28 Şubat 2016 Pazar

Gelmeyen bahar ve çocuk kıyafetleri



Ben her bahar aşık olmam, ama kışlıkları kaldırır, sonda da götün götün geri çıkarırım.. 
Mart gelip de 2 güzel hava görünce, tamam artık derim. En kalın mont-atkı-eldivenlerden falan başlarım. O kadar da değil derim, yok artık lebron james derim. Bu saatten sonra bunları giyecek halimiz yok derim. 

Ama sonra o kaldırdığım kutuları, birer birer açıp eşelerim. Çünkü bu memlekete bahar gelmez... Hava sürekli feyk atar. Sabah 30 derece başlayıp öğleden sonra 10 dereceye düştüğü olur. Gün içinde 20 derece oynayabilir. Mayıs sonunda kışlık mont gerekebilir. Çiçekler bi açar, bi dökülür. İnsanın içi gider. Adam gibi bahar yaşamadan direkt yaza geçilir. 
Ama yine de kışlık kolilemek bana umut verir, motivasyon verir. O yüzden yine başladım bakalım. 

Bir de çocuklar olduğundan beri küçülenler ne olacak sorunsalı var. O kadar çok giysimiz oluyor ki, bazıları hiç giyemeden küçülüyor. Gurbet elde olduğumuz için, memlekete her gittiğimizde hediyeler toplu geliyor. Kıyafet almayan kalmıyor... Evin içi de kreş de çok sıcak olduğu için aslında hep ince şeyler giyiliyor. Hediye gelen kalınca kazaklar, pantullar neredeyse hiç giyilmeden boynu bükük kalıyor. 


Şimdi benim bu kıyafet saklama işinde 3 aşamam var. Az giyilmiş, iyi durumda ve Türkiye'de bulunmayan markalara ait kıyafetleri yeni doğum yapan sevdiğim arkadaşlarıma gönderiyorum. (Name it, Hatley, sanetta eat ants? Bunları hiç duydunuz mu mesela? Efsanedir)  Bu gönderim işini, buraya ziyarete gelen bir yakınımla bavul ticareti şeklinde yolluyorum. O yüzden malesef zaten çok fazla yer olmuyor valizde, seçici davranıyorum.

Biraz daha özelliksiz, sıradan penye tulum-badi-çorap-hırka-mont-ayakkabı falan olanları beyimin Bosna'daki akrabalarıyla yolluyorum, ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyorlar. Uyduruk ve yıpranmış olanları kaktırıyoum sanılmasın sakın. Mutlaka giyilebilir durumdakileri ayırır; lekeleri çıkartır, mis gibi yıkar ütüler kolilerim. 

Üçüncü kategorim ise çocuklarıma bizzat sakladığım; ileride onların da kendi çocukları olunca onlara giydirmelerini hayal ettiğim parçalar... Takım elbise, şık şıkırdak elbise, deri ceket, sağlam paralar vererek aldığım zerzavat falan daha çok.. 

Eskiden birçok şeye kıyamazdım, yok ya kimselere veremem ben bunu saklayayım diye. (Hem kendi çocuklarıma, hem de kardeşime ve kuzenlerime falan) ama baktım olacak gibi değil.. Çok fazla birikiyor. Hem o zamana kim öle kim kala? Belki çok modası geçmiş kaçacak, belki beğenmeyecekler nerden bileyim. Ayrıca bir de nasıl götüreceğim hepsini Türkiye'ye? Biriktikçe birikiyor. Boşuboşuna beklemesin. Hazır modayken ve rabet görüyorken kullanılsın diye düşünüyorum artık. 

Bir de ben böyle yakınlar arası paslaşmalı 2. elden kıyafet işini çok seviyorum! Bana verilince de çok seviniyorum. Hem cillop gibi beleş ürün :) bi ton masraftan ve gereksiz tüketimden koruyor, hem de biz de aynı şekilde kuzenler arası birbirimizden küçülenlerle büyüdük. Özel ve nostaljik bir anlamı var benim için.

Neyse işte böyle bi algoritma yaptıysam da, yine de karar vermek zor oluyor. Kolilerin içinde kayboluyorum.

Bu zamana kadar maya abisinden küçülenlerle çok iyi idare etti. Ama artık edo'dan mayaya saklayabildiğim şeyler çok azaldı.. Malum çocuklar ayaklandıktan sonra, kıyafetler çok hırpalanıyor. Pantollar diz yapıyor, ayakkabıların cıcığı çıkıyor falan. Bir de bebek eşyaları ne kadar unisex olsa da, kızın Spider man'den Batman'den ciğeri soldu. Artık ona 2-3 yaş ve üstü kıyafetlerde biraz daha kız işi şeyler alıcam. 

Ilk yawrım erkek olduğundan, o zamanlar kız kıyafetlerine hasta olurdum. Babetlere elbiselere falan delirirdim. Ah bi de kızım olsa piyuuuu neler alırım derdim. Erkeklere bi cacık yok, herşey kızlar için güzel valla derdim. Ama sonra bi baktım ki, öyle değilmiş. Kızlar için birşey yok asıl (benim tarzımda diyeyim) o babetler falan da rahatsız görünmeye başladı gözüme, mukavva gibi ayol bunun tabanı çocuk nasıl rahat edecek demeye başladım. Keza elbise de öyle. Pembe,lila falan tonlarını da küçük parçalarda seviyorum. Yani badi, tişört, tayt, bere, çorap vs. Bir mont ya da ayakkabı falan alacağım zaman pembelere gitmiyor elim. 

Bir de çocuklardan önce, büyümüş de küçülmüş tarz adam/kadın kıyafetlerini çok beğenirdim. Yok efendim erkeklere kadife ceket-kasket şapka/fötr şapka; kızlara burberry tarzı bej renk trençkot falan filan. Bildiniz mi? (Hatta edoya 1 yaş civarı giydirmişliğim bile var) Şimdi hiç hoşlanmıyorum onlardan! Bebekler bebek gibi, çocuklar çocuk gibi giyinsin istiyorum. Renk renk, desen desen! Yumuşacık ve rahat şeyler mutlaka. 

Instagramda falan gördükçe de darlanıyorum, bu annelerin çocuk üzerinden haute couture kasmasına. Ne gerek var abi? 
bu ne simdi mesela? 









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder