz geçiremiyorsun. Velileri örgütleyemiyorsun. Onlar da cabası.
Şimdi tekrar annem bakıyor. Ve biz göçebe hayatımıza geri döndük.. Çok şükür kızımın sağlığı düzeldi, anneannesine çok düşkün ve mutlu.
Uzun yazdım biliyorum. Yazdıklarının özüne dönecek olursak, benim de var etrafımda bahsettiğin tiplerden. Bakıcısı var, her hafta gelen temizlikçisi var, yemekleri yapılıyor ama sorsan çok yoruluyorlar. Kesinlikle ve kesinlikle şunu da savunuyorum. Fiziken ve ruhen size yardımcı olacak biri yoksa hayatınızda hayat çok zor.
Ah Nesli, bilsen ne üzüldüm sana o zor günlerini hatırlattığım ve seni üzdüğüm için...
SilÖncelikle bilmeni isterim ki "yarım günle başlatma" "günde azar azar alıştırarak başlatma" yöntemlerini ben burada gördüm ve öğrendim. Yani bu benim kendi "bilincim" değildi. Sen de kendini "bilinçli davranmadım" diye suçlama. Burada sistem böyleydi, Türkiye'de daha farklı.Ama mesela Türkiye'de yaşasaydım da bütün arkadaşlarım, çevrem Nasıl yaptıysa; racon neyse ben de onu yapacaktım... Aynen söylediğin gibi bazı şeyler içine sinmese de değiştiremiyorsun, örgütlenemiyorsun, elinden birşey gelmiyor, mecburen düzene uyuyorsun.
Sen şanslısın ki annen yanında. Yaşından ötürü fazla efektif olamasa da başında, Allah uzun ömürler versin. Kayınvaliden yine ömrü vefa ettiğince yanında olabilmiş (Nur içinde yatsın..) ve sen de ne kadar güzel, evladına düşkün, sevgi ve şefkat dolu Bi annesin ki, bu deneyiminize hala üzülebiliyorsun :( ama üzülme! Çocuklar detayları değil ortama hakim atmosferi hatırlıyorlar. Yani kızın da seninle geçirdiği kaliteli zamanları, hissettiği sevgi ve güveni, sıcaklığı hatırlayacak. Anam beni kreşe bırakıp gittiydi diye hatırlamayacak ;)) hiç korkma sen böyle sevgi dolu ve yufka yürekli oldukça şahane bir çocukluk geçirecek ;)
zamanı gelince gönlünüze göre, kızının da senin de severek gideceğiniz bir kreş bulmanız dileklerimle sevgiyle kucaklıyorum <3
Umarım yazıyla üzdüğüm kadar, şu yorumumla da belki biraz rahatlatabilmişimdir seni :(
Öyle içimi ısıtan bir yorum yazmışsın ki Başak. Öyle mantıklı ve sevgi dolu sözler ki bunlar. Çok rahatladım inan. Ben zaten "kreşin ilk haftası" başlığını nerede görsem ya da kimden duysam, hep hatırlayacağım ve üzüleceğim bir şeydir bu. Seninle alakası yok.
SilDediklerin çok doğru. Annem çok şükür yanımda. Hep arkamda. Kayınvalidem de Allah gani gani rahmet eylesin, gücünün ömrünün yettiği kadar yanımızda oldu. Keşke hayatta olsaydı da bakamasa bile torununun büyüdüğünü görseydi.
Kreş arayışım haniden beri var. Kafamıza yatan kreşin olduğu semte taşınacağız bu gidişle.
Seni tanımış olmaktan çok mutluyum Başak. Bloğunu yeni keşfettim. Yazılarını merakla okuyacağım. Çok tatlı bir anlatımın var. Anladığım kadarıyla Rusya'da yaşıyorsun. Türkiye'den kucak dolusu sevgiler..
Kötü deneyimler, pişmanlıklar da yaşasak; olaylara bir de güzel taraflarından bakabilmek insanın modunu çok değiştiriyor. Yoksa gerçekten İşimiz çok zor :(
SilKreş ve ya okul için semt değiştiren ve ya ikametini iyi okulların olduğu bir semtteki akraba yanında gösterip her gün kilometrelerce yol tepen çok gördüm! Gerçekten önemli bir konu, umudunu kaybetme eminim güzel bir çözüm bulacaksınız siz de ;)
Ben de seni tanıdığıma çok memnun oldum, bloğuna iade-i ziyarette bulunacağım :) bu arada Rusya'da değil Avusturya'da yaşıyorum :)) Sevgiler buradan da <3